OpenAI CEO’su Sam Altman‘ın ABD hükümetiyle yapay zekâ sektörünün geleceğine ilişkin yeni bir öneri üzerinde görüşmeler yürüttüğü iddia edildi. Financial Times’ın haberine göre, Altman yalnızca OpenAI için değil, önde gelen tüm yapay zekâ şirketleri için geçerli olabilecek bir model önerdi. Buna göre, ABD hükümeti sektörün en büyük şirketlerinde yüzde 5 oranında hisse sahibi olacak. Böylece yapay zekâ alanında ortaya çıkabilecek ekonomik değerin bir bölümünün kamuya aktarılması ve şirketlerin siyasi engellerle daha az karşılaşması hedefleniyor.
Haberde yer alan bilgilere göre, öneri yalnızca OpenAI ile sınırlı değil. Google, Anthropic, xAI ve Meta gibi yapay zekâ alanında faaliyet gösteren diğer büyük şirketlerin de benzer bir hisse devrini kabul etmesi öngörülüyor. Söz konusu yaklaşımın, hükümet ile sektör arasında daha yakın bir iş birliği kurulmasına katkı sağlaması amaçlanırken, görüşmelerin henüz ilk aşamada olduğu belirtiliyor. Olası bir düzenlemenin yürürlüğe girebilmesi için ise ABD Kongresi’nin onayı gerekecek.
Son dönemde ABD yönetimi ile yapay zekâ şirketleri arasındaki ilişkilerde çeşitli düzenleyici müdahaleler dikkat çekiyor. Anthropic, Trump yönetiminin talimatı doğrultusunda Mythos ve Fable isimli siber güvenlik odaklı yapay zekâ modellerine erişimi geçici olarak durdurmuştu. Şirket daha sonra gerekli izni almasının ardından bu modellere erişimi yeniden açtı. Benzer şekilde OpenAI da GPT-5.6 modelini ilk aşamada yalnızca hükümet tarafından onaylanan iş ortaklarına sunmak durumunda kaldı. Bu gelişmeler, gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin kamu otoriteleri tarafından daha yakından takip edilmeye başlandığını gösteriyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Yapay zekâ düzenlemeleri ABD’de yeniden şekilleniyor
Haziran ayında ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekâ modellerine yönelik önceki taslaklara kıyasla daha dar kapsamlı bir başkanlık kararnamesini imzaladı. Kararname, şirketlerden en gelişmiş yapay zekâ modellerini kamuya açmadan en az 30 gün önce gönüllü inceleme amacıyla hükümetle paylaşmalarını istiyor. Her ne kadar bu süreç zorunlu bir denetim mekanizması oluşturmuyor olsa da, Washington’da yapay zekâya yönelik düzenlemelerin giderek daha kapsamlı hale gelmesi bekleniyor. Bunun yanında bazı siyasetçiler ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar daha sıkı kuralların uygulanması gerektiğini savunuyor.
Financial Times’ın haberinde, hükümetin özel şirketlerde pay sahibi olmasına ilişkin benzer bir örneğe de yer veriliyor. Habere göre Trump yönetimi daha önce Intel’de yüzde 10 oranında hisse aldıktan sonra şirketle ilgili yaklaşımını değiştirdi. Trump, yakın zamanda yaptığı açıklamada ABD’nin Intel’deki payının değerinin 2025 yılında yaklaşık 8,9 milyar dolar seviyesinden 60 milyar doların üzerine çıktığını ifade etti. Bu örneğin, yapay zekâ şirketlerine yönelik benzer bir model için referans olarak değerlendirildiği aktarılıyor.
Günün Öne Çıkan Fırsatları








Teknoblog'un satış ortaklıkları vardır. Bunlar, editoryal içeriği etkilemez, ancak Teknoblog, satış ortaklığı bağlantıları üzerinden satın alınan ürünler için komisyon kazanabilir.
Öte yandan Altman ve OpenAI yöneticilerinin farklı bir seçenek üzerinde de durduğu belirtiliyor. Buna göre önde gelen yapay zekâ geliştiricileri, hisselerinin yüzde 5’ini Alaska Permanent Fund benzeri egemen varlık fonlarına devredebilir. Alaska Permanent Fund, eyaletin doğal kaynak gelirlerini yöneten ve elde edilen kazançtan hem eyalet yönetimine hem de Alaska sakinlerine düzenli ödeme yapan bir fon olarak faaliyet gösteriyor. Benzer bir yapının yapay zekâ sektörüne uyarlanması halinde, teknolojik büyümeden elde edilen ekonomik değerin daha geniş bir kesime aktarılması hedeflenebilir.
Şimdilik taraflar arasında resmi bir anlaşma bulunmuyor ve görüşmeler erken aşamada devam ediyor. Bununla birlikte öneri, yapay zekâ şirketleri ile kamu otoriteleri arasındaki ilişkinin geleceğine dair yeni bir tartışma başlatmış durumda. Önümüzdeki dönemde hem düzenleyici kurumların yaklaşımı hem de sektörün bu tür ortaklık modellerine nasıl yanıt vereceği, yapay zekâ ekosisteminin şekillenmesinde belirleyici unsurlar arasında yer alabilir.






