Katlanabilir telefon kullanırken büyük ekranın ne kadar sık açıldığı, cihazın sunduğu özellikler kadar önemli. Dış ekran günlük işlerde yetersiz kalıyorsa, basit bir mesaj için bile telefonu açmanız gerekiyor. Samsung Galaxy Z Fold 8 ise farklı görüntü oranıyla bu alışkanlığı değiştiriyor. Kapalıyken daha fazla işi rahatça yapabiliyor, açtığınızda ise özellikle video izlerken ve iki uygulamayla çalışırken kullanışlı bir alan elde ediyorsunuz.
Yaklaşık iki haftayı aşan kullanımın ardından bu telefonun en sevdiğim tarafı, kompakt yapısıyla büyük ekran deneyimini bir araya getirmesi oldu. Bununla birlikte geniş gövdenin elde yarattığı his, hoparlörlerin konumu ve pil tüketiminin kullanım biçimine göre değişmesi üzerinde durmak gerekiyor. Günlük kullanım notlarını, performans testlerini ve kamera örneklerini bir araya getiren Galaxy Z Fold 8 inceleme yazımızda ayrıntılara bakalım.
REKLAM — Bu içerikte satış ortaklığı bağlantıları bulunmaktadır. Bu bağlantılar üzerinden yapılan alışverişlerden Teknoblog komisyon kazanabilir.
Artılar
- Günlük işleri telefonu açmadan tamamlatan kullanışlı dış ekran.
- Video ve çoklu pencere kullanımını kolaylaştıran geniş iç ekran.
- Parlak, akıcı ekranlar ve karşıdan bakışta dikkat dağıtmayan katlanma izi.
- Günlük kullanımda ve uygulamalar arası geçişlerde akıcı performans.
- Büyük ekrana iyi uyum sağlayan uygulamalar.
- Hızlı ve tutarlı parmak izi okuyucusu.
- Gündüz çekimlerinde canlı renkler ve başarılı yakın plan ayrıntıları.
Eksiler
- Geniş gövde, uzun süreli kapalı kullanımda avucu yorabiliyor.
- Yatay tutuşta hoparlörlerin aynı tarafta kalması stereo etkisini azaltıyor.
- Hoparlörlerin basları sınırlı.
- Gece çekimlerinde parlak ışıkların çevresinde yansımalar oluşabiliyor.
- Uzak ve ince dokularda ayrıntılar yumuşayabiliyor.
- Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemeleri bazen fazla yapay görünüyor.
Tasarım
Galaxy Z Fold 8’i elinize aldığınızda ilk dikkatinizi çeken şey, alışılmış uzun telefonlardan farklı duran gövdesi oluyor. Kapalı durumdaki kısa ve geniş biçim, cihazı daha kompakt hissettiriyor. Dış ekranda sosyal medyaya bakmak, mesajlaşmak veya bir web sayfasını okumak için içerideki büyük ekrana geçme ihtiyacı azaldığından, bu tasarım günlük kullanımda karşılığını buluyor.

Ancak kompakt olmak, her durumda daha rahat tutuş anlamına gelmiyor. Telefonu kapalı biçimde kavramak için avucunuzu normal bir telefona göre biraz daha fazla açmanız gerekiyor. Kısa kullanımlarda sorun yaratmayan bu durum, uzun süre sosyal medyada gezinirken avuç içinde gerilmeye bağlı yorgunluk hissettirebiliyor. Özellikle küçük ellere sahipseniz, satın almadan önce kapalı gövdeyi birkaç dakika elinizde denemeniz yerinde olur.
Telefon açıldığında farklı oranların avantajı daha belirgin hâle geliyor. Video izlemek veya iki uygulamayı birlikte kullanmak için cihazı sürekli döndürme ihtiyacı duymuyorsunuz. Dikey tuttuğunuzda ise küçük bir tablet, hatta kullanım hissi bakımından biraz iPad mini havası ortaya çıkıyor. Web sayfaları ve sosyal medya akışları bu tutuşta daha doğal görünüyor.

