NASA, evreni gözlemlemek için geliştirdiği yeni nesil uzay teleskobu Nancy Grace Roman’ın fırlatılması için eylül ayını hedeflediğini açıkladı. Ajansın paylaştığı takvime göre, bu tarih teleskopun uzaya gönderilmesi için mümkün olan en erken zaman dilimini temsil ediyor. Roman Uzay Teleskobu, özellikle geniş görüş alanıyla öne çıkarken, Hubble Uzay Teleskobu’na kıyasla çok daha büyük bir gökyüzü bölümünü tek seferde görüntüleyebilecek kapasite sunuyor. Bu yönüyle teleskop, mevcut gözlemevlerinden farklı bir rol üstlenecek.
NASA, Roman’ın SpaceX’e ait Falcon Heavy roketiyle fırlatılacağını doğruladı. Öte yandan kurum, çeşitli teknik ve operasyonel nedenlerle fırlatma takviminin sarkabileceğini de belirtiyor. Buna rağmen proje için belirlenen son tarih Mayıs 2027 olarak ifade ediliyor. Bu zaman aralığı, teleskobun hazırlık sürecinin esnekliğini ve görev öncesi testlerin kapsamını ortaya koyuyor.
Roman Uzay Teleskobu’nun geçmişi 2016 yılına kadar uzanıyor. İlk etapta WFIRST adıyla duyurulan proje, daha sonra NASA’nın ilk baş astronomu olan Nancy Grace Roman’ın anısına yeniden adlandırıldı. Teleskobun aynası Hubble ile benzer boyutlarda olsa da sunduğu görüş alanı en az 100 kat daha geniş. Bu da bilim insanlarının gökyüzünü çok daha kapsamlı biçimde taramasına olanak tanıyor.
Roman teleskobu geniş alan gözlemleriyle yeni keşiflere kapı aralayacak
Roman’ın bilimsel görevleri arasında karanlık enerji, ötegezegenler ve genel astrofizik araştırmaları yer alıyor. Evrenin yaklaşık yüzde 68’ini oluşturduğu düşünülen karanlık enerji, halen büyük ölçüde gizemini koruyor. Bu teleskop sayesinde, evrenin genişleme hızına dair daha hassas ölçümler yapılması hedefleniyor. Bunun yanında Roman, daha önce tespit edilmemiş gök cisimlerini ve geçici astronomik olayları belirleme konusunda önemli bir araç olarak konumlanıyor.
Projede görev alan bilim insanları, Roman’ın diğer teleskoplarla birlikte çalışacağını belirtiyor. James Webb Uzay Teleskobu ve Chandra X-ışını Gözlemevi gibi sistemler genellikle belirli hedeflere odaklanırken, Roman geniş alan taramalarıyla bu hedefleri ortaya çıkaracak. Böylece farklı gözlemevleri arasında tamamlayıcı bir iş bölümü oluşacak. Bu yaklaşım, özellikle kısa süreli veya nadir görülen olayların yakalanmasında etkili olabilir.
Roman, Dünya’dan yaklaşık 1 milyon mil uzaklıktaki bir gözlem noktasına yerleşecek. Bu konum, teleskobun daha stabil ve kesintisiz gözlem yapmasına imkân tanıyor. Üzerinde yer alan 300,8 megapiksel çözünürlüğündeki kamera, görünür ışıktan yakın kızılötesine kadar geniş bir dalga boyu aralığını kapsıyor. Bunun yanında teleskopta bulunan koronagraf cihazı, yıldız ışığını engelleyerek ötegezegenlerin doğrudan görüntülenmesine yardımcı olacak.







