Samsung, her yıl olduğu gibi 2026 yılının başında da Galaxy S serisinin yeni modellerini tanıttı ve amiral gemisi konumundaki S26 Ultra bir kez daha büyük merak uyandırdı. Doğrusunu söylemek gerekirse, S25 Ultra’nın ardından S26 Ultra’dan devrimsel bir değişim beklememek gerekiyordu. Samsung bu nesilde kasıtlı olarak köklü bir tasarım dönüşümünden kaçınmış ve bunun yerine her parçayı biraz daha iyi hale getirmeyi seçmiş. Bu strateji ilk bakışta sıkıcı gelebilir, ancak sonuçlara baktığımızda ne kadar doğru bir yaklaşım olduğu net biçimde ortaya çıkıyor.
Ortaya çıkan ürün, Galaxy S serisi tarihinin en ince ve en hafif Ultra modeli. Bunun yanı sıra şimdiye kadarki en iyi ekrana, mobil dünyada gerçek bir ilk olan Privacy Display özelliğine ve kamerada somut biçimde hissedilen ışık iyileştirmesine sahip bir telefon var karşımızda. Snapdragon 8 Elite Gen 5 for Galaxy işlemcisi ise benchmark dünyasında yeni bir çıta koyuyor. AnTuTu’da 3,5 milyonu aşan skoru ve Geekbench 6 tek çekirdek testinde S24 Ultra’ya kıyasla yüzde 68 iyileşmesi bu iddiayı sayılarla destekliyor. Peki bu rakamlar gerçek hayata ne kadar yansıyor? S26 Ultra’yı yaklaşık altı haftadır günlük hayatımda test ettim. İstanbul sokaklarında, akşam yemeklerinde, 5G lansman töreninde ve park yürüyüşlerinde elde tutarak onlarca fotoğraf çektim, benchmark testleri yaptım, pil tüketimini ölçtüm. Bu yazıda hem kendi deneyimlerim hem de elimdeki somut veriler sizi bekliyor.
Şunu da baştan söyleyelim: S26 Ultra, 2026’nın Android tarafındaki en eksiksiz paketlerinden birini sunuyor. Ne var ki bu ‘en eksiksiz’ ifadesinin içini tam olarak doldurmak için her bölümü ayrı ayrı incelememiz gerekiyor, çünkü her şey ilk bakıştaki kadar parlak değil. Özellikle kameranın bazı sınırları ve S25 Ultra kullanıcıları için yükseltmenin gerçekten ne anlama geldiği konusunda dürüst olmak istiyorum.
Artılar
- Privacy Display, mobil dünyada gerçek bir ilk ve günlük hayatta anlamlı bir fayda sağlıyor.
- Snapdragon 8 Elite Gen 5 ile benchmark'larda yeni çıta; S24 Ultra'ya kıyasla tek çekirdekte yüzde 68 artış.
- 60W şarjla 50 dakikada tam dolum önceki nesle kıyasla ciddi bir pratiklik kazanımı.
Eksiler
- Titanyumdan alüminyum çerçeveye geçiş. Teknik gerekçesi var ama premium hissi tartışmaya açılıyor.
- 100x dijital zoom'da renk sızması ve netlik kaybı; Ay modu hâlâ yok.
- S Pen bu nesilde de pasif. Bluetooth yok, uzaktan kumanda yok, bu fiyata beklenti karşılanmıyor.
Tasarım
S26 Ultra’yı S25 Ultra’nın yanına koyduğunuzda ilk bakışta aralarındaki farkı yakalamak güç, ama ayrıntılara indiğinizde Samsung’un kasıtlı bir incelme ve yumuşama stratejisi izlediği net biçimde ortaya çıkıyor. Telefon bu nesilde 7,9 mm kalınlığa indi ve 214 grama geriledi; selefinde bu rakamlar sırasıyla 8,2 mm ve 218 gramdı. Dört gramlık fark kulağa önemsiz geliyor, ama uzun süreli elde tutma hissine doğrudan yansıyor. S26 Ultra daha az monolitik, daha az ‘bu telefonu hem masaya yatırmak hem de uzun süre tutmak zor’ hissine sevk ettiriyor. Özellikle yürürken mesaj yazdığınızda ya da uzanmış halde okurken bu küçük tasarım evriminin sağladığı konfor farkını somut biçimde hissediyorsunuz.

