OpenAI, yapay zekâ modellerinin matematik, bilgisayar bilimi ve fizik alanlarında uzun süredir çözülemeyen üç önemli bilimsel probleme çözüm ürettiğini açıkladı. Şirket, ekim ayının başında yüzlerce matematik çalışmasını kamuoyuyla paylaşmasının ardından bu kez daha kapsamlı bilimsel sonuçlar ortaya koyduğunu belirtiyor. Yeni çalışmalar arasında matematikte yerel düzgünleştirme ve Kakeya varsayımlarına ilişkin bir ispat, bilgisayar biliminde Üstel Zaman Hipotezi’ni geçersiz kıldığı öne sürülen bir algoritma ve parçacık fiziğinin temel kuramlarıyla ilgili matematiksel bir varlık ispatı bulunuyor. Bununla birlikte OpenAI, yapay zekâ tarafından üretilen bu sonuçların değerlendirilmesi için alanında tanınmış akademisyenlerin yer aldığı bağımsız çalışma gruplarından destek alıyor. Şirketin benimsediği bu yöntem, bilimsel keşiflerin doğrulanması, araştırmacılara eşit erişim sağlanması ve akademik katkıların nasıl değerlendirileceği konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.
OpenAI’ın GitHub üzerinden paylaştığı ilk çalışma, Öklid uzayındaki dalga denklemi için yerel düzgünleştirme problemine odaklanıyor. Şirketin açıklamasına göre yapay zekâ modeli, yardımcı bir kısmi diferansiyel denklemden yararlanarak Sogge’nin yerel düzgünleştirme varsayımını iki ve daha yüksek tüm uzaysal boyutlarda ispatlayan bir çözüm geliştirdi. Söz konusu ispatın Kakeya maksimal fonksiyon ve boyut varsayımlarının yanı sıra Stein’ın küresel kısıtlama tahminlerini de öngörülen aralığın iç bölgesinde doğruladığı belirtiliyor. Bu problemler, harmonik analiz ve geometrik ölçü kuramı gibi matematiğin çeşitli alanlarıyla doğrudan bağlantılı bulunuyor. OpenAI, 6 Ekim’deki önceki paylaşımında olduğu gibi bu çalışmada da modelin ürettiği çıktıları doğrudan yayımlamayı tercih etti.
Matematik alanındaki iddiaların dikkat çeken yönlerinden biri de Kakeya varsayımının uzun süredir araştırmacıların üzerinde çalıştığı problemler arasında bulunması. New York Üniversitesi profesörlerinden Hong Wang, Kakeya varsayımının üç boyutlu durumuna ilişkin çalışmasıyla Fields Madalyası’na layık görülmüştü. OpenAI’ın yeni açıklaması ise yalnızca belirli bir boyutla sınırlı kalmayan, bütün boyutları kapsayan daha genel bir çözüm ortaya koyulduğunu ileri sürüyor. Ne var ki yapay zekânın ürettiği bir ispatın matematiksel açıdan geçerli olduğunun kabul edilmesi, sonuçların bağımsız araştırmacılar tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesini gerektiriyor. Şirketin bu nedenle ham model çıktısını paylaşması, matematikçilerin ispatın her aşamasını değerlendirebilmesine olanak tanıyor.
OpenAI’ın Üstel Zaman Hipotezi’ni çürüten algoritması bağımsız uzmanlar tarafından incelenecek
Bilgisayar bilimi alanındaki çalışma, 1999 yılında ortaya atılan ve hesaplama karmaşıklığı kuramında yaygın biçimde kabul gören Üstel Zaman Hipotezi’ni (Exponential Time Hypothesis – ETH) hedef alıyor. Bu hipotez, belirli türdeki hesaplama problemlerinin üstel zamandan daha kısa sürede çözülemeyeceğini öne sürüyor. OpenAI’ın yayımladığı araştırmada ise sabit genişlikteki konjonktif normal form (CNF) formüllerinin kaç farklı doğrulayıcı atamaya sahip olduğunu tam olarak hesaplayabilen deterministik bir algoritma tanımlanıyor. Şirket, algoritmanın alt üstel zamanda çalıştığını ve polinom düzeyinde bellek kullandığını belirtiyor. Özellikle 3-SAT problemine uygulanabilmesi hâlinde bu sonucun ETH’yi geçersiz kılacağı ifade ediliyor.
Bu iddianın doğrulanması, bilgisayar biliminde uzun süredir kullanılan bazı varsayımların yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Bununla birlikte ETH’nin yanlış olduğunun gösterilmesi, bütün zor hesaplama problemlerinin kolaylıkla çözülebileceği anlamına gelmiyor. Söz konusu çalışma, belirli algoritmaların çalışma süresine ilişkin matematiksel sınırlarla ilgili bulunuyor. OpenAI da araştırmanın değerlendirilmesini yalnızca kendi bünyesinde yürütmek yerine bağımsız akademisyenlerin incelemesine açıyor. Böylelikle ortaya konulan algoritmanın doğruluğunun ve teorik sonuçlarının bilimsel topluluk tarafından sınanması amaçlanıyor.
İnceleme grubunda Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünden Russell Impagliazzo ve Ramamohan Paturi ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden Ryan Williams bulunuyor. Impagliazzo ve Paturi, 1999 yılında Üstel Zaman Hipotezi’ni ortaya atan araştırmacılar arasında yer almıştı. Dolayısıyla yeni çalışmanın değerlendirilmesinde, hipotezin ilk geliştirilme sürecinde görev alan bilim insanları da söz sahibi olacak. Çalışma grubunun talebi doğrultusunda yapay zekânın ürettiği açıklama ve Lean sistemiyle hazırlanmış biçimsel ispat GitHub üzerinden kamuoyuna açıldı. Lean, matematiksel ispatların biçimsel kurallar çerçevesinde kontrol edilmesine yardımcı olan bir yazılım sistemi olarak kullanılıyor.
