Sosyal medya platformlarında çocukları korumak amacıyla sunulan güvenlik araçlarının önemli bir bölümünün beklenen performansı göstermediği öne sürüldü. New York University ile Northeastern University araştırmacıları tarafından yürütülen ve Heat Initiative ile Cybersafety Research Center tarafından yayımlanan yeni çalışma, Instagram, Snapchat, TikTok ve YouTube’da bulunan toplam 86 güvenlik özelliğini değerlendirdi. Araştırmaya göre incelenen platformların tamamında, tanıtılan çocuk koruma mekanizmalarının en az yarısı vaat edilen işlevi yerine getiremedi. Bunlar arasında yetişkinlerin çocuk hesaplarına mesaj göndermesini engellemeyi veya küçük yaştaki kullanıcıların zararlı içeriklere erişimini sınırlandırmayı amaçlayan sistemler de yer alıyor.
Araştırmacılar test sürecinde farklı yaş gruplarını temsil eden sahte çocuk hesapları oluştururken, bunlara ek olarak yetişkin kullanıcı profilleri de hazırladı. Böylece platformların güvenlik önlemleri gerçek kullanım koşullarına benzer senaryolar altında değerlendirildi. Çalışmada yalnızca özelliklerin varlığı değil, kullanıcıların bunlara ne kadar kolay ulaşabildiği ve vaat edilen işlevleri gerçekten yerine getirip getirmediği de incelendi. Bu yaklaşım, güvenlik araçlarının pratikte ne kadar etkili olduğunu ölçmeyi hedefledi.
Araştırma güvenlik özelliklerini farklı senaryolar altında test etti
Çalışmada üç farklı kullanım senaryosu ele alındı. İlk senaryoda çocuk kullanıcıların platformları günlük kullanım alışkanlıklarına benzer şekilde kullanması simüle edildi. İkinci senaryoda genç kullanıcıların çeşitli güvenlik önlemlerini aşmaya çalışması test edildi. Son senaryoda ise kötü niyetli bir yetişkinin genç kullanıcı hesabına ulaşmak için platformların koruma mekanizmalarını aşmayı deneyebileceği durumlar değerlendirildi. Araştırmacılar, çocukların kendilerinin etkinleştirmesi gereken güvenlik özelliklerini de ayrı olarak inceledi. Bir özelliğin gizlilik menülerinde bulunmasının aşırı zor olması, açıklanan işlevi yerine getirmemesi veya platformda hiç yer almaması başarısızlık kriterleri arasında kabul edildi.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Apple’ın gizli iPhone 18 Pro bilgileri büyük veri sızıntısıyla ortaya çıktı

iOS 26.5.2 çıktı, Apple iPhone güvenliğine odaklandı

Apple’ın ilk katlanabilir iPhone modeli için beklenen tanıtım tarihi ortaya çıktı

OnePlus N6’nın kutu içeriği lansmandan önce ortaya çıktı

Nothing Phone (4b) tanıtılmadan önce neredeyse tüm özellikleri ortaya çıktı
Elde edilen bulgular, özellikle bazı platformlarda dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre Snapchat’te yetişkin hesaplar herhangi bir kısıtlamayla karşılaşmadan çocuk hesaplarını arayabildi, bulabildi ve doğrudan mesaj gönderebildi. TikTok tarafında ise genç kullanıcı hesaplarına anoreksiya ile ilişkili aramaların önerilebildiği tespit edildi. Araştırmacılar, bu durumların platformların çocuk güvenliği konusunda sunduğu koruma mekanizmalarının her zaman beklendiği gibi çalışmadığını gösterdiğini ifade etti.
Bununla birlikte araştırmanın sonuçları ilgili şirketler tarafından kabul edilmiş değil. The New York Times’ın haberine göre gazete, araştırmada ortaya konan bulguları kendi testleriyle doğrulayabildi. Buna rağmen Snap, Meta ve YouTube temsilcileri çalışmanın yöntemine ve ulaştığı sonuçlara itiraz etti. Meta sözcüsü Engadget’a yaptığı açıklamada, Instagram’ın Teen Accounts sistemi sayesinde genç kullanıcıların daha az hassas içerikle karşılaştığını, istenmeyen iletişim girişimlerinin azaldığını ve gece saatlerinde platformda geçirilen sürenin düştüğünü söyledi. Aynı açıklamada araştırmanın birçok güvenlik özelliğini yanlış yorumladığı veya iddialarını destekleyecek yeterli örnek sunmadığı da öne sürüldü.
Günün Öne Çıkan Fırsatları





Teknoblog'un satış ortaklıkları vardır. Bunlar, editoryal içeriği etkilemez, ancak Teknoblog, satış ortaklığı bağlantıları üzerinden satın alınan ürünler için komisyon kazanabilir.
Öte yandan sosyal medya platformlarının çocuk güvenliği konusunda karşı karşıya olduğu tartışmalar bu araştırmayla sınırlı değil. Son yıllarda çeşitli okul bölgeleri ve bireysel kullanıcılar, platformların çocuklar ve gençler üzerinde zarara yol açtığı gerekçesiyle teknoloji şirketlerine karşı davalar açtı. Bunun yanında birçok ülke çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yeni düzenlemeler hazırlıyor. Avustralya da yakın dönemde bu alandaki yaptırımlarını güçlendirdi ve kurallara uymayan şirketlere uygulanabilecek azami para cezalarını iki katına çıkardı.
Araştırmanın sonuçları ile platformların verdiği yanıtlar arasında belirgin görüş ayrılıkları bulunsa da çocukların çevrim içi güvenliği konusundaki denetimlerin giderek sıkılaştığı görülüyor. Güvenlik özelliklerinin yalnızca sunulması değil, kolay erişilebilir olması ve vaat edilen korumayı gerçek kullanım koşullarında sağlayabilmesi de düzenleyici kurumlar ile araştırmacılar açısından daha fazla önem kazanıyor. Önümüzdeki dönemde hem bağımsız çalışmaların hem de kamu otoritelerinin incelemeleri, sosyal medya şirketlerinin çocuk güvenliği politikalarının etkinliği konusunda belirleyici olmaya devam edecek.


