Cep telefonları depremde neden çalışmadı, ne yapılmalı?

26 Eylül 2019 tarihinde İstanbul’da meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem, bu konuda ne kadar hazırlıksız olduğumuz gerçeğini bir kez daha yüzümüze vurdu. Mobil iletişim altyapısının mevcut durumunu da görmüş olduk.

Deprem olduğu zaman ofisteydim ve tam da yemek masasındaydım. Sarsıntı geçer geçmez ilk yaptığım iş eşimi aramak oldu. Çağrı hızlı şekilde gerçekleşti ve 40 saniye boyunca eşimle konuşmayı başarabildim. O sırada kardeşim de diğer hattımdan beni aradı. Diyeceğim o ki, deprem olduktan hemen sonra cep telefonuna sarılıp sevdiklerinin iyi olduğundan emin olmaya çalışanlar bir şekilde çağrılarını gerçekleştirebilmiştir. Ancak bu süre çok kısa sürmüştür.

Doğaldır, bu gibi olayda göstereceğimiz refleks, kendimizin iyi olduğundan emin olduktan sonra sevdiklerimizin iyi olduğundan emin olmaktır, bu nedenle de cep telefonuna sarılmaktır. 16 milyon, hatta daha fazla kişinin bulunduğu İstanbul’da, herkes bu refleksi gösterince, ister istemez cep telefonu şebekeleri de kısa süre içinde hizmet veremez hâle geldi.

Yüksek Elektronik ve Haberleşme Mühendisi olarak, bu konu hakkında bir makale yayınlamanın isabetli olacağını düşündüm.

Mobil iletişim şebekelerine “hücresel ağ” denmesinin sebebi, hizmet verilen coğrafyanın altıgen biçimli hücrelere bölünmesi ve her bir baz istasyonunun da bu hücreden sorumlu olmasıdır. Sonuç olarak hücreler bir araya gelerek şebekeyi oluşturur. Her bir şebeke için belirli bir kapasite planlaması yapılır. Acil durumlarda veya iletişimin yoğun olacağı düşünülen koşullarda hücre planlaması yapılarak, gerektiğinde mobil baz istasyonları yerleştirilerek yüksek veya aşırı talep karşılanır.

Deprem anlık bir olay, ne zaman ve nerede olacağını bilmiyoruz. Mobil iletişim hizmeti sunan operatörler, deprem olduktan hemen sonra şebekelerine gerekli olan müdahalelerde bulunamadan insanlar, acil iletişim ihtiyaçlarını yerine getirmek için şebekelere aşırı şekilde yüklendiğinde, şebeke cevap veremez duruma düşüyor, teknik tabiriyle çöküyor. Benim gibi mühendisler iyi bilir, çöken bir sistemi ayağa kaldırmak, hele çok büyük bir sistemse o kadar kolay değildir ve zaman alır.

İletişim şebekelerinin tasarlanması ve inşası sırasında her zaman acil durumlar göz önünde bulundurulur.

İletişim şebekelerinin tasarlanması ve inşası sırasında her zaman acil durumlar göz önünde bulundurulur. Doğal afet durumlarında geçerli olacak senaryolar oluşturulur ve buna göre şebeke planlaması yapılır. Milyonlarca kişinin yaşadığı İstanbul’da, dünkü yaşadığımıza benzer bir deprem anında herkesin elindeki telefona sarılacağını mobil operatörlerdeki çalışanlar da biliyordur. Ancak böyle bir acil durumda herkese kesintisiz hizmetin verilmesi için çok büyük yatırım gerekmektedir. Bunun yanı sıra hücrelerin kapasitelerinin artırılması, büyüklüklerinin azaltılarak bir bölgedeki daha az sayıda kullanıcıya hizmet sunacak hâle getirilmesi gerekir. Bu hem para hem de etrafımızda gördüğümüz baz istasyonu sayısının artmasını gerektirir. Baz istasyonlarıyla ilgili tartışmaların sıkça döndüğü bir zamanda, herkes buna razı olur mu, orası da tartışılması gereken ayrı bir konu.

26 Eylül İstanbul depreminden sonra esas tartışılması gereken noktalardan biri, mobil operatörlerin yeniden hizmet vermeye başlamasının neden uzun zaman aldığıdır. Eminim ki, üç mobil operatör de dün yaşanan durumu derinlemesine muhasebe edeceklerdir ve buna göre ileriye dönük adımlarını atacaklardır.

Çok şükür ki, dünkü depremin şiddeti orta seviyedeydi. Bu nedenle sabit internet altyapısında ve yer altı hatlarında ciddi bir sıkıntı meydana gelmedi. Ofiste bulunan fiber internet bağlantısı veya IPTV hizmeti kesintiye uğramadı. Bu sayede Sesli FaceTime veya WhatsApp üzerinden dışarıda olmadığını bildiğim veya İstanbul dışında olan yakınlarımla iletişim kurabildim. Ancak Allah korusun, meydana gelmesi muhtemel daha şiddetli bir depremde, altyapıda da sıkıntılar olabilir, bu nedenle Wi-Fi bağlantılı sabit internet hizmetlerini kullanmakta da sıkıntılar yaşayabiliriz. Ayrıca baz istasyonlarının mobil şebeke omurgalarına bağlantısı da yeraltına döşenen fiber hatlarla sağlanır. Daha şiddetli bir depremde bunların da zarar görmesi söz konusu olabilir. Bu durum şebekelerin sadece aşırı yüklenme nedeniyle değil, altyapısal sorunlar nedeniyle işlemez hâle gelmesine neden olabilir ki, bun müdahale etmek daha uzun zaman alır.

