BilimManşetler

NASA’nın yeni ISS ekibi yola çıkıyor: Crew-12 misyonunun detayları

nasa spacex crew-12

NASA, 2026 yılındaki ilk mürettebatlı uzay görevini başlatmaya hazırlanırken, Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderilecek Crew-12 ekibi için kısa bir tanıtım videosu yayımladı. Ajansın geçtiğimiz yıl ağustos ayında gerçekleşen Crew-11 uçuşundan bu yana ilk insanlı görevi olma özelliği taşıyan bu fırlatma, SpaceX iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Dört kişilik ekip, SpaceX’in Dragon kapsülüyle yörüngeye taşınacak ve Falcon 9 roketiyle Florida’daki Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu’ndan havalanacak. Görevin, hem bilimsel araştırmalar hem de istasyon operasyonlarının sürekliliği açısından kritik bir aşamayı temsil ettiği belirtiliyor. Bunun yanında NASA, kalkış öncesinde kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla görsel içerik paylaşımını da sürdürüyor.

Fırlatmanın 13 Şubat Cuma günü TSİ’ye göre öğlen saatlerinde, yerel saatle 05.15’te Space Launch Complex 40’tan gerçekleştirilmesi planlanıyor. NASA astronotları Jessica Meir ve Jack Hathaway’e, Avrupa Uzay Ajansı’ndan (ESA) Sophie Adenot ile Rusya Federal Uzay Ajansı’ndan (Roscosmos) Andrey Fedyaev eşlik edecek. Böylece görev, uluslararası iş birliğinin sürdürüldüğü bir başka ISS operasyonu olarak kayıtlara geçecek. Her ne kadar ilk etapta çarşamba günü erken saatlerde kalkış hedeflenmiş olsa da, olumsuz hava koşulları nedeniyle takvimde ertelemeye gidildi. Buna rağmen güncellenen meteorolojik veriler, fırlatma için yüzde 90 oranında uygun hava koşullarına işaret ediyor.

NASA Crew-12 görevinin bilimsel hedefleri ve ISS’teki çalışmalar

Crew-12 ekibinin yaklaşık sekiz ay boyunca Dünya’dan yaklaşık 400 kilometre yükseklikte bulunan ISS’te görev yapması planlanıyor. Bu süre zarfında astronotlar; biyoloji, insan fizyolojisi, tıp ve malzeme bilimi gibi farklı disiplinlerde çok sayıda deney gerçekleştirecek. Bunun yanı sıra radyasyonun materyaller üzerindeki etkileri incelenecek, küçük uydu konuşlandırma çalışmaları yürütülecek ve istasyonun bakım faaliyetleri sürdürülecek. Jessica Meir, yayımlanan tanıtım videosunda ISS’in Dünya’da birebir kopyalanması mümkün olmayan benzersiz bir araştırma ortamı sunduğunu vurguluyor. Mikro yerçekimi koşullarının özellikle insan sağlığı ve hücresel süreçler üzerindeki etkilerinin, uzun vadeli uzay görevleri açısından kritik veriler sağladığı ifade ediliyor.

Jack Hathaway ise teknolojik sınırların zorlanmasının gerekliliğine dikkat çekerek, mevcut imkanlarla yetinmenin ilerlemeyi sınırlayabileceğini belirtiyor. Bu yaklaşım, NASA’nın Artemis programı kapsamında Ay’a yönelik planları ve uzun vadede Mars hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalarla da örtüşüyor. Öte yandan ISS’te elde edilen veriler yalnızca uzay araştırmalarına değil, Dünya’daki sağlık ve mühendislik uygulamalarına da katkı sunuyor. Özellikle kas ve kemik kaybı üzerine yapılan deneylerin, yaşlanma ve osteoporoz araştırmalarına ışık tuttuğu biliniyor.

Bununla birlikte SpaceX’in Falcon 9 roketi ve Dragon kapsülü, NASA’nın ticari mürettebat programının temel unsurları arasında yer alıyor. Yeniden kullanılabilir roket teknolojisi sayesinde görev maliyetlerinde düşüş sağlanırken, uçuş sıklığında artış gözlemleniyor. Her şeye rağmen insanlı uzay uçuşlarında güvenlik protokolleri en üst düzeyde tutuluyor ve her fırlatma öncesinde ayrıntılı teknik değerlendirmeler gerçekleştiriliyor. NASA’nın son hava durumu değerlendirmesini fırlatma saatinden birkaç saat önce yapacağı, olası değişikliklerin ise resmi sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacağı bildirildi.

Teknoblog, teknoloji gündemini farklı platformlarda düzenli biçimde paylaşıyor. WhatsApp kanalında öne çıkan haberleri anlık olarak aktarıyor, Google Haberler üzerinden güncel içerikleri sunuyor, Instagram ve X hesaplarında dikkat çeken başlıkları özetliyor, YouTube kanalında ise ürün incelemeleri ve detaylı anlatımlarla içeriği tamamlıyor.