Menteşe açılıp kapanırken sağlam bir his veriyor. Telefonu yarı açık biçimde masaya koyarak kullanmak mümkün, ancak bu konumda sabit kalabildiği açı aralığına dikkat etmek gerekiyor. Belirli bir noktadan sonra cihaz tamamen açılmaya yöneliyor. Dolayısıyla her açıda bırakılabilen bir dizüstü bilgisayar menteşesi gibi düşünmemek lazım.
Yaklaşık 15-16 günlük kullanımım boyunca kılıf takmadım, çıplak biçimde kullandım ve bu sürede herhangi bir çizik, gevşeme veya başka bir fiziksel sorun gözlemedim. Elbette bu süre, uzun vadeli dayanıklılık hakkında kesin hüküm vermek için yeterli değil. Sağ kenardaki parmak izi okuyucusu ise hem kapalı hem açık kullanımda kolayca bulunuyor. Hızlı ve tutarlı çalışması, gün içinde tekrar tekrar hissedilen küçük ama önemli bir rahatlık sağlıyor

Tasarım değerlendirmesinde yalnızca açık veya kapalı hâle odaklanmak yeterli değil. Telefonun değeri, bu iki biçim arasında gün içinde ne kadar rahat geçebildiğinizde ortaya çıkıyor. Dış ekranda kısa bir işi bitirip cihazı cebinize koymak da, aynı işi içeride daha geniş bir alana taşımak da doğal geliyor. Kullanım alışkanlığı biraz oturduğunda hangi ekranın hangi işte daha iyi olduğu kendiliğinden belirginleşiyor.
Ekran ve Ses
Z Fold 8’in iç ekranı yaklaşık 7,6 inç büyüklüğünde ve 2448 x 1848 piksel çözünürlüğünde. Dış tarafta ise 1248 x 1972 piksel çözünürlüklü, yaklaşık 5,45 inçlik ekran bulunuyor. Her iki ekranda 120 Hz yenileme hızı desteği var. Menüler arasında dolaşırken, web sayfalarını kaydırırken ve sosyal medya kullanırken akıcı bir görüntü elde ediliyor.

Dış ekranın küçük görünen köşegen ölçüsüne bakıp kullanım alanını küçümsememek gerekiyor. Burada genişlik, rakamların ilk bakışta anlattığından daha fazla işe yarıyor. Günlük işlerin önemli bölümünü telefonu açmadan tamamlayabiliyorsunuz. Büyük ekran böylece her işlemde başvurulan bir zorunluluk olmaktan çıkıp ihtiyaç duyduğunuzda kullanacağınız bir seçenek hâline geliyor.
İç ekranın en güçlü yanlarından biri video izleme deneyimi. Telefonu açtığınızda görüntü doğal biçimde geniş bir alana yerleşiyor ve kullanım yönünü değiştirmeden izlemeye başlayabiliyorsunuz. Yine de bunu önceki Fold modellerinden mutlaka daha büyük video görüntüsü elde edildiği şeklinde okumamak gerekiyor. Galaxy Z Fold 7 ile 16:9 içerikte yapılan karşılaştırmada görüntünün kapladığı alan birbirine yakın; asıl fark, gövde oranının ve tutuşun sağladığı pratiklikte.

Katlanma izi, ekrana doğrudan bakarak bir şey okurken veya video izlerken dikkati üzerine çekmiyor. Işık yansıdığında ve ekrana çapraz açıdan baktığınızda ortadaki çizgiyi görebiliyorsunuz. Parmakla üzerinden geçildiğinde de hafif bir oluk hissi var. Buna rağmen günlük kullanımda içeriğin önüne geçen, sürekli kendini hatırlatan bir durumla karşılaşmadım.
Her iki ekran da dışarıda kullanım için yeterli görünürlük sağlıyor. Otomatik parlaklık ayarı ortam değişimlerine uygun tepki veriyor ve kullanım süresince ısınmaya bağlı belirgin bir parlaklık düşüşü gözlemedim. Halbuki daha önceki bazı nesillerde bu durum epey can sıkıcı olmuştu. Bu değerlendirmem ölçülmüş bir tepe parlaklık değerinden ziyade, günlük kullanım deneyimine dayanıyor. Özellikle haritaya bakarken veya dışarıda fotoğraf çekerken ekranı rahat okuyabilmek önemli.

Ses tarafında alt ve üst kenarlara yerleştirilen iki hoparlör bulunuyor. Telefon açık ve yatay tutulduğunda iki hoparlörün de sol tarafta kalması, stereo etkisini azaltıyor. Dikey tutuşta bu etki daha iyi hissediliyor. Baslar çok güçlü değil, ancak videolardaki konuşmalar net ve berrak. Ses seviyesi yükseltildiğinde de rahatsız edici tizleşme veya belirgin patlama duyulmuyor.
Performans ve Pil
Samsung Türkiye’nin bize ödünç olarak sunduğu Galaxy Z Fold 8’in test cihazında Snapdragon 8 Elite Gen 5 işlemci, Adreno 840 grafik birimi ve 12 GB RAM bulunuyor. Depolama kapasitesi ise 256 GB. DevCheck, işlemciyi SM8850 olarak tanımlıyor ve iki güçlü çekirdek için yaklaşık 4,74 GHz’e ulaşan frekans bildiriyor. Ancak bu donanımın asıl karşılığı, aynı anda birkaç işle uğraşırken ortaya çıkıyor.

