Meta’nın akıllı gözlük portföyüne yüz tanıma teknolojisini dahil etmeye hazırlandığı iddia edildi. The New York Times’ın konuya yakın dört anonim kaynağa dayandırdığı habere göre; şirket, bu özelliği 2026 yılı içinde kullanıma sunmayı değerlendiriyor. Söz konusu sistemin şirket içinde “Name Tag” kod adıyla anıldığı belirtiliyor. Buna göre Meta destekli Ray-Ban ve Oakley markalı akıllı gözlükleri kullanan kişiler, karşılarındaki bireyleri tanıyabilecek ve yapay zekâ desteğiyle bazı bilgilere erişebilecek. Bu gelişme, Meta’nın geçmişte geri adım attığı yüz tanıma teknolojisini yeniden gündeme taşıması açısından dikkat çekiyor.
Haberde yer alan bilgilere göre teknoloji, kullanıcının Meta ekosistemindeki bağlantılarıyla entegre çalışabilir. Örneğin gözlüğü takan kişi, daha önce Facebook ya da Instagram üzerinden bağlantı kurduğu birini gördüğünde sistem bu kişiyi tanıyabilecek. Bunun yanında herkese açık Instagram hesaplarından veri gösterme ihtimali de masada bulunuyor. Buna rağmen, sokakta karşılaşılan herhangi bir kişinin kimliğini evrensel biçimde tespit etmeye imkân tanıyacak kapsamlı bir yüz tanıma sisteminin planlanmadığı ifade ediliyor. Her ne kadar teknik sınırlar çizilmiş olsa da, böylesi bir özelliğin beraberinde ciddi gizlilik ve etik tartışmaları getireceği açık.
Meta artan rekabette avantaj sağlamak istiyor
Meta’nın akıllı gözlük pazarındaki konumunu güçlendirme arayışında olduğu biliniyor. Şirket, 2023 yılında ilk nesil Ray-Ban Meta akıllı gözlüklerini kullanıma sunmuş ve bu ürünlerde kamera, hoparlör ve yapay zekâ destekli asistan özelliklerine yer vermişti. Bunun yanı sıra, son dönemde OpenAI ve benzeri teknoloji şirketlerinin de giyilebilir yapay zekâ cihazlarına yönelmesi pazardaki rekabeti artırmış durumda. Meta’nın yüz tanıma teknolojisini entegre etme isteği, bu rekabet ortamında farklılaşma çabası olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, bu tür bir özelliğin kullanıcı deneyimini zenginleştirebileceği kadar, toplumsal tepkileri de beraberinde getirme ihtimali bulunuyor.
Şirketin geçmişi incelendiğinde yüz tanıma konusundaki dalgalı yaklaşım dikkat çekiyor. Meta, 2021 yılında Facebook’ta fotoğraf etiketleme amacıyla kullanılan yüz tanıma sistemini, yoğun gizlilik eleştirileri nedeniyle devre dışı bırakmıştı. Buna rağmen, 2024 yılında sistemi yeniden devreye alarak bu kez dolandırıcılık içerikli reklamlarda ünlü isimlerin yüzlerinin kötüye kullanımını tespit etmeye yönelik bir araç olarak konumlandırdı. Bu özellik daha sonra ABD dışındaki bazı pazarlarda da erişime açıldı. Tüm bunlara ek olarak, Avrupa Birliği’nin GDPR gibi katı veri koruma düzenlemeleri ve ABD’deki eyalet bazlı biyometrik veri yasaları, şirketlerin bu alandaki adımlarını daha hassas hale getiriyor.
Haberde yer alan bir diğer dikkat çekici unsur ise Meta’nın iç yazışmalarında mevcut siyasi atmosferi bir fırsat olarak değerlendirdiğine yönelik iddialar oldu. Buna göre şirket, sivil toplum kuruluşlarının odağının farklı alanlara kaydığı bir dönemde yeni teknolojileri daha az tepkiyle hayata geçirebileceğini düşünüyor. Bu yaklaşım, teknoloji şirketlerinin ürün geliştirme süreçlerinde toplumsal ve politik dinamikleri nasıl hesaba kattığını göstermesi bakımından önem taşıyor.
Teknoblog, teknoloji gündemini farklı platformlarda düzenli biçimde paylaşıyor. WhatsApp kanalında öne çıkan haberleri anlık olarak aktarıyor, Google Haberler üzerinden güncel içerikleri sunuyor, Instagram ve X hesaplarında dikkat çeken başlıkları özetliyor, YouTube kanalında ise ürün incelemeleri ve detaylı anlatımlarla içeriği tamamlıyor.