Fizik alanındaki üçüncü çalışma ise kuantum alan kuramının matematiksel temellerine odaklanıyor. OpenAI, ayar alanları ve fermiyonlar içeren bazı etkileşimli kuantum alan kuramlarının dört boyutta varlığına ilişkin matematiksel açıdan titiz bir ispat geliştirildiğini belirtiyor. Şirketin açıklamasında, bu kapsamın kuantum renk dinamiğini (QCD) ve parçacık fiziğinin Standart Modeli’ni tamamlayan birleşik bir kuramsal yapıyı da içerdiği ifade ediliyor. Kuantum renk dinamiği, kuarklar ve gluonlar arasındaki güçlü etkileşimi açıklayan kuram olarak parçacık fiziğinin temel bileşenlerinden birini oluşturuyor. Buna rağmen OpenAI, matematik ve bilgisayar bilimindeki çalışmaların aksine fizik alanındaki ispatın tamamını henüz yayımlamadı.
Fizik araştırmasının akademik değerlendirme sürecini Nobel Fizik Ödülü sahibi David Gross yönetecek. Gross’un liderliğindeki grupta Michael Douglas, Arthur Jaffe, Igor Klebanov ve Nikita Nekrasov gibi teorik fizik ve matematik alanında tanınan araştırmacılar bulunuyor. Grubun görevi, OpenAI’ın sunduğu sonuçların incelenmesine ve bilimsel topluluk tarafından anlaşılmasına rehberlik etmek olacak. Özellikle dört boyutlu etkileşimli kuantum alan kuramlarının matematiksel olarak kurulması, teorik fizikte uzun süredir çalışılan zorlu problemler arasında yer alıyor. Yine de çalışmanın bütün ayrıntıları paylaşılmadığı için ispatın kapsamı ve geçerliliği hakkında bağımsız bir değerlendirme yapmak şu aşamada mümkün görünmüyor.
Öte yandan OpenAI’ın bilimsel sonuçları belirli akademisyenlerin rehberliğinde değerlendirmeye açması, araştırma topluluğunda farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Şirketin daha önce oluşturduğu AGMAI matematik danışma paneli, yapay zekâ tarafından üretilen araştırma sonuçlarının öncelikle seçilmiş kişilere verilmesini tavsiye etmediğini açıkladı. Panel, böyle bir yöntemin araştırmacılar arasında eşitsiz erişime yol açabileceğine, tanınmış akademisyenlerin itibarından yararlanılmasına ve uzman seçiminde taraflılık oluşmasına dikkat çekiyor. Bunun yerine yapay zekâ şirketlerinin sonuçları akademik arşivlerde yayımlaması ve mümkün olduğunda Lean ile biçimselleştirilmiş ispatları paylaşması öneriliyor. Araştırma problemlerinin nasıl seçildiğinin açıklanması ve sonuçların anlaşılması için çalışan akademisyenlere kaynak sağlanması da tavsiyeler arasında bulunuyor.
Bilgisayar bilimi çalışma grubunun yayımladığı açık mektup da benzer konuları gündeme getiriyor. Akademisyenler, yapay zekâ tarafından üretilen bilimsel sonuçlara erken erişimin hangi kurallara bağlı olması gerektiğini ve çıkar çatışmalarının nasıl açıklanacağını tartışmaya açıyor. Bunun yanında henüz yayımlanmamış çalışmaların başka araştırmalarda kullanılmasına ilişkin sınırların belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Bir başka konu ise bilimsel katkının yalnızca ilk keşfi yapanlara değil, sonuçları doğrulayan, hataları düzelten, ispatları sadeleştiren ve yeni alanlara genişleten araştırmacılara da nasıl dağıtılacağı. Mektupta, yapay zekâ araçlarının araştırma yöntemlerini değiştirdiği bir ortamda öğrencilerin ve bilim insanlarının eleştirel değerlendirme becerilerini korumasına yönelik destek mekanizmaları da ele alınıyor.
OpenAI’ın açıkladığı üç çalışma, yapay zekâ modellerinin bilimsel araştırmalarda hangi tür problemleri ele alabildiğini göstermesi bakımından dikkat çekiyor. Matematik ve bilgisayar bilimindeki çıktılara açık erişim sağlanması, bağımsız uzmanların sonuçları incelemesine imkân verirken fizik çalışmasının henüz tam olarak yayımlanmaması değerlendirme sürecini sınırlandırıyor. Bununla birlikte biçimsel ispat sistemlerinin kullanılması, bilimsel doğrulama için ek bir denetim imkânı sunsa da araştırmacıların sonuçları anlaması ve değerlendirmesi gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Üç iddianın bilimsel literatürde ne ölçüde kabul göreceği, ispatların ayrıntılı incelemelerinden sonra daha açık hâle gelecek. Bu süreçte yalnızca yapay zekâ modellerinin teknik kapasitesi değil, ortaya çıkan bilimsel bilginin nasıl paylaşılacağı ve akademik katkıların nasıl değerlendirileceği de tartışılmaya devam edecek.
Günün Öne Çıkan Fırsatları





REKLAM — Bu içerikte satış ortaklığı bağlantıları bulunmaktadır. Bu bağlantılar üzerinden yapılan alışverişlerden Teknoblog komisyon kazanabilir. Satış ortaklığı açıklaması

