Yapay zekâ modellerinin biyoloji alanındaki kullanımına ilişkin dikkat çekici bir araştırma, bilim dünyasında hem teknik başarı hem de güvenlik boyutuyla tartışılıyor. Science dergisinde yayımlanan ve Stanford Üniversitesi ile Palo Alto merkezli Arc Institute araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, yapay zekâ yardımıyla bakterileri enfekte edebilen yeni virüslerin tasarlanabildiğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, deneylerin yalnızca bakterileri hedef alan virüslerle sınırlandırıldığını ve insanların ya da diğer canlıların etkilenmesini önleyecek güvenlik önlemlerinin uygulandığını belirtiyor. Buna rağmen çalışma, üretici yapay zekânın biyolojik sistemler üzerindeki etkisinin gelecekte nasıl yönetileceğine ilişkin yeni soruları da beraberinde getiriyor.
Araştırmada kullanılan Evo 1 ve Evo 2 adlı genom dil modelleri, çalışma prensibi bakımından ChatGPT veya Claude gibi büyük dil modellerine benzer bir yaklaşım izliyor. Ne var ki bu modeller, kitaplar ve internet içerikleri yerine genetik diziler üzerinde eğitildi. Araştırma ekibi, trilyonlarca nükleotidi analiz ederek DNA’nın genetik yapısındaki örüntüleri ve ilişkileri öğrenebilen bir sistem geliştirdi. Böylece model, genetik diziler arasında yeni kombinasyonlar oluşturabilecek bir seviyeye ulaştı.
Yapay zekâ modeli yüz binlerce virüs tasarımı oluşturdu
Deney kapsamında araştırmacılar, modeli Phi X-174 ile aynı ailede bulunan yaklaşık 15 bin virüs üzerinde ek eğitimden geçirdi. Phi X-174, yalnızca Escherichia coli (E. coli) bakterisini enfekte eden küçük bir bakteriyofaj olarak biliniyor. Araştırma ekibi, modelin eğitim kapsamını özellikle insanları, hayvanları, bitkileri veya mantarları enfekte edebilecek organizmaları dışarıda bırakacak şekilde sınırlandırdı. Bu yaklaşım, olası biyogüvenlik risklerini azaltmayı amaçlayan temel önlemlerden biri olarak öne çıkıyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avrupa Birliği yapay zekâ kurallarını uygulamaya başladı

Anthropic kendi yapay zekâ çiplerini geliştirmek için harekete geçti

Yapay zekâ talebi RAM pazarını kilitledi, 2027 kapasitesi doldu

YouTube yapay zekâ içeriklerine yönelik yeni gelir politikasını duyurdu

OpenAI, Apple’ın ticari sır davasına özel mesajlarla karşılık verdi
Evo modeli daha sonra yaklaşık 700 bin olası yeni virüs tasarımı üretti. Araştırmacılar bu adaylar arasından en umut verici görülen 285 tanesini seçerek laboratuvar ortamında DNA’larını sentezledi ve bakterilere aktardı. Deneylerin sonunda yapay zekâ tarafından tasarlanan 16 virüsün başarılı şekilde çoğalabildiği görüldü. Üstelik bunlardan bazıları, referans olarak kullanılan Phi X-174 virüsünden daha hızlı çoğalma performansı sergiledi. Bu sonuç, yapay zekânın yalnızca mevcut genetik yapıları analiz etmekle kalmayıp işlevsel yeni biyolojik tasarımlar da oluşturabileceğini gösteriyor.
Bunun yanında araştırmacılar, geliştirilen sistemin gelecekte gen tedavileri, sentetik biyoloji ve biyoteknoloji alanlarında önemli katkılar sağlayabileceğini ifade ediyor. Yapay zekâ ile geliştirilecek yeni virüslerin gen taşıyıcıları olarak kullanılabilmesi, kalıtsal hastalıkların tedavisinde daha etkili yöntemlerin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Bununla birlikte bakterileri hedef alan bakteriyofajların antibiyotik direncine karşı alternatif tedavi seçenekleri sunma potansiyeli de uzun süredir bilim dünyasının üzerinde çalıştığı konular arasında yer alıyor. Bu tür modellerin genomların nasıl çalıştığını daha ayrıntılı biçimde anlamaya katkı sağlaması da olası kullanım alanları arasında değerlendiriliyor.
Günün Öne Çıkan Fırsatları
REKLAM — Bu içerikte satış ortaklığı bağlantıları bulunmaktadır. Bu bağlantılar üzerinden yapılan alışverişlerden Teknoblog komisyon kazanabilir.
Öte yandan araştırmanın gündeme getirdiği en önemli başlıklardan biri biyogüvenlik konusu oldu. Son yıllarda farklı araştırmalar, genel amaçlı yapay zekâ sistemlerinin biyolojik tehditler hakkında ayrıntılı bilgi üretme kapasitesinin güvenlik açısından dikkatle ele alınması gerektiğini göstermişti. Genom tasarlayabilen modellerin daha da gelişmesi durumunda, kötü niyetli kişilerin daha bulaşıcı veya daha tehlikeli patojenler geliştirmesine yönelik risklerin artabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bu nedenle bilim insanları, bu tür teknolojilerin yalnızca teknik ilerleme açısından değil, etik ilkeler ve düzenleyici çerçeveler açısından da yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Araştırma, yapay zekânın biyoloji alanında ulaştığı teknik seviyeyi göstermesi bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Mevcut çalışma yalnızca bakterileri enfekte eden virüslerle sınırlı olsa da benzer teknolojilerin gelecekte hangi alanlarda kullanılabileceği ve hangi sınırlar içinde geliştirilmesi gerektiği tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Bilimsel ilerleme ile biyogüvenlik arasında kurulacak dengenin, bu alandaki sonraki çalışmaların yönünü belirleyen temel unsurlardan biri olması bekleniyor.


