ABD Başkanı Donald Trump, Netflix yönetim kurulu üyesi Susan Rice hakkında yaptığı sert açıklamalarla teknoloji ve medya gündemini yeniden hareketlendirdi. Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajda, Rice’ın görevden alınmaması halinde Netflix’in “sonuçlarına katlanacağını” ifade etti. 2018’den bu yana Netflix yönetim kurulunda görev yapan Rice, daha önce Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği yapmış, Barack Obama ve Joe Biden yönetimlerinde üst düzey diplomatik ve danışmanlık pozisyonlarında bulunmuştu. Tartışmanın fitilini ateşleyen gelişme ise Rice’ın katıldığı bir podcast programındaki değerlendirmeleri oldu.
Rice, eski federal savcı Preet Bharara’nın sunduğu “Stay Tuned with Preet” adlı podcast yayınında, bazı şirketlerin Trump karşısında geri adım atmasını eleştirdi. Demokratların yeniden iktidara gelmesi halinde, mevcut dönemde alınan kararların ve yapılan işten çıkarmaların göz ardı edilmeyeceğini savunan Rice, şirketlerin “eski kuralların geçerli olacağını varsayarak” hareket etmemesi gerektiğini dile getirdi. Bu ifadeler, Trump cephesinde sert bir karşılık buldu. Trump paylaşımında Rice’ı hedef alarak ağır ifadeler kullandı ve Netflix yönetimine açık bir çağrıda bulundu.
Donald Trump, kısa süre önce Netflix için “harika bir şirket” demişti
Trump’ın açıklamalarının zamanlaması dikkat çekici bulundu. Zira Netflix’in Warner Bros. ile planladığı büyük ölçekli satın alma işlemi federal düzenleyicilerin onayına tabi. ABD’de medya ve teknoloji sektöründeki birleşme ve devralmalar, özellikle rekabet hukuku çerçevesinde ayrıntılı incelemelerden geçiyor. Trump her ne kadar paylaşımında açık bir yaptırım detayı vermemiş olsa da, düzenleyici onay sürecinin siyasi tartışmaların gölgesinde ilerleyebileceğine yönelik yorumlar yapılıyor.
Öte yandan Trump, Netflix’in eş CEO’su Ted Sarandos ile anlaşma duyurulmadan önce bir araya geldiğini de kamuoyuna açıklamıştı. Trump, Netflix’i “harika bir şirket” olarak nitelendirmiş, fakat pazar payının büyüklüğüne dikkat çekerek sürecin nasıl sonuçlanacağının görüleceğini söylemişti. Buna rağmen son çıkış, siyasi gerilimin şirket yönetimi üzerindeki etkisine dair soru işaretlerini artırdı.
Trump’ın paylaşımında, aşırı sağ görüşleriyle bilinen aktivist Laura Loomer’ın iddialarına da yer verildi. Loomer, Netflix ile Warner Bros. arasındaki olası birleşmenin yayıncılık sektöründe tekelleşmeye yol açabileceğini ve Obama ailesinin Higher Ground adlı yapım şirketi üzerinden bu yapıdan dolaylı çıkar sağlayabileceğini öne sürdü. Netflix ile Barack ve Michelle Obama’nın kurduğu Higher Ground arasında hâlihazırda içerik üretim anlaşması bulunuyor. Bununla birlikte, söz konusu birleşmenin Obama ailesine doğrudan ortaklık sağlayacağına dair resmi bir doğrulama mevcut değil.
Bu gelişmeler, ABD’de siyaset ile büyük teknoloji ve medya şirketleri arasındaki ilişkinin yeniden tartışılmasına yol açtı. Her ne kadar şirketler kamuoyu önünde tarafsızlık vurgusu yapsa da, yönetim kurulu üyelerinin geçmiş siyasi rolleri zaman zaman tartışma konusu olabiliyor. Netflix cephesinden henüz Trump’ın açıklamalarına ilişkin resmi bir yanıt gelmiş değil.
Teknoblog, teknoloji gündemini farklı platformlarda düzenli biçimde paylaşıyor. WhatsApp kanalında öne çıkan haberleri anlık olarak aktarıyor, Google Haberler üzerinden güncel içerikleri sunuyor, Instagram ve X hesaplarında dikkat çeken başlıkları özetliyor, YouTube kanalında ise ürün incelemeleri ve detaylı anlatımlarla içeriği tamamlıyor.








