Christopher Nolan’ın The Odyssey filmi, 70mm IMAX gösterimleri için oluşan sıra nedeniyle sinema dünyasının merkezine yerleşti. Londra’daki BFI IMAX, ek seansların biletlerini 30 dakika içinde tüketirken yaklaşık 40.000 kişi çevrim içi kuyrukta bekledi. Üstelik bu sayı yalnızca tek bir salonun karşılaştığı talebi gösteriyor. İzleyiciler gece yarısı seanslarını, yüksek bilet fiyatlarını ve ülkeler arası yolculukları göze alıyor.
Bunun başlıca nedeni, The Odyssey filminin baştan sona IMAX film kameralarıyla çekilen ilk uzun metraj olması. Christopher Nolan ve görüntü yönetmeni Hoyte van Hoytema, Homeros’un destanındaki denizleri, savaşları ve mitolojik ölçeği büyük perdeye göre hazırladı. Dolayısıyla standart sinema gösterimi ile gerçek 70mm IMAX deneyimi, özellikle açık deniz ve savaş sahnelerinde belirgin biçimde ayrılıyor. 1.43:1 görüntü oranı, standart 2.39:1 kadrajın göstermediği üst ve alt bölümleri de perdeye taşıyor.
Öte yandan dünya genelinde yalnızca 41 salon filmi gerçek 70mm IMAX formatında gösterebiliyor. Prag’daki Cinema City, Avrupa Birliği sınırları içinde bu seçeneği sunan üç merkezden biri olarak yaklaşık 22.000 izleyici ağırladı. Salon, gece yarısından sonra başlayan gösterimler dahil günde dört veya beş seans düzenledi. Norveç’ten Prag’a üç gün otomobille gelen bir ailenin yolculuğu, büyük ekran sineması için oluşan uluslararası ilgiyi gösterdi.
Bununla birlikte filmin 70mm IMAX kopyası yaklaşık 18 kilometre uzunluğa ve 300 kilogram ağırlığa ulaşıyor. Salon çalışanları kopyayı parçalar hâlinde teslim alıyor, özel tabla sistemine yerleştiriyor ve sıcaklık kontrollü projeksiyon odasında çalıştırıyor. IMAX ise gösterimleri yöneten projeksiyon uzmanlarına özel onay veriyor. Melbourne’daki IMAX salonu, eylül sonuna kadar dolan seanslar nedeniyle yetkisiz bilet satışlarıyla da mücadele etti.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
70mm IMAX, The Odyssey deneyimini baştan sona değiştiriyor
70mm IMAX, film şeridini projektörden yatay geçiriyor ve her karede 15 perforasyon kullanıyor. Daha büyük negatif, standart 35mm filme göre daha fazla ayrıntı ve daha belirgin film dokusu sağlıyor. IMAX, formatın görsel kalitesini yaklaşık 18K seviyesiyle tanımlıyor. Ancak deneyimi yalnızca çözünürlük belirlemiyor, çünkü dev perde görüş alanının çok daha büyük bölümünü kaplıyor.
Günün Öne Çıkan Fırsatları






REKLAM — Bu içerikte satış ortaklığı bağlantıları bulunmaktadır. Bu bağlantılar üzerinden yapılan alışverişlerden Teknoblog komisyon kazanabilir.
Buna karşılık standart dijital salonlar çoğunlukla 2K veya 4K projektör kullanıyor. Dijital IMAX salonları daha büyük perde, özel ses sistemi ve çoğunlukla 1.90:1 görüntü oranı sunuyor. Gerçek 70mm IMAX ise uygun salonlarda 1.43:1 kadrajı koruyor. Böylece ufuk çizgisi, gökyüzü, gemiler ve çevresel ayrıntılar kadrajdan çıkmadan izleyiciye ulaşıyor.
Tabii ki analog gösterim, sesin de analog kaynaktan geldiği anlamını taşımıyor. Projektör görüntüyü fiziksel film karelerinden aktarırken salon sesi senkronize dijital kaynaktan oynatıyor. Böylece analog görüntü dokusu, çok kanallı ses ve yüksek dinamik aralıkla birleşiyor. Dalgalar, fırtınalar, savaş sesleri ve müzik, IMAX salonunun akustik özellikleriyle fiziksel bir etki kazanıyor.
Nolan, bu yaklaşımı The Dark Knight Rises, Interstellar, Dunkirk, Tenet ve Oppenheimer filmlerinde aşamalı biçimde geliştirdi. Ne var ki The Odyssey, IMAX film kameralarını baştan sona kullanan ilk yapım oldu. Çekim ekibi yaklaşık 640 kilometre film stoğu tüketti. IMAX ayrıca diyalog sahneleri için daha düşük sesle çalışan Keighley kamerasını ve özel yalıtım muhafazasını prodüksiyona dahil etti.
Bunun yanı sıra sosyal medya, 2.39:1, 1.90:1 ve 1.43:1 kadrajlar arasındaki farkı geniş kitlelere gösterdi. Film makaralarının büyüklüğü, projeksiyon odaları ve gece kuyrukları da analog film nostaljisini güçlendirdi. Bakımı aksayan projektör veya yanlış odak ayarı gösterimi bozabiliyor. Çift lazerli dijital IMAX sistemleri ise analog kopyaların lojistik yükünü azaltarak daha fazla salona ulaşmayı sürdürüyor.






