Tesla’nın “Full Self-Driving” olarak adlandırdığı sürüş destek sistemini Avrupa’da yaygın kullanıma sunma planı beklenenden daha yavaş ilerliyor. Şirket kısa süre önce Hollanda’dan önemli bir onay almış olsa da, Avrupa Birliği içindeki birçok ülke sistemin güvenliği konusunda temkinli yaklaşımını sürdürüyor. Özellikle hız limitlerine uyum, sürücü dikkatinin korunması ve zorlu hava koşullarındaki performans gibi başlıklar düzenleyicilerin odağında bulunuyor. Bu nedenle Tesla için Avrupa genelinde kapsamlı bir izin almak kısa vadede kolay görünmüyor. Şirketin beklentisinin aksine, Hollanda’daki karar diğer ülkelerde hızlı bir domino etkisi yaratmış değil.
Nisan ayında Hollanda’nın yol güvenliği kurumu RDW, Tesla’nın FSD sistemine onay verdi. Bu karar Tesla açısından Avrupa’daki en önemli gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen İsveç, Finlandiya, Danimarka ve Norveç gibi ülkelerdeki ulaştırma otoriteleri daha ayrıntılı incelemeler yürütüyor. Düzenleyici kurumlar özellikle sistemin sürüş sırasında nasıl karar verdiği ve sürücünün ne ölçüde kontrolü elinde tuttuğu konusunda ek güvenlik verileri talep ediyor. Bunun yanında bazı ülkeler, Tesla’nın paylaştığı teknik bilgilerin yeterince şeffaf olmadığını düşünüyor.
İsveçli yetkililerin dikkat çektiği temel konulardan biri hız sınırlarıyla ilgili davranışlar oldu. İsveç Ulaştırma Ajansı’ndan Hans Nordin, Tesla’nın yazılımının bazı durumlarda aracın yasal hız sınırının üzerine çıkmasına izin verdiğini belirtiyor. Düzenleyicilere göre sürüş destek sistemlerinin trafik kurallarını mutlak biçimde uygulaması gerekiyor. Buna rağmen sistemin sürücü tercihlerini önceliklendirmesi güvenlik açısından soru işaretleri oluşturuyor. Avrupa’daki denetleyici kurumlar, otonom sürüş özelliklerinin insan hatasını azaltmasını beklerken yeni risk alanları ortaya çıkmasını istemiyor.
Tesla, Avrupa’daki güvenlik kaygıları nedeniyle yavaş ilerlemek zorunda
Finlandiya ise özellikle zorlu kış koşullarına odaklanıyor. Finlandiyalı ulaştırma yetkilisi Jukka Juhola, buzlu ve karlı yollarda sistemin nasıl tepki vereceği konusunda yeterli kanıt görmediklerini ifade ediyor. Özellikle gece sürüşlerinde düşük görüş koşulları ve kaygan zemin gibi unsurların sensör performansını nasıl etkilediği sorgulanıyor. Bunun yanında ani manevra gerektiren durumlarda yazılımın tepki süresi de değerlendirme altında bulunuyor. Kuzey Avrupa ülkeleri için bu başlıklar yalnızca teknik detay değil, doğrudan trafik güvenliğiyle bağlantılı temel kriterler arasında yer alıyor.
Tesla’nın sistem adı da Avrupa’daki tartışmaların merkezinde bulunuyor. Şirketin “Full Self-Driving” adını kullanmasına rağmen Avrupa’da sunulmak istenen sürüm “FSD Supervised” olarak geçiyor. Yani araç birçok işlemi kendi başına gerçekleştirse de sürücünün sürekli direksiyon başında dikkatli olması gerekiyor. Düzenleyiciler ise “Full Self-Driving” ifadesinin kullanıcıları yanıltabileceğini düşünüyor. Bu isimlendirme nedeniyle bazı sürücülerin sistemi tam otonom olarak algılayabileceği ve dikkatini yoldan çekebileceği belirtiliyor.
Bunun yanında sürücü dikkatinin korunması konusu Avrupa’daki düzenleyicilerin en hassas başlıklarından biri hâline gelmiş durumda. Yetkililer, kullanıcıların sistemi aktif hâle getirdikten sonra telefon kullanımı gibi dikkat dağıtıcı davranışlara yönelebileceğinden endişe ediyor. Tesla her ne kadar sürücünün sürekli yolu izlemesi gerektiğini vurgulasa da, uygulamada bunun ne ölçüde sağlanabileceği tartışılıyor. Özellikle yoğun şehir trafiğinde sürücünün sürekli hazır durumda kalmasının kritik olduğu ifade ediliyor.
Tesla’nın süreci hızlandırmak amacıyla kullanıcılarını düzenleyici kurumlara e-posta göndermeye teşvik etmesi ise beklenen etkiyi yaratmadı. Bazı Avrupa ülkelerindeki yetkililer bu kampanyanın süreci kolaylaştırmak yerine zorlaştırdığını belirtti. Norveç’te görev yapan bir yetkili, yoğun mesaj trafiği nedeniyle yanlış yönlendirilmiş tüketicilere yanıt vermek zorunda kaldıklarını söyledi. Tesla’nın Avrupa Birliği politika yöneticilerinden biri de daha sonra bu yöntemin faydalı olmadığını kabul etti.
Öte yandan Hollanda’daki RDW kurumunun onay sürecinde kullandığı teknik verileri diğer ülkelerle paylaşmaması da sürecin yavaş ilerlemesine neden oluyor. Avrupa’daki birçok düzenleyici kurum, güvenlik testleri ve performans sonuçlarına dair daha fazla veri görmek istiyor. Bu bilgiler paylaşılmadığı sürece diğer ülkelerin ikna edilmesinin zor olduğu belirtiliyor. Avrupa Birliği genelinde geçerli bir onay alınabilmesi için üye ülkelerin yüzde 55’inin desteği gerekiyor. Buna ek olarak destek veren ülkelerin AB nüfusunun en az yüzde 65’ini temsil etmesi şartı bulunuyor.
Yakın dönemde yeni bir oylama planlanmış değil. Temmuz ve ekim aylarında yapılacak toplantılar sürecin geleceği açısından belirleyici olabilir. Buna rağmen mevcut tablo, Tesla’nın Avrupa’daki otonom sürüş hedeflerinin kısa vadede sınırlı kalabileceğini gösteriyor.