Örneğin Canva ile bir Instagram hikâyesi hazırlarken yanında tarayıcıyı açmak, fotoğrafları ve metinleri çalışma alanına taşımak rahat bir deneyim sunuyor. Uygulamalar arasında geçerken bekleme veya iş akışını bozan yeniden yüklemelerle karşılaşılmadı. Düsseldorf seyahatimde Gemini ile Google Haritalar arasında sık sık geçiş yaparken de benzer bir akıcılık vardı. Yol tarifi kontrol etmek, bulunduğunuz yerle ilgili soru sormak ve tekrar haritaya dönmek cihazı zorlamadı.
Sentetik testlerde Geekbench 7 tek çekirdek sonucu 2072, çok çekirdek sonucu 6461 puan oldu. GPU testinde 14.794 puan elde edildi. AnTuTu 11.1.5 toplam sonucu ise 2.153.283 puan olarak kaydedildi. Bu toplamın 590.122 puanı CPU, 696.707 puanı GPU, 319.368 puanı bellek ve 547.086 puanı kullanıcı deneyimi bölümünden geliyor.




Günlük kullanımda zaman zaman, özellikle X’te gezinirken hafif ısınma hissetim. Şarj sırasında sıcaklık daha belirgin hâle geliyor, ancak gözlenen kullanımda aşırı rahatsızlık veya belirgin performans düşüşü yaratmadı. Bunu cihazın hiçbir koşulda hız sınırlamadığı şeklinde yorumlamamak gerekiyor. Kısa test puanları ve günlük akıcılık, uzun süreli ağır yük altında korunacak performansı tek başına açıklamıyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

iPhone Duo tanıtıldıktan sonra Galaxy Z Fold 8 satışları hızlandı

Şarjı günlerce düşünmeyin! Huawei Watch GT 7 Pro İncelemesi

Apple’ın iPhone Duo’su sonrası Samsung planlarını hızlandırıyor

Galaxy S26 serisine One UI 9 geldi, işte öne çıkan yenilikler

Samsung Galeri, Google Fotoğraflar ile eşitlemeye hazırlanıyor
Pil tarafında en anlamlı veri, tam şarjdan yüzde 4’e kadar yapılan kullanım. Yaklaşık 33 saatlik bu dönemde 5 saat 21 dakika ekran açık kalma süresi elde ettim. Kullanımım içinde iki saati aşan HBO Max, yaklaşık bir saat X ve navigasyon gibi farklı işler bulunuyor. Dolayısıyla burada yalnızca beklemede geçirilmiş uzun bir süreden söz etmiyoruz. Başka bir kullanımda yüzde 50’den yüzde 4’e düşüş 11 saat 50 dakika sürdü ve ekran 3 saat 4 dakika açık kaldı. Ayrı bir günlük kayıtta ise yüzde 62 tüketimle 5 saat 9 dakika ekran süresi gördüm. Bu kayıtların başlangıç koşulları ve kullanım dağılımları farklı olduğu için doğrudan birbirine oranlayıp kesin bir tam şarj süresi çıkarmak doğru olmayacaktır. Yine de karma kullanımda bir günü tamamlayabilen bir tablo ortaya çıkıyor.



