Yapay zekâ odaklı dönüşüm süreci Meta içinde ciddi tartışmalara neden olmaya başladı. Şirketin ABD’deki on binlerce çalışanına gönderdiği dahili bilgilendirmede, kurumsal dizüstü bilgisayarlarda tuş vuruşları, fare hareketleri, tıklamalar ve ekran etkinliklerinin takip edilmeye başlanacağı belirtildi. Toplanan verilerin Meta’nın yapay zekâ modellerini geliştirmek amacıyla kullanılacağı ifade edilirken, çalışanlardan gelen ilk tepkiler oldukça sert oldu. Şirket içi mesajlaşma platformlarında kısa sürede yüzlerce yorum paylaşılırken, çok sayıda çalışan uygulamanın kapsamı ve zorunlu tutulması nedeniyle rahatsızlığını dile getirdi.
Meta yönetimi söz konusu veri toplama sistemini, yapay zekâ modellerinin insanların bilgisayarları nasıl kullandığını daha iyi anlamasını sağlayacak bir araç olarak tanımlıyor. Ne var ki çalışanların önemli bir bölümü bunu doğrudan bir gözetim uygulaması olarak değerlendiriyor. Özellikle şirket cihazlarında sistemden çıkış yapılmasına izin verilmemesi eleştirilerin merkezinde yer aldı. Bir mühendislik yöneticisinin “Bu uygulamadan nasıl çıkış yapılabilir?” sorusuna Meta CTO’su Andrew Bosworth’un “Şirket bilgisayarında bunun bir seçeneği yok” yanıtını verdiği aktarıldı. Bu yaklaşım, şirket içinde zaten yükselen gerilimi daha görünür hale getirdi.
Meta’nın son dönemde çalışanlarını yapay zekâ kullanımına yönlendiren uygulamaları bununla sınırlı değil. Şirketin performans değerlendirmelerinde yapay zekâ araçlarının kullanımını dikkate aldığı, çalışanlar için zorunlu “AI Transformation Weeks” etkinlikleri düzenlediği ve çalışanların günlük yapay zekâ tüketimini takip eden dahili panolar hazırladığı belirtiliyor. Bu sistemlerde kullanılan “AI token” miktarlarının ölçülmesi, bazı ekiplerde farklı sonuçlar doğurdu. Öyle ki bazı çalışanların, diğer yapay zekâ araçlarını yönetmek amacıyla yeni otomasyon ajanları geliştirmeye başladığı ifade ediliyor. Tüm bunlar, Meta içinde yapay zekâ süreçlerinin giderek daha yoğun ve ölçülebilir bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor.
Meta çalışanları işten çıkarma planı nedeniyle baskı altında
Şirket içindeki huzursuzluk, işten çıkarma haberlerinin ortaya çıkmasıyla daha da büyüdü. 17 Nisan’da ortaya çıkan bilgilere göre, Meta yaklaşık yüzde 10’luk bir küçülmeye hazırlanıyor. Yaklaşık 8 bin çalışanı etkileyebileceği belirtilen işten çıkarmaların ilk aşamasının 20 Mayıs’ta başlaması bekleniyor. Bu gelişme, haftalardır yapay zekâ eğitimlerine katılan ve çalışma alışkanlıkları takip edilen çalışanlar arasında yeni bir endişe yarattı. Bazı çalışanlar, geliştirilmesine katkı sundukları sistemlerin kendi pozisyonlarını ortadan kaldırabileceğini düşünmeye başladı.
Şirket içindeki mesajlaşma platformlarında paylaşılan gönderilerde moral bozukluğu dikkat çekiyor. Bazı çalışanlar süreci “son derece demoralize edici” şeklinde tanımlarken, işten çıkarma tarihine geri sayım yapan internet sitelerinin oluşturulduğu belirtiliyor. Bunun yanında çalışanlar arasında karamsar mizah içerikleri ve memelerin yayılması da dikkat çekti. Şirket içindeki popüler bir paylaşımda yalnızca “Hiçbir önemi yok” ifadesinin yer aldığı aktarıldı. Bu tablo, Meta’nın agresif yapay zekâ dönüşüm sürecinin çalışan psikolojisi üzerinde belirgin etkiler yarattığını ortaya koyuyor.
Meta CEO’su Mark Zuckerberg ise şirket genelindeki toplantılarda veri toplama uygulamasını savundu. Zuckerberg, bu sistemin amacının “zeki insanların bilgisayarları kullanarak işleri nasıl tamamladığını yapay zekâya öğretmek” olduğunu söyledi. Bunun yanında yapay zekâ alanını “muhtemelen tarihin en rekabetçi sektörlerinden biri” olarak tanımladı. Buna rağmen çalışanların önemli kısmı, bu açıklamaların mevcut belirsizlik ortamını yatıştırmakta yetersiz kaldığını düşünüyor.
Meta’da yaşananlar teknoloji sektöründeki daha geniş dönüşümün bir örneği olarak görülüyor. Microsoft, Coinbase ve Block gibi şirketler de son dönemde yapay zekâ merkezli yeniden yapılanma süreçleri nedeniyle işten çıkarmalar ve şirket içi gerilimlerle gündeme geldi. Buna rağmen Meta’nın dikkat çekici yönü, çalışan davranışlarını takip eden sistemler, zorunlu yapay zekâ eğitimleri, performans baskısı ve küçülme planlarını aynı dönemde devreye alması oldu.