Dün meydana gelen İstanbul depremi, hepimizin şapkayı önümüze alıp düşünmemiz gereken bir hadise olmuştur. Biz işin teknoloji tarafından bakacak olursak, mobil operatörler için de bir saha testi niteliğinde olmuştur. Şebekelerin durumu ve acil durum senaryoları yeniden masaya yatırılmalıdır. Aynı zamanda acil durum sonrasında müdahale edecek ekipler hem sayı hem de tecrübe bakımından güçlendirilmelidir.

DEVLET TARAFINDAN KAMUYA AÇIK ŞEBEKEDEN BAĞIMSIZ VE İZOLE BİR ACİL İLETİŞİM ŞEBEKESİ KURULMALIDIR

Devlet tarafında ise, görevlilerin acil durum anında haberleşebilecekleri, müdahale ve yardımı koordine edebilecekleri, birbirleriyle her an iletişim içinde olabilecekleri bir acil durum iletişim ağının kurulması gerekmektedir. Bu sistem, kullanacak kişilere kadar belirlendiği takdirde, acil durum sayesinde yetkililerin ve görevlilerin birbiriyle haberleşmesi daha sağlıklı biçimde yürütülebilir. Devletin istediği takdirde bu sistemi kısa süre içinde kurabileceğine inanıyorum.

Sonuç olarak, deprem sonrasında cep telefonları insanların iyi olduklarından emin olmak için sevdiklerine hemen ulaşmak istemesinden dolayı çalışmamaya başlamıştır. İnsanlara deprem olduktan hemen sonra telefonlarınıza yönelmeyin diyemezsiniz, bu doğal bir reflekstir. Çok büyük yatırım yapmadan ve her yeri baz istasyonuyla doldurmadıktan sonra da oluşan bu aşırı yüklenme şebekeleri işlemez hâle getirir. Dünkü depremde, bazı mobil operatörlerin şebekelerinin yeniden işlemesinin saatler sürdüğünü gördük. En büyük sorunlardan biri buradadır. Bu sürenin mümkün olan en kısa süreye indirilmesi gerekiyor. Öte yandan devletin de doğal afet durumlarında haberleşmek için kullanacağı, sadece belirli ve yetkili kişilerin kullanım hakkı olan ayrı bir mobil iletişim şebekesi kurması gerekiyor.

YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Microsoft Edge için temalar, uyuyan sekmeler ve şifre yöneticisi

Microsoft bu hafta içinde Edge internet tarayıcısı için yeni ve renkli temalar çıkarıyor. Bunun yanı sıra internet tarayıcısı ve genel PC performansının artmasını sağlayan...

Honor V40 tanıtıldı: Dimensity 1000+, 50 MP kamera

Honor V40, birkaç ertelemenin ardından sonunda resmen gözler önüne çıktı. 5G destekli V40, Honor'un Huawei'den ayrılıp Shenzhen merkezli bir konsorsiyumun kontrolüne geçmesinin ardından tanıttığı...

Linux M1 işlemcili Mac bilgisayarlarda başarıyla çalıştırılıyor

Yeni bir Linux çalıştırma girişimiyle Apple'ın M1 işlemcili Mac bilgisayarlarında Ubuntu ilk kez çalıştırıldı. Güvenlik testi için iOS'in sanallaştırılmış bir versiyonunu sunan Corellium adlı...

Samsung Galaxy S21 Ultra Ön İnceleme: Yeni telefonla ilk 24 saat

Samsung'un geçen perşembe günü Unpacked etkinliğinde duyurusunu gerçekleştirdiği Galaxy S21 serisinin en üst seviyedeki modeli Galaxy S21 Ultra elimize ulaştı. Şu anda ön sipariş...

LG akıllı telefon pazarından çıkmayı değerlendiriyor

LG, neredeyse altı yıldır kesintisiz biçimde zarar etmesinin ve 5 milyar dolar harcamanın ardından akıllı telefon pazarından çıkma konusunu ciddi şekilde değerlendiriyor. The Korea...

MediaTek Dimensity 1200 ve 1100 tanıtıldı

MediaTek ilk 6 nm yongaları Dimensity 1200 ve 1100'ü duyurdu. Şirket şimdiye kadar Dimensity serisinde 7 nm yongalara yer vermişti. Cortex A78 çekirdeğinin kullanıldığı...

Netflix’in abone sayısı 200 milyonu geçti

Netflix, abone sayısı konusunda önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Platformun küresel abone sayısı 200 milyonu geçti ve 203.6 milyona ulaştı. Bu başarıda 2020'nin...

Bilgilendirici ve kaliteli teknoloji videoları için Teknoblog YouTube kanalına abone olun

Ana ekrana ekleyin

Ekle
×