OpenText, kurumların yapay zekâ çağında karşı karşıya kaldığı dönüşüm başlıklarını İstanbul’da düzenlediği OpenText Summit Türkiye 2026 etkinliğinde ele aldı. Kanada merkezli bilgi yönetimi yazılımı ve hizmetleri şirketinin “Elevate Together” mottosu ve “Secure Information Management for AI” temasıyla gerçekleştirdiği organizasyon, yaklaşık 800 üst düzey yönetici, karar verici ve dijital dönüşüm liderini bir araya getirdi. Etkinlik boyunca yapay zekânın kurumlar üzerindeki etkisi, güvenli bilgi yönetimi, siber dayanıklılık, dijital dönüşüm stratejileri ve veriden iş değeri üretme konusu farklı oturumlarda değerlendirildi.
Geçtiğimiz ay OpenText Türkiye & Azerbaycan Genel Müdürü olarak göreve başlayan Hülya Güven’in ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, şirketin Türkiye pazarındaki yeni dönem önceliklerini de ortaya koydu. OpenText VP Sales Sandra Tiskens, OpenText RVP Solutions Consulting Karim Rizkallah, OpenText RVP Business Value Consulting Garen Yacoubian ve dijital yapısal dönüşüm alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Klemens Skibicki, etkinliğin konuşmacıları arasında yer aldı. Program kapsamında Google Cloud Türkiye Ülke Müdürü Önder Güler ile Hülya Güven arasında gerçekleştirilen özel oturumda ise yapay zekânın iş dünyasına etkisi, teknoloji yatırımlarının yönü ve kurumların güvenli dijital dönüşüm süreçleri ayrıntılı biçimde değerlendirildi.
Yapay zekâ çağında kurumların temel gündemi veriyi anlamlandırmak oluyor
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Hülya Güven, iş yapış biçimlerinin hızla değiştiğini, teknolojinin çok yüksek bir tempoda geliştiğini ve yapay zekânın hemen her sektörde etkisini artırdığını belirtti. Buna rağmen kurumlar açısından meselenin merkezinde hâlâ bilginin bulunduğunu vurgulayan Güven, rekabet üstünlüğünün sadece teknolojiye sahip olmakla açıklanamayacağını dile getirdi. Güven’e göre asıl belirleyici unsur, veriyi anlamlandırabilmek, bu veriyi stratejik değere dönüştürebilmek ve karar alma süreçlerinin doğal bir parçası hâline getirebilmek.
OpenText’in kendisini yalnızca veriyi saklayan bir yapı olarak konumlandırmadığını ifade eden Güven, şirketin bilgiyi işlenebilir, erişilebilir ve karar süreçlerini destekleyen akıllı bir yapıya dönüştürmeye odaklandığını söyledi. Bu yaklaşım, klasik veri depolama anlayışının ötesine geçen daha bütünlüklü bir bilgi yönetimi çerçevesine işaret ediyor. Kurumların sahip oldukları veriyi kullanabilmesi, analiz edebilmesi ve operasyonel süreçleriyle ilişkilendirebilmesi, yapay zekâ yatırımlarının etkisini de doğrudan belirliyor.
Güven’in konuşmasında altını çizdiği noktalardan biri de başarılı kurumların bilgiyi yalnızca arşivlemediği, onu aktif biçimde iş süreçlerine kattığı oldu. OpenText’in bugün bilgi yönetimi, otomasyon, siber güvenlik ve yapay zekânın kesişiminde konumlandığını belirten Güven, şirketin amacının kurumların bilgiden gerçek iş değeri üretmesine yardımcı olmak olduğunu ifade etti. Bu bakış açısı, yapay zekânın tek başına sonuç üreten bağımsız bir teknoloji olmadığına, verinin niteliği ve yönetim biçimiyle birlikte anlam kazandığına işaret ediyor.
Güven, yapay zekâ tartışmalarının giderek daha fazla gündeme geldiğini, ne var ki bu teknolojiden sürdürülebilir ve anlamlı sonuçlar alabilmek için doğru bilgiye ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Verinin doğru, güncel ve bağlamı içinde yönetilmediği bir ortamda yapay zekâdan beklenen çıktıları üretmenin mümkün olmayacağını belirten Güven, Türkiye’de finans, perakende, üretim ve kamu başta olmak üzere birçok sektörde güçlü bir dijital dönüşüm sürecinin yaşandığını söyledi. Buna karşın sektörler değişse de ortak gerçeğin aynı kaldığını, bilginin kurumlar için en stratejik varlık hâline geldiğini vurguladı.
OpenText Türkiye’nin hedefinin yalnızca bir teknoloji sağlayıcısı olmakla sınırlı kalmadığını aktaran Güven, müşterilerle uzun vadeli stratejik iş ortaklıkları kurmak istediklerini söyledi. Bu yaklaşımın daha iyi dinleyen, kurumlara daha yakın çalışan ve somut iş değeri üreten bir model üzerine kurulduğunu belirtti. Güven’in değerlendirmesine göre önümüzdeki dönemde büyüme, bilgiyi iyi yöneten kurumların lehine şekillenecek. Bilgiyi sadece toplayan değil, onu avantaja dönüştürebilen şirketler rekabet ortamında daha güçlü bir konuma yerleşecek.