Öte yandan bu nesilde en tartışmalı karar tasarım alanında geldi: Samsung, S25 Ultra’daki titanyum çerçeveyi bırakarak Armor Alüminyum çerçeveye geri döndü. Titanyumun premium ve değerli çağrışımına alışmış, hatta S25 Ultra’yı kısmen bu özellik için tercih etmiş kullanıcılar için bu ilk duyuşta gerçek bir hayal kırıklığı. Ama bu kararın pratikte son derece makul gerekçeleri var. Her şeyden önce alüminyum hem daha hafif hem de ısı iletkenliği bakımından titanyuma göre üstün. Telefon yoğun kullanımda ısınsa bile bu ısıyı daha hızlı dağıtıyor. Samsung’un bu kararı ‘Armor Alüminyum’ adlandırmasıyla pazarlaması, bunun sıradan bir geri adım olmadığını vurgulamak için yapılmış bilinçli bir tercih. Benim altı haftalık deneyimime bakılırsa titanyumun yokluğu pratikte neredeyse hiç hissedilmiyor. Çerçeve sağlam ve güvenli hissettiriyor, yanlışlıkla düşürmelere karşı da çekinmeden kullanabiliyorsunuz.
Kamera adasının tasarımı da bu nesilde köklü bir değişime uğradı. Artık daha akıcı ve şeffaf bir çerçeveyle gövdeye entegre olan kamera modülü, görsel olarak çok daha sade ve temiz duruyor. S25 Ultra’nın belirgin şekilde dışarı çıkan ayrı ayrı kamera çıkıntıları yerine S26 Ultra’da kameralar sanki gövdenin içine gömülmüş gibi bir his yaratıyor. Bu, hem estetik hem de pratik avantajlar sağlıyor. Telefonu düz bir yüzeye koyduğunuzda kamera bölgesinin hafifçe yükselmesi devam ediyor, ancak bu S25 Ultra’ya kıyasla belirgin ölçüde azalmış durumda. IP68 su ve toz direnci bu nesilde de korunuyor. 1,5 metre derinlikte 30 dakika boyunca suya dayanıklılık standardı geçerliliğini sürdürüyor ve bu da telefonun parmak izi bırakmayan mat arka yüzeyinin uzun süreli temiz görünümüyle birleşince sağlamlık hissini güçlendiriyor.

Renk seçenekleri bakımından Samsung bu yıl çok daha cesur davranmış. Cobalt Violet ve Sky Blue seçenekleri klasik Siyah ve Beyaz’ın yanına ekleniyor. Ben inceleme sürecinde Siyah rengi test ettim; altı hafta boyunca çiziksiz kalan mat arka yüzey temiz görünümünü korudu, parmak izi de düşündüğünüz kadar sorun çıkarmıyor. Cobalt Violet ise ışığa göre farklı tonlar sergileyen yapısıyla çok daha gösterişli ve kişisel bir tercih. Bu rengi tercih edenlerin telefonlarını çıkardıklarında çevrelerinden yorum almaya hazır olmaları gerekiyor. Uzun lafın kısası, S26 Ultra tasarım açısından öncülünden göze çarpacak kadar farklı değil ama her noktada biraz daha rafine, biraz daha dengeli.
Ekran ve Ses
6,9 inçlik Dynamic AMOLED 2X ekran, 1440 x 3120 piksel çözünürlük ve 499 ppi piksel yoğunluğuyla bu telefonu ellerinize aldığınız anda fark yaratan bir deneyim sunuyor. 1 Hz ile 120 Hz arasında adaptif olarak değişen yenileme hızı, hem pil tasarrufu hem de akıcılık açısından tam olması gereken yerde. Statik içeriklerde 1 Hz’e inen, oyunlarda ve kaydırmada ise 120 Hz’e yükselen bu adaptif yapı kullanıcının müdahalesine gerek kalmadan arka planda sessizce çalışıyor ve bu sessiz çalışma tam da olması gereken şey. 2.600 nite kadar çıkabilen tepe parlaklık değeri, güneşli bir günde dışarıda kullanımda rakipsiz bir okunabilirlik sunuyor. Nisan ortasında güneşin tam tepede olduğu saatlerde dışarıda zaman geçirdim ve ekranı okumakta hiçbir güçlük çekmedim. S25 Ultra ile aynı koşullarda test etme fırsatım olmasa da bu parlaklık düzeyi kendi başına ikna edici.

