NASA’nın SPHEREx uzay teleskobu, 37 yakın kahverengi cücenin atmosferinde su, metan ve karbon bileşiklerine ait izleri belirledi. Kurumun 8 Ekim’de açıkladığı araştırma, yıldızlarla dev gezegenler arasında kalan bu gök cisimlerinin kimyasal çeşitliliğini inceliyor. Bununla birlikte ölçümler, yaklaşık 2200 dereceden eksi 20 dereceye kadar uzanan oldukça geniş bir sıcaklık aralığını kapsıyor.
Araştırmacılar, yeni SPHEREx çalışmasında ışığın 102 farklı renkteki parlaklığını karşılaştırarak atmosferlerin kimyasal izlerini birbirinden ayırdı. Buna göre gözlemler, su ve metanın yanında karbondioksit ile karbonmonoksit moleküllerinin ışık üzerindeki etkilerini de gösteriyor. Öte yandan aynı sıcaklıktaki kahverengi cüceler bile birbirinden farklı tayflar sunabiliyor ve mevcut modelleri zorluyor.
Kahverengi cüceler, yıldızlar gibi gaz bulutlarının çökmesiyle oluşuyor fakat çekirdeklerinde sürekli hidrojen füzyonunu sürdürecek kütleye ulaşamıyor. Bunun yanında araştırma, bu cisimlerin soğurken bulutlarının inceldiği ve metan bakımından zengin atmosferlere geçtiği evreyi inceliyor. Ekip, ayrıntılı ilk örneğin ardından binlerce başka kahverengi cücenin verilerini de çözümlemeyi sürdürüyor ve örneklemi genişletiyor. Bunun yanı sıra NASA, SPHEREx verilerinin bilim insanlarına ve halka ücretsiz olarak sunulduğunu yeni açıklamasında belirtiyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Webb, bilinen en uzak hızlı radyo patlamasının küçük galaksisini buldu

NASA’nın Otter uzay aracı 2027’de çalışmayan uydulara yaklaşarak inceleme yapacak

Crew-12 ekibi 237 günlük uzay görevinden Dünya’ya döndü

Nikon, yapay zeka kuralı nedeniyle Small World video birincisini değiştirdi

Google ve Meta, Biohub’ın sanal hücre projesine katıldı; toplam kaynak 1,8 milyar dolara ulaştı
102 renkli ölçüm, tek bir fotoğrafın göstermediği kimyasal farkları ortaya çıkarıyor
SPHEREx’in ölçüm yöntemi, yalnızca gök cisminin şeklini gösteren bir görüntüden farklı olarak ışığı dalga boylarına ayırıyor. JPL’nin görev açıklamasına göre moleküller, soğurdukları veya yaydıkları renklerde kendilerine özgü izler bırakarak kimyasal içeriklerini ele veriyor. Dolayısıyla araştırmacılar, uzaktaki bir atmosferden fiziksel örnek almadan ışığın taşıdığı bu izleri kullanarak bileşikleri belirleyebiliyor.
Bunun yanı sıra tayf ölçümleri, uzak galaksilerin mesafelerini hesaplamaya ve evrendeki konumlarını üç boyutta haritalamaya yardım ediyor. SPHEREx tüm gökyüzünü tararken Webb ve Hubble gibi teleskoplar seçilen hedeflerin daha ayrıntılı görüntülerini elde ediyor. Bu nedenle geniş alan taraması, tek tek hedeflerin çevresini ve benzer cisimlerin ortak özelliklerini karşılaştırmaya yarıyor.
Günün Öne Çıkan Fırsatları





REKLAM — Bu içerikte satış ortaklığı bağlantıları bulunmaktadır. Bu bağlantılar üzerinden yapılan alışverişlerden Teknoblog komisyon kazanabilir.
Öte yandan görev, Samanyolu’ndaki suyu ve yaşam için gerekli diğer bileşiklerin buz içindeki dağılımını da araştırıyor. Bu buzlar, yıldızlararası bulutlarda bulunuyor ve yeni yıldızlarla gezegenlerin oluşumuna katılabilecek kimyasal malzemeyi araştırmacılara görünür kılıyor. Bununla birlikte söz konusu kimyasal izler, bir gök cisminde yaşam bulunduğunu gösteren doğrudan bir sonuç oluşturmuyor.
Ayrıca teleskobun geniş taraması, farklı galaksi ve yıldız grupları arasında yalnızca ayrıntılı gözlemlerde görülmeyen eğilimleri arıyor. Böylece yeni kahverengi cüce çalışması, aynı ölçüm aracının atmosfer kimyasını incelemek için nasıl kullanılabileceğini de gösteriyor. Araştırmanın odağında ise bu karanlık cisimlerin sıcaklığıyla atmosferlerindeki moleküller arasındaki ilişkinin gözlemsel veriler üzerinden anlaşılması bulunuyor.