Etkinliğin ana başlıklarından biri de yapay zekâ yatırımlarından gerçek değer üretmek için kurumların nasıl bir bilgi mimarisine ihtiyaç duyduğu oldu. OpenText VP Sales Sandra Tiskens, konuşmasında yapay zekâ projelerinde başarının verinin doğru yönetilmesine bağlı olduğunu söyledi. Tiskens, Boston Consulting Group’un değerlendirmesine atıfla dünya çapındaki şirketlerin yalnızca yüzde 5’inin yapay zekâ yatırımlarından gerçek değer elde edebileceklerini öngördüğünü aktardı. Bu oran, yapay zekâya yönelik ilginin yüksek olmasına rağmen uygulama tarafında hâlâ ciddi yapısal zorluklar bulunduğunu gösteriyor.
Tiskens’e göre bu durumun iki temel nedeni bulunuyor. Bunlardan ilki, kurumlarda bilginin hâlâ parçalı, bölünmüş ve farklı sistemlere dağılmış biçimde tutulması. İkincisi ise çalışanların ve organizasyonların yapay zekâya yeterince hızlı uyum sağlayamaması. Bu iki unsur bir araya geldiğinde, şirketlerin büyük yatırımlar yapmasına rağmen beklenen verimliliği ve iş değerini üretmesi zorlaşıyor. OpenText’in bu noktadaki yaklaşımı, bilgiyi bağlantılı hâle getirmek, dönüştürmek, güvence altına almak ve çalışanlarla yapay zekâ tabanlı ajanları iş gücünün doğal bir parçası olarak sürece dahil etmek üzerine kurulu.
Tiskens, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını, aynı zamanda kurumların iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiren stratejik bir değişim anlamına geldiğini belirtti. Bu nedenle kurumların yapay zekâya sadece yazılım ya da altyapı yatırımı olarak bakması yeterli görünmüyor. Verinin kalitesi, yönetişim yapısı, erişilebilirliği ve güvenliği, yapay zekâ projelerinin başarısında belirleyici hâle geliyor. Tiskens’in “iyi veri, iyi şirket demektir” ifadesi de bu çerçevede, veri yönetiminin kurumsal performansla doğrudan ilişkilendirildiği bir yaklaşımı özetliyor. OpenText’in bu alanı “yönetişim zekâsı” olarak tanımlaması ise bilgi yönetimi ile yapay zekâ arasında daha disiplinli bir bağ kurulması gerektiğini gösteriyor.
OpenText RVP Solutions Consulting Karim Rizkallah da “Conversation on the Transformative Power of AI” başlıklı konuşmasında, yapay zekâdan en yüksek faydayı elde etmek isteyen kurumların güvenli, bağlantılı ve bağlam odaklı veri yönetimine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Rizkallah, kurumların sahip olduğu bilginin büyük bölümünün farklı sistemlerde ve güvenlik duvarlarının arkasında bulunduğunu söyledi. Bu yapı, kurum içindeki bilginin yapay zekâ sistemleri tarafından etkin biçimde kullanılmasını zorlaştırıyor.
Rizkallah’a göre yapay zekânın başarılı olabilmesi için sadece veriye erişmek yeterli değil. Verinin güvenilir olması, güvenli biçimde yönetilmesi ve doğru bağlam içinde değerlendirilmesi gerekiyor. Yapay zekâ sistemleri kurum içindeki bilgi yapısını, süreçleri ve operasyonel ilişkileri doğru anlayamadığında, şirketlerin yapay zekâ yatırımlarından beklediği değeri üretmesi güçleşiyor. Bu nedenle bilgi yönetimi ile yapay zekâ stratejileri birbirinden ayrı başlıklar olarak ele alınamıyor.
OpenText’in hedefinin kurumların verilerini yapay zekâya hazır hâle getirmek olduğunu belirten Rizkallah, farklı sistemlerdeki bilgiyi bir araya getirmenin ve güvenli bilgi yönetimi yaklaşımıyla yapay zekâ uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etmenin önemini vurguladı. Sürdürülebilir başarının güvenilir veri, güçlü güvenlik politikaları ve doğru bağlamla desteklenen yapay zekâ stratejileriyle mümkün olabileceğini söyledi. Bu değerlendirme, yapay zekâ projelerinde teknik kapasite kadar kurumsal disiplinin de belirleyici olduğunu gösteriyor.