Bu neslin en dikkat çekici ekran yeniliği ise kuşkusuz Privacy Display özelliği. Dünyada bir ilk olan bu özellik, ekranın yatay görüş açısını yazılımsal olarak kısıtlıyor; yani bir kafede ya da metroda ekranınıza yan taraftan bakan biri yalnızca siyah bir yüzey görüyor. Ayarlar menüsünden tek dokunuşla aktive edebiliyorsunuz ve günlük hayatta bu özelliği ne kadar çok kullandığıma şaşırdım. Banka uygulaması, hassas bir mesaj ya da iş e-postası yazarken ekranınızın yalnızca size görünmesi bu kadar basit bir özellikle mümkün oluyor. Tabii ki, Privacy Display aktifken ekran parlaklığı hafif düşüyor ve renk doygunluğu biraz azalıyor; bu normal bir fizik sonucu. Özellikle çok parlak güneş altında Privacy Display açıkken okunabilirlik biraz zorlaşabiliyor, bu yüzden kapalı alanlarda maksimum fayda sağlıyor. Bununla birlikte bu özelliğin sunduğu güvence günlük hayatta gerçek bir değer katıyor ve Samsung bu yeniliği doğru bir zamanda, doğru bir ürüne entegre etmiş.
Gorilla Armor 2’nin anti-yansıma kaplaması da göz ardı edilemeyecek bir iyileştirme sunuyor. Güneşe karşı çektiğim fotoğraflarda bile ekranın rahatlıkla okunabildiğini bizzat test ettim. Bu, özellikle açık havada içerik tüketen, harita kullanan ya da fotoğraf inceleyen kullanıcılar için doğrudan bir kalite artışı. Renk doğruluğu tarafında ise Samsung’un her nesilde sürdürdüğü yüksek standart burada da kendini gösteriyor. Uyarlanabilir renk, Sinema ve Canlı modları arasında seçim yapabiliyorsunuz ve her birinin görsel karakteri birbirinden belirgin biçimde ayrışıyor. Sinema modu daha ölçülü ve doğal bir palet sunarken Canlı mod doygun ve etkileyici renkler tercih edenler için ideal. Bu seçeneği sunması, Samsung’un farklı kullanıcı profillerine ne kadar iyi hitap ettiğinin güzel bir örneği.
Ses tarafında yine Samsung’un alışıldık stereo hoparlör düzeni var ve bu alanda nesiller arasında büyük bir sıçrama yaşanmadığını söylemek gerekiyor. Hoparlörler yeterli, orta-üstü bir ses deneyimi sunuyor. Podcast ve video için fazlasıyla yeterli ama uzun süreli müzik dinlemek için eşlik edecek bir kulaklık şiddetle tavsiye ediliyor. Galaxy Buds 3 Pro gibi Samsung’un kendi ekosistemi içindeki bir kulaklıkla birlikte Dolby Atmos desteğinin açılması ise içerik deneyimini birkaç adım yukarı taşıyor. Özellikle Netflix ve Apple TV+ üzerinde Atmos destekli yapımlarda bu fark kapsamlı bir sinema hissi yaratıyor.
Performans ve Pil
S26 Ultra’nın içinde Snapdragon 8 Elite Gen 5 for Galaxy işlemcisi çalışıyor. Bu özel sürüm, 2 çekirdek 4,74 GHz ve 6 çekirdek 3,63 GHz konfigürasyonuyla geliyor ve rakamların gerçek hayata yansıması doğrudan hissediliyor. Uygulamalar neredeyse anında açılıyor, çok sayıda Chrome sekmesi açık olsa bile geçişlerde titreme yaşanmıyor, ağır editörler bile tereddütsüz çalışıyor. 12 GB RAM bu kullanım profiline fazlasıyla yeterli. Birden fazla büyük uygulamayı arka planda tutabilir, aralarında geçiş yapabilir ve hiçbirinin yeniden yüklenmediğini görebilirsiniz.

Geekbench 6 CPU testinde elde ettiğimiz sonuçlar şöyle: Tek çekirdek 3.579, çok çekirdek 10.665. S25 Ultra’nın referans değerleri olan 3.148 ve 10.236 ile kıyaslandığında sırasıyla yaklaşık yüzde 14 ve yüzde 4 iyileşme görüyoruz. Ama asıl çarpıcı olan eski nesil karşılaştırması. Samsung Galaxy S24 Ultra’nın Snapdragon 8 Gen 3’ü yalnızca 2.136 tek çekirdek puanı üretebilmişken S26 Ultra 3.579’a ulaşıyor. Bu iki nesil içinde tek çekirdek performansında yaklaşık yüzde 68’lik bir artış. GPU tarafında ise Geekbench 6 OpenCL skorumuz 24.593. Bu değer S24+’ın Exynos 2400’ünün 15.255 puanını ve S24 Ultra’nın Snapdragon 8 Gen 3’ünün 14.121 puanını büyük farkla geride bırakıyor. Yeni Adreno 840 GPU’nun grafik performansına katkısı benchmark rakamlarına açıkça yansımış durumda.

