Apple’da üst düzey yönetimde olası değişimlerin konuşulduğu bir dönemde, şirketin insan kaynakları politikalarına yönelik alternatif yaklaşımlar da gündeme geliyor. Microsoft’un kısa süre önce duyurduğu gönüllü çalışan ayrılık programı, teknoloji sektöründe dikkat çekerken benzer bir modelin Apple için nasıl sonuçlar doğurabileceği tartışılıyor. Söz konusu program, belirli yaş ve kıdem şartlarını karşılayan çalışanlara erken ayrılık ve mali teşvik imkânı sunuyor. Bu yaklaşım, doğrudan işten çıkarmalara kıyasla daha yumuşak bir geçiş yöntemi olarak değerlendiriliyor.
Microsoft’un uygulaması temelde çalışan sayısını azaltmayı hedefliyor. Pandemi döneminde hızla büyüyen teknoloji şirketleri, artan talebe yanıt verebilmek için geniş çaplı işe alımlar gerçekleştirmişti. Ne var ki, sonraki yıllarda büyüme hızının düşmesiyle birlikte bu şirketler kadrolarını yeniden dengelemek zorunda kaldı. Apple ise bu süreçte daha temkinli davranarak aşırı işe alım yapmaktan kaçındı ve geniş çaplı işten çıkarmalardan uzak durdu.
Buna rağmen, Apple’ın daha yavaş işe alım politikası farklı bir sorunu beraberinde getiriyor. Şirket, son yıllarda yeni yetenekleri bünyesine katma konusunda sınırlı adımlar atarken, uzun süredir çalışan deneyimli personelin sayısı giderek artıyor. Bu çalışanların bir bölümü, özellikle hisse bazlı teşvikler nedeniyle şirkette kalmaya devam ediyor. Teknoloji sektöründe “resting and vesting” olarak adlandırılan bu durum, çalışanların aktif katkıdan ziyade mevcut haklarını korumaya odaklanmasına yol açabiliyor.
Apple içinde yetenek dengesi nasıl değişebilir?
Büyük teknoloji şirketlerinde maaşların yanı sıra hisse bazlı ödüller önemli bir yer tutuyor. Bu ödüller genellikle birkaç yıl içinde hak ediliyor ve çalışanların şirkette kalmasını teşvik ediyor. Bununla birlikte, kıdem arttıkça bazı çalışanların daha düşük tempoda çalışmayı tercih edebildiği görülüyor. Apple’ın sınırlı işe alım stratejisiyle birleştiğinde bu durum, özellikle yazılım kalitesi gibi alanlarda gözle görülür yavaşlamalara neden olabiliyor.
Öte yandan Apple’ın bu sorunu çözmek için doğrudan agresif işe alımlara yönelmesi de bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Buna rağmen şirketin mali konularda genellikle temkinli bir yaklaşım benimsediği biliniyor. Bu nedenle Microsoft benzeri bir gönüllü ayrılık modelinin, daha kontrollü bir dönüşüm aracı olarak öne çıkabileceği ifade ediliyor.
Microsoft’un sisteminde yaş ve çalışma süresinin toplamının belirli bir eşiği aşması gerekiyor. Apple’ın benzer bir modeli daha esnek kriterlerle uygulayabileceği konuşuluyor. Örneğin daha düşük bir eşik belirlenerek daha geniş bir çalışan grubuna erken ayrılık seçeneği sunulabilir. Bununla birlikte, böyle bir programın ani yetenek kaybına yol açmaması için aşamalı şekilde uygulanması önem taşıyor.
Tüm bunlara ek olarak, yeni liderlik dönemine girilmesiyle birlikte Apple’ın organizasyonel yapısında değişiklikler yapılması daha olası hale gelebilir. Deneyimli çalışanlara alternatif yollar sunulması, şirketin yeni yeteneklere alan açmasını kolaylaştırabilir. Bunun yanında, gönüllü ayrılık modelinin doğru kurgulanmaması durumunda kritik bilgi birikiminin kaybedilmesi riski de göz ardı edilmemeli.