Burada telefonun test süresince kullandığım iki günlük cihazdan biri olduğunu da belirtmem gerekiyor. Tek telefonla çok yoğun kullanımda aynı süreleri beklemek doğru olmayabilir. Ayrıca uzun kullanım kaydında Always On Display ve ortam ekranı özellikleri için yüzde 12,5 tüketim gösteriliyor. Ekran kapalıyken sunulan bu kolaylığın pil tarafında bir karşılığı olduğu açık.
Şarj testinde sıfırdan yüzde 50’ye ulaşmak 28 dakika sürdü. Telefon açıktı, ekran çoğunlukla kapalıydı; Anker’in masaüstü şarj istasyonu ve cihazın kutusundan çıkan kablo kullanıldı. Tam dolum süresi ölçülmediğinden buradan yüzde 100’e ulaşma süresi çıkarmıyoruz. Ancak kısa bir molada yarım doluluğa ulaşabilmek, gün içinde ek enerji gerektiğinde işe yarıyor.
Pil kayıtlarımın verdiği bir diğer mesaj, ekran açık kalma süresinin tek başına bütün hikâyeyi anlatmadığı. Beş saati aşan ekran kullanımının yaklaşık 33 saate yayılmasıyla, daha kısa bir dönemde gerçekleşmesi aynı koşullar anlamına gelmiyor. Arada geçen bekleme süresi, sürekli açık ekran ve kullanılan uygulamalar birlikte değerlendirilmeli. Buradaki sonuçları kendi alışkanlıklarınızla karşılaştırırken özellikle video izleme ve navigasyon sürelerine bakmak, yalnızca toplam ekran süresini esas almaktan daha yararlı olacaktır.
Yazılım
Test cihazımız Android 17 tabanlı One UI 9.0 ile çalışıyor. Samsung’un arayüzünde bu telefon için en önemli nokta, içerideki geniş alanın uygulamalar tarafından ne kadar iyi kullanıldığı. Instagram ve Spotify gibi sık kullanılan uygulamalar farklı görüntü oranına iyi uyum sağlıyor. Büyük ekrana geçmek, yalnızca aynı içeriğin büyütülmüş hâline bakmakla sınırlı kalmıyor.

Çoklu pencere kullanımı da günlük işlerin içine kolayca yerleşiyor. Bir tarafta kaynak sayfayı açık tutarken diğer tarafta içerik hazırlamak, sürekli uygulama değiştirme ihtiyacını azaltıyor. Canva ve tarayıcı arasında fotoğraf ya da metin taşımak bunun somut bir örneği. İşiniz bu tür küçük düzenlemeler içeriyorsa, büyük ekranın faydasını uzun süre beklemeden görüyorsunuz.
İç ve dış ekran arasındaki geçişler de deneyimin önemli bir parçası. Telefonda yaptığınız işe farklı ekranda devam etmek genel olarak sorunsuz ilerliyor. Cihazı kapattığınızda dış ekranda doğrudan devam etmeyi veya kilit ekranından yukarı kaydırarak sürdürmeyi tercih edebiliyorsunuz. Bu seçim, hem hızlı kullanım hem de telefonu kapatınca işi sonlandırmak isteyenler açısından anlamlı.

Yapay zeka tarafında günlük kullanımımın büyük bölümü Gemini ile geçti. Galaxy AI’ı ise zaman zaman web sayfası özeti almak ve fotoğraf düzenlemek için kullandım. Fotoğraflara metinle düzenleme talimatı verebilmek pratik, özellikle küçük değişikliklerde ayrı bir uygulamayla uğraşma ihtiyacını azaltıyor. Bununla birlikte bazı düzenlemeler fazla ileri gidip görüntüyü yapaylaştırabiliyor; sonucu kaydetmeden önce ayrıntılara bakmakta yarar var.

Büyük ekranın faydasını görmek için mutlaka karmaşık bir çalışma düzeni kurmanız gerekmiyor. Bir web sayfasını okurken yanında başka bir uygulamayı açık tutabilmek bile yeterli olabiliyor. Bununla birlikte çoğunlukla tek uygulamayla çalışanlar için dış ekranın yeterliliği daha baskın bir avantaj olacaktır. Fold 8 bu iki kullanım arasında seçim yapmayı kolaylaştırıyor; büyük ekranı her seferinde açmanız gerektiği hissini vermiyor.
Kamera
Galaxy Z Fold 8, arka tarafta 50 megapiksellik ana kamera ile 50 megapiksellik ultra geniş açılı kamerayı bir araya getiriyor. Ana kamera f/1.8 diyafram açıklığı ve 23 mm eşdeğer odak uzaklığı sunarken, ultra geniş açılı kamera f/1.9 diyafram açıklığı ve 13,3 mm eşdeğer odak uzaklığıyla daha geniş bir alanı kadraja sığdırıyor. Ana kameranın sensör boyutu 1/1,6 inç, ultra geniş açılı kameranınki ise 1/2,2 inç olarak görünüyor. Video tarafında da inceleme sırasında kullanılan 4K çözünürlükte, saniyede 30 kare kayıt seçeneği bulunuyor.

