Bitcoin’in anonim yaratıcısı Satoshi Nakamoto’yu konu alan “Killing Satoshi” adlı biyografi filmi, yapım sürecinde yapay zekâ teknolojilerinden geniş ölçüde yararlanacağı yönündeki bilgilerle gündeme geldi. 2025 yılında duyurulan ve yönetmen koltuğunda “The Bourne Identity” ile “The Edge of Tomorrow” gibi yapımlarla tanınan Doug Liman’ın oturduğu filmde, başrollerde Casey Affleck ve Pete Davidson yer alıyor. Oyuncuların hangi rolleri üstleneceği henüz açıklanmazken, projeye dair yeni detaylar özellikle sinema sektöründe yapay zekâ kullanımına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Variety tarafından aktarılan ve İngiltere merkezli bir oyuncu seçme duyurusuna dayandırılan bilgilere göre, yapımcılar, oyuncu performanslarını “değiştirme, ekleme, çıkarma, çevirme, yeniden biçimlendirme veya yeniden işleme” hakkını saklı tutuyor. Bu süreçte üretken yapay zekâ (Generative AI) ve makine öğrenimi teknolojilerinden faydalanılabileceği belirtiliyor. Her ne kadar oyuncuların dijital kopyalarının oluşturulmayacağı ifade edilse de, performans üzerinde çeşitli yapay zekâ destekli düzenlemelerin yapılabileceği anlaşılıyor.
Killing Satoshi filminde bazı mekanlar tamamen yapay zekâ ile oluşturulacak
Projeye dair en dikkat çekici unsurlardan biri, çekimlerin “markersız performans yakalama sahnesi” olarak tanımlanan bir ortamda gerçekleştirilecek olması. Buna göre geleneksel fiziksel setler yerine, arka planlar ve mekânlar tamamen yapay zekâ tarafından üretilecek. Bu yöntem, özellikle görsel efekt teknolojilerinin gelişimiyle son yıllarda daha sık gündeme gelirken, böylesine kapsamlı bir kullanımın büyük bütçeli bir biyografi filminde tercih edilmesi dikkat çekiyor.
Blockchain teknolojisinin ortaya çıkış sürecini ve Satoshi Nakamoto’nun kimliğine dair spekülasyonları konu alması beklenen bir film için bu tür bir prodüksiyon yaklaşımı, sektörde farklı yorumlara yol açtı. Bununla birlikte Doug Liman’ın daha önce Uluslararası Uzay İstasyonu’nda çekilmesi planlanan bir Tom Cruise projesiyle anılması, yönetmenin alışılmışın dışındaki prodüksiyon tercihlerine yabancı olmadığını gösteriyor. Buna rağmen, yapay zekânın doğrudan oyuncu performansına müdahale edebilecek ölçüde kullanılması, sektörde hassas bir çizgide ilerliyor.
Öte yandan 2023 yılında ABD’de SAG-AFTRA sendikası ile stüdyolar arasında yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinde yapay zekâ en kritik başlıklardan biri olmuştu. Oyuncuların rızası olmadan dijital olarak çoğaltılmaları ya da performanslarının yeniden üretilmesi ihtimali, uzun süren grev sürecinin temel nedenleri arasında yer aldı. Benzer şekilde Birleşik Krallık’ta oyuncuları temsil eden Equity sendikası da üyelerinin yüz ve ses verilerinin