AnTuTu v11.1.1’de toplam skorumuz 3.548.932. CPU 1.087.606, GPU 1.342.048, bellek 387.932 ve UX 731.346 ile toplamı oluşturuyor. Karşılaştırma için S25 Ultra’nın AnTuTu referans değeri yaklaşık 3.111.461 idi; yani bu nesilde toplam skorda yüzde 14 civarı bir artış var. 3DMark Wild Life Extreme testinde ise 6.984 genel skor ve 41,82 FPS ortalama kare hızı elde ettik; bu değer S24 Serisi’nin Exynos modellerine kıyasla performansı histogram dağılımında grafiğin çok ötesine taşıyor. Benchmark test sırasında performans izleme verileri 30°C’den 40°C’ye çıkan sıcaklık ve 26 FPS ile 54 FPS arasında gidip gelen kare hızı gösteriyor. Bu, bilinçli bir termal yönetim sistemi olduğunu ve telefonun performansı kontrollü biçimde dengelediğini ortaya koyuyor.

Pil konusuna gelince, 5.000 mAh batarya günlük kullanım yeterliliğini net biçimde kanıtladı. Benim kullanım profilime göre günlük ortalama pil tüketimi yüzde 59 seviyesinde; ekran açık kalma süresi 2 saat 56 dakika, ekran kapalı çalışma süresi ise 10 saat 20 dakika. Bu ağır bir kullanım profili değil ama sosyal medya, harita, müzik ve kamera kullanımını barındıran gerçek bir İstanbul günlüğünü yansıtıyor ve telefon bu profilde günü dolduruyor. Öte yandan gün içinde daha fazla ekran açık süresi gerektiren zorlu günlerde öğleden sonra şarj gerekebilir. Bu kullanım senaryosunda belirleyici olan 45W hızlı şarj kapasitesi. Masa şarjıyla yaptığım testin sonuçları şöyle sıralandı: 15 dakikada yüzde 45, 36 dakikada yüzde 76, 51 dakikada yüzde 100. Yani 15 dakikalık şarjla telefonunuz gün ortasına kadar rahatça yetecek güce kavuşuyor; bu, yoğun iş temposunda gerçekten değer katan bir pratiklik.
Yazılım, Galaxy AI ve S Pen
S26 Ultra, Android 16 tabanlı One UI 8.5 ile geliyor ve buradaki en önemli haber donanım değil Samsung’un verdiği uzun vadeli söz: Yedi büyük Android güncellemesi ve yedi yıl güvenlik güncellemesi. Bu, S26 Ultra’ya bugün sahip olsanız 2033’e kadar resmi yazılım desteği alacağınız anlamına geliyor. Piyasadaki rakiplerin büyük çoğunluğu dört ila beş yıl güncelleme sözü verirken Samsung’un bu taahhüdü doğrudan satın alma kararını etkileyen bir unsur haline geliyor. Özellikle telefonu birden fazla yıl kullanmayı planlayan ve yatırımını korumak isteyen kullanıcılar için bu fark belirleyici.

Galaxy AI özellikleri bu nesilde daha da olgunlaşmış ve pratikte gerçekten değer katan bir hal almış durumda. Yan tuşa Gemini’ın atanmış olması küçük ama etkili bir karar. Arabanızı sürerken Android Auto üzerinden artık Gemini ile konuşabiliyorsunuz; internette arama yapabilen, anlık soru yanıtlayan, bağlamı anlayan ve düşünceli yanıtlar üretebilen bir asistan her an elinizin altında oluyor. ‘Hey Google’ diye seslendiğinizde başlayan bu deneyim, özellikle navigasyon yaparken bilgi aramanın ya da hızlıca not almanın ne kadar pratik olduğunu gösteriyor. Yolculuk sırasında güzergahı sormak, havayı öğrenmek ya da kısa bir mesaj dikte ettirmek artık ekrana dokunmak zorunda kalmadan gerçekleşiyor.