Ne var ki, Z Fold 8’in kamera değerlendirmesinde megapiksel sayılarından önce örneklerin anlattığına bakmak daha faydalı. Gündüz çekimlerinde binaların çizgileri, gökyüzündeki bulutlar ve yakın plandaki ayrıntılar belirgin görünüyor. Renkler canlı, özellikle yeşiller ve maviler görüntüye hareket katıyor. Sosyal medyada paylaşmak için çoğu karede ayrıca düzenleme ihtiyacı duymayacağınız bir görünüm var.
Güçlü ışık farkları bulunan sahnelerde de dengeli sonuçlar alınabiliyor. Güneşin kadraja girdiği sokak örneğinde gölgede kalan binalar ve taş zemin tamamen karanlığa gömülmüyor. Buna karşılık doğrudan güneş çevresinde parlak alan kaybı görülebiliyor. Yakın plan çiçeklerdeki doygun renkler de hoş görünse bile, daha doğal tonları sevenler için biraz iddialı gelebilir.
İnsan çekimlerinde yüz, saç ve giysi ayrıntıları iyi aktarılıyor. Arka planın yumuşaması da kişiyi öne çıkaran hoş bir etki oluşturuyor. Bununla birlikte uzaktaki ağaçlar ve ince dokular, görüntü büyütüldüğünde yakın konulardaki kadar net kalmıyor. Fotoğraflara telefon ekranında bakarken daha az dikkat çeken bu fark, büyük ekranda incelerken belirginleşiyor.























Gece çekimlerinde renkli aydınlatmalar ve su üzerindeki yansımalar etkileyici görünüyor. Kamera ortamın havasını korurken karanlık gökyüzünde bir miktar kumlanma, parlak ışıkların çevresinde ise yansımalar oluşabiliyor. Çok güçlü aydınlatılmış küçük alanlarda ayrıntı kaybı da var. Sonuçlar günlük paylaşım için kullanışlı, ancak her ışık kaynağının kusursuz kontrol edildiği bir görüntü beklememek gerekiyor.
Selfie örneğinde güçlü arka ışığa rağmen yüzün aydınlık tutulması olumlu. Saç ve sakal ayrıntıları seçiliyor, arkadaki yapıların da tamamen kaybolmadığı görülüyor. Çektiğimiz ve aşağıda görebileceğiniz 4K, 30 fps video örneğinde şehir manzarası ve gölgeli bölgeler okunabilir durumda. Güneş karşıdan geldiğinde belirgin ışık yansımaları oluşuyor; özellikle böyle sahnelerde çekim açısını hafifçe değiştirmek sonucu iyileştirebilir.
Kamera tarafındaki genel izlenim, seyahatte karşılaşılan farklı sahneleri fazla uğraşmadan kaydedebilen bir telefon olduğu yönünde. Gündüz şehir manzarası, yakın plan ayrıntılar ve akşam aydınlatmaları arasında sonuçların karakteri değişse de kullanılabilir fotoğraf elde etmek kolay. En iyi sonucu almak için özellikle güçlü ters ışıkta kadrajı kontrol etmek ve uzak ayrıntıları gereğinden fazla büyütmemek gerekiyor.
Sonuç




































Samsung Galaxy Z Fold 8’in en güçlü tarafı, farklı gövde oranını günlük kullanımda işe yarayan bir tercihe dönüştürmesi. Dış ekran birçok iş için yeterli olurken, içerideki alan video izlemeyi ve uygulamalarla birlikte çalışmayı kolaylaştırıyor. Açıp kullanmaya başladığınızda sürekli yön değiştirmek zorunda kalmamak da bu rahatlığın önemli bir parçası. Hızlı parmak izi okuyucusu ve uygulamaların ekranla uyumu deneyimi tamamlıyor.
Buna karşılık geniş kapalı gövde uzun kullanımda avucu yorabiliyor, yatay tutuşta hoparlörlerin konumu stereo etkisini sınırlıyor ve pil süresi alışkanlıklara göre belirgin biçimde değişiyor. Kamera gündelik kullanım için başarılı sonuçlar verse de gece ışıkları ve uzak ayrıntılarda sınırları görülüyor. Galaxy Z Fold 8, özellikle kompakt bir cihazdan gerektiğinde küçük tablet deneyimi bekleyenler için anlamlı. Kararı verirken en çok bakılması gereken şey de bu farklı tutuş biçiminin elinize ve günlük işlerinize uyup uymadığı.
REKLAM — Bu içerikte satış ortaklığı bağlantıları bulunmaktadır. Bu bağlantılar üzerinden yapılan alışverişlerden Teknoblog komisyon kazanabilir.