Etkinliğin keynote konuşmacısı Prof. Dr. Klemens Skibicki ise konuyu daha geniş bir dönüşüm perspektifinden ele aldı. Skibicki’ye göre yapay zekâ çağında rekabet avantajı yalnızca teknolojiyi satın alan şirketlerin değil, insanı anlayarak süreçlerini ve zihniyetini dönüştürebilen kurumların olacak. Yapay zekânın iş dünyasını ve toplumu çok yüksek bir hızla değiştirdiğini belirten Skibicki, buna rağmen bu dönüşümü sadece teknoloji meselesi olarak görmenin eksik kalacağını ifade etti.
Skibicki’nin yaklaşımında teknoloji sürekli değişebilir bir unsur olarak konumlanıyor. Buna karşılık şirketlerin planlama yaparken esas alabileceği temel unsur hâlâ insan. Bu nedenle yapay zekâ çağında kurumların ekiplerini, müşterilerini ve onların davranışlarını doğru anlaması gerekiyor. Süreçlerin de bu gerçeklik üzerinden yeniden tasarlanması önem taşıyor. Müşterilerin hız, basitlik, kişiselleştirme, sosyal bağ ve erişilebilir maliyet beklediğini belirten Skibicki, sanayi dönemi mantığıyla tasarlanmış süreçlerin bu beklentileri karşılamakta giderek yetersiz kalacağını söyledi.
Bu çerçevede yapay zekânın doğru kullanımı, yalnızca araçların devreye alınmasıyla sınırlı görülmüyor. Kurumların zihniyet dönüşümünü ekipleriyle birlikte gerçekleştirmesi, süreçlerini daha çevik, daha müşteri odaklı ve daha uyarlanabilir hâle getirmesi gerekiyor. Skibicki’ye göre bu dönüşümü doğru yöneten şirketler, önümüzdeki dönemde rekabet koşullarına daha hızlı yanıt verebilecek.
OpenText Summit Türkiye 2026’da şirketin son dönemde üzerinde durduğu içerik yönetimi, servis yönetimi ve siber güvenlik çözümleri de geniş biçimde ele alındı. Katılımcılar, OpenText’in yapay zekâ çözümü Aviator’ı OpenText Aviator Playground alanında birebir deneyimleme imkânı buldu. Bu alan, yapay zekânın kurum içi bilgi akışları, içerik süreçleri ve operasyonel karar mekanizmalarıyla nasıl ilişkilendirilebileceğini göstermek açısından etkinliğin uygulamalı bölümlerinden biri oldu.
Müşteri başarı hikâyeleri, gerçek kullanım senaryoları ve uzman oturumları da etkinliğin programında yer aldı. Bu oturumlarda yapay zekâ destekli çözümlerin farklı sektörlerdeki iş süreçlerine nasıl entegre edilebileceği ve bu entegrasyonun hangi operasyonel sonuçları doğurabileceği ele alındı. Böylelikle etkinlik, yalnızca stratejik değerlendirmelerden oluşan bir program olmaktan çıkıp, teknolojinin pratik kullanım alanlarına da temas eden daha kapsamlı bir çerçeve sundu.
Paralel oturumlarda Observability & Service Management HUB, Content HUB ve Cybersecurity HUB başlıkları altında kurumların teknoloji önceliklerine yönelik özel içerikler paylaşıldı. Bu başlıklar, dijital dönüşüm gündeminin artık tek bir teknoloji alanıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Kurumlar bir yandan içerik ve veri yönetimini daha verimli hâle getirmeye çalışırken, diğer yandan servis sürekliliği, gözlemlenebilirlik ve siber güvenlik alanlarında daha dayanıklı yapılar kurmak zorunda kalıyor.
OpenText Summit Türkiye 2026’nın genel çerçevesi, yapay zekâ çağında güvenli bilgi yönetiminin kurumlar için nasıl sürdürülebilir bir rekabet avantajına dönüşebileceğini ortaya koydu. Etkinlikte yapılan değerlendirmeler, yapay zekâdan değer üretmenin yalnızca gelişmiş algoritmalarla ya da güçlü altyapı yatırımlarıyla açıklanamayacağını gösteriyor. Kurumların veriyi doğru toplaması, güvenli biçimde yönetmesi, bağlamıyla birlikte anlamlandırması ve bu bilgiyi karar süreçlerinin merkezine yerleştirmesi gerekiyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde rekabetin teknolojiyi en hızlı satın alanlar arasında değil, bilgiyi en doğru yönetenler arasında şekillenmesi bekleniyor. OpenText’in etkinlik boyunca verdiği mesaj da bu eksende birleşiyor: Yapay zekâ, ancak güvenilir bilgi temeli üzerinde kurulduğunda kurumlara anlamlı ve sürdürülebilir değer sağlayabiliyor.
💻🔥 KAÇIRILMAYACAK LAPTOP FIRSATLARI 🔥💻



Teknoblog'un satış ortaklıkları vardır. Bunlar, editoryal içeriği etkilemez, ancak Teknoblog, satış ortaklığı bağlantıları üzerinden satın alınan ürünler için komisyon kazanabilir.