Galeri uygulamasındaki Creative Studio bu nesilde metin tabanlı düzenleme özelliğini de kazandı. Artık fotoğrafınızı düzenlemek için ne istediğinizi doğal bir dille yazabiliyorsunuz. Arka planı değiştirmek, hava koşullarını düzenlemek, istemediğiniz nesneleri kaldırmak ya da aydınlatmayı ayarlamak için menü menü gezmenize gerek kalmıyor. Bu özelliği test ettiğimde sonuçlar tutarsız olmakla birlikte, basit sahne dönüşümlerinde oldukça ikna edici çıktılar ürettiğini gördüm. Bir park fotoğrafını yağmurlu bir atmosfere çevirdiğimde sonuç şaşırtıcı derecede gerçekçiydi; ağaçların ıslak görünümü, zemin yansıması ve gökyüzü rengi tutarlı biçimde işlenmişti. Daha karmaşık düzenlemelerde ise hâlâ belirgin yapay zeka eserleri görülüyor, bu da özelliğin henüz olgunlaşma sürecinde olduğunu gösteriyor.
Now Brief özelliği takvim, hava durumu ve YouTube içeriklerini tek ekranda topluyor; sabah rutini için ideal bir başlangıç noktası gibi hissettiriyor. Bununla birlikte buraya haber akışlarını, web içeriklerini ve Google Keşfet tarzı kişiselleştirilmiş önerileri entegre etmek mümkün olsaydı çok daha güçlü bir hub haline gelirdi. Şimdilik biraz kısıtlı kalıyor ve içeriğin zenginleşmesi için daha fazla üçüncü taraf entegrasyonuna ihtiyacı var.
S Pen bu nesilde de pasif olarak geliyor; dahili pil ve Bluetooth özelliği yok, dolayısıyla müzik uygulamalarını ya da galeriyi uzaktan kontrol edemiyorsunuz. Kapalı ekranda not alma, ekran görüntüsü üzerine çizim yapma ve hassas metin seçimi gibi klasik işlevleri yerine getiriyor. Doğrusunu söylemek gerekirse S Pen’i günlük hayatta çok sık kullanmadığımı itiraf etmeliyim. Ancak bu, S Pen’in değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Dijital not alma alışkanlığı olan kullanıcılar, belge imzalayanlar, öğrenciler ya da çizim işleriyle uğraşanlar için S Pen bu telefonu rakiplerinden ayıran belirleyici unsur olmaya devam ediyor. Kapasitif ekran kalemini yakın süre içinde piyasaya çıkmış herhangi bir akıllı telefonla da elde edemiyorsunuz ve bu teklik hâlâ değer taşıyor.
Kamera
S26 Ultra’nın kamera sistemi dört lensten oluşuyor: 200 MP ana kamera f/1.4 diyaframla, 50 MP ultra-geniş f/1.9 diyaframla, 10 MP 3x optik zoom ve 50 MP 5x periskop zoom. Bu neslin en kritik kamera haberi ana kameranın diyaframının f/1.7’den f/1.4’e genişlemesi. Bu değişiklik pratikte ne anlama geliyor? Aynı ışık koşullarında sensöre çok daha fazla ışık giriyor; teorik olarak yaklaşık yüzde 47 daha fazla ışık anlamına geliyor bu değişim. Özellikle akşam ve gece saatlerinde, kafede ya da restoranda yapay ışık altında çekim yaparken fark gerçekten hissediliyor: Daha düşük ISO değerlerinde çalışmak mümkün hale geliyor, bu da gürültüyü azaltıyor ve renk doğruluğunu artırıyor.

Gün içi çekimlerde S26 Ultra tam anlamıyla bir İstanbul kamerası gibi davrandı. Ataşehir’in bulutlu sabahlarında çektiğim şehir karelerinde hem gökyüzü dokusu hem gölgeli ön plan dengeli biçimde korundu; altokümülüs bulutların ince dokusunu ve arka plandaki binaların pencere detaylarını aynı karede görmek mümkün. Fenerbahçe Spor Kulübü binasını 1x’ten 5x’e kadar farklı zoom seviyelerinde çektiğimde ana kameradan 5x periskobu geçiş son derece doğal hissettirdi ve her zoom seviyesinde renk tutarlılığı etkileyici düzeyde korundu. Taksi, tabelalar, ağaç yaprakları ve hareket halindeki kalabalık bir sokak karesini dengeli biçimde yakaladığımda kameranın dinamik aralık yönetiminin ne kadar geliştiğini net biçimde gördüm. Ultra-geniş lensteki gökyüzü-bina dengesi de İstanbul silüeti fotoğraflarında ikna edici sonuçlar verdi.
Gece ve alacakaranlık performansı benim testlerimde öne çıkan en güçlü alan oldu. Nisan başında çektiğim dolunayla İstanbul panoramaları, şehir ışıklarını boğmadan gökyüzü detayını koruyan etkileyici kareler üretiyor. Mavi saatte çektiğim geniş panoramada yol aydınlatmaları yanmadı, binaların karanlık cepheleri yeterli detayla kaydedildi ve gökyüzünün pembe-mavi geçişi renk doğruluğu açısından başarılı şekilde yakalandı. Akşam yemeğinde çektiğim yemek fotoğrafları da tatmin edici; hem tavuk kanat hem de baklava çekimlerinde yapay ışık altında renk doygunluğu ve doku detayı güçlü. Renkli iç mekan ortamlarında da kamera beklentileri karşıladı; Turkcell 5G lansman töreninde karmaşık LED sahne aydınlatması altında çektiğim fotoğraflarda kişi silueti korunmuş, dev ekranın renkleri yanmamış ve seyirci kalabalığı derinlikte net biçimde ayrışıyor.
Selfie ve portre performansı da bu incelemede ciddi bir yer hak ediyor. Aynı konumda saniyeler arayla çektiğim portre modu açık ve kapalı selfie çiftini karşılaştırdığımda önemli bulgular öne çıktı. Portre modu kapalıyken arka plan tamamen net, cilt tonu son derece doğal ve saç detayları korunmuş. Portre modu açıkken ise arka plan belirgin biçimde bulanıklaşıyor, yüzden omuzlara doğru geçiş temiz ve kulaklık gibi ince detaylar da doğru biçimde ayrıştırılıyor. Cilt üzerinde hafif bir yumuşatma algoritması devreye giriyor ama bu abartılı bir düzeyde değil; kırışıklıklar silinmiyor, gerçek doku korunuyor. Bu benim için olumlu bir bulgu; bazı rakiplerin selfie modunda uygulanan aşırı güzelleştirme efektlerinin aksine S26 Ultra daha dürüst bir yaklaşım benimsiyor.
Bununla birlikte bazı sınırların da altını çizmek gerekiyor. Yüksek dijital zoom seviyelerinde, özellikle 100x’e yaklaştığında, renk kanalları birbirine karışmaya başlıyor ve netlik belirgin biçimde düşüyor; bu Ultra modelinin fiziksel sınırı. Fenerbahçe amblemi yakın çekimde yaprak dokusunu kaybediyor, renk sızması belirginleşiyor; 100x’i gerçekten kullanılabilir bir seviyeye taşımak için Samsung’un yazılım işleme gücünü daha da artırması gerekiyor. Özel bir moon mode bulunmaması da gece gökyüzü çekimlerinde ay fotoğrafı çekmeye çalışanlar için hayal kırıklığı yaratabilir; ay fotoğraflarında şekil bozulması ve renk haleleri oluşabiliyor. Makro fotoğrafçılık konusunda da ana kameranın minimum odak mesafesi S25 Ultra’ya kıyasla biraz uzamış; bu, çok yakın mesafeli çekimlerde kameranın ultra-geniş açıya geçmesine neden olabiliyor ve kullanıcıyı biraz şaşırtıyor.
Sonuç
Samsung Galaxy S26 Ultra, S25 Ultra’ya kıyasla radikal bir sıçrama değil. Bunun yerine her alanda biraz daha iyiye giden, olgunlaşmış ve eksiksizleşmiş bir amiral gemisi. Privacy Display mobil dünyada gerçek bir ilk ve günlük hayatta anlamlı bir fayda sunuyor. Snapdragon 8 Elite Gen 5’in katkısıyla benchmark skorları önceki nesle göre görünür biçimde ilerlemiş. Geekbench 6 tek çekirdekte 3.579, çok çekirdekte 10.665, AnTuTu’da 3.548.932 ve 3DMark Wild Life Extreme’de 6.984 puanla yeni bir çıta koyuyor. Alüminyum çerçeveye geçişle birlikte ısı yönetimi daha tutarlı bir profile kavuşmuş ve bu kararın telafi ettiği titanyum yokluğu pratikte neredeyse hiç hissedilmiyor. 50 dakikanın altındaki tam şarj süresi ve gün boyu yeten pil yapısı, pratik kullanımda gerçek bir rahatlama sağlıyor. Kamera tarafında ana lensteki f/1.4 diyafram iyileştirmesi özellikle düşük ışıkta ölçülebilir bir fark yaratıyor ve selfie doğallığı ile iç mekan renk yönetimi bu nesilde güvenilir bir düzeyde seyrediyor.
Bu telefon kimler için gerçekten biçilmiş kaftan? Uzun vadeli kullanım planlayanlar için yedi yıllık güncelleme taahhüdü başlı başına güçlü bir argüman. Bu tek madde bile satın alma kararını kolaylaştırabilir. İş hayatında aktif olanlar, toplantılardan önemli bilgiler not alanlar ya da hassas içerikleri kamusal alanlarda kullananlar için Privacy Display ve S Pen kombinasyonu bu telefonu rakipsiz kılıyor. Fotoğrafçılık meraklıları için dört lens sistemi, geniş dinamik aralık ve tutarlı renk yönetimi günlük kullanımda fazlasıyla yeterli. Bu inceleme boyunca çektiğim onlarca fotoğraf bunu defalarca doğruladı. Oyun severler ise Snapdragon 8 Elite Gen 5 ve Adreno 840’ın sunduğu grafik performansıyla en ağır mobil oyunlarda bile tereddütsüz deneyim yaşayacak.
S25 Ultra kullanıcılarına dürüst olmak gerekirse geçiş çarpıcı bir yenilik hissi yaratmayabilir. Fark var ama bir nesil yükseltmenin yarattığı “vay canına” anını bulmak için ince ayrıntılara bakmanız gerekiyor. Ancak iki ya da üç nesil öncesinden yükseltme düşünenler ya da sıfırdan premium Android arayanlar için Samsung Galaxy S26 Ultra, 2026’nın hem en kapsamlı hem de en dengeli Android paketini sunuyor. Bu dengeyi yaratan şey tek bir çığır açan özellik değil;Privacy Display, pil yönetimi, ısı kontrolü, yazılım uzun ömrü ve kamera güvenilirliğinin bir arada doğru çalışıyor olması. Uzun lafın kısası, S26 Ultra mükemmel olmayabilir ama 2026’da Android tarafında akıllı para bu telefona gidiyor.
Sık Sorulan Sorular
Samsung Galaxy S26 Ultra S25 Ultra'dan ne kadar farklı?
S26 Ultra, S25 Ultra'ya kıyasla 0,3 mm daha ince (7,9 mm), 4 gram daha hafif (214 gram) ve yeni Snapdragon 8 Elite Gen 5 işlemciyle yüzde 68 daha güçlü performans sunuyor. Titanyum çerçeve yerine Armor Alüminyum kullanılıyor ve kamera tasarımı yeniden düzenlenmiş.
S26 Ultra Privacy Display özelliği nasıl çalışıyor?
Privacy Display, dünyada bir ilk olan mobil gizlilik özelliği olarak tanıtılıyor. Samsung'un bu özellikle ekranı yan açılardan bakıldığında görülmesini engelleyerek gizlilik sağladığı belirtiliyor ancak detayları yazıda tam olarak açıklanmamış.
Galaxy S26 Ultra AnTuTu skoru kaç puan?
Samsung Galaxy S26 Ultra, Snapdragon 8 Elite Gen 5 for Galaxy işlemci ile AnTuTu benchmark testinde 3,5 milyonun üzerinde skor alıyor. Geekbench 6 tek çekirdek testinde de S24 Ultra'ya göre yüzde 68 performans artışı sunuyor.
S26 Ultra kamerası nasıl S25 Ultra'dan farkı var mı?
S26 Ultra'da kamera tasarımı yenilenmiş, modüller artık gövdeye daha akıcı entegre edilmiş durumda. Özellikle düşük ışık performansında somut iyileştirmeler yapılmış. Kamera adası daha temiz görünüyor ve telefonu düz yüzeye koyduğunuzda çıkıntı azalmış.
Teknoblog'un satış ortaklıkları vardır. Bunlar, editoryal içeriği etkilemez, ancak Teknoblog, satış ortaklığı bağlantıları üzerinden satın alınan ürünler için komisyon kazanabilir.



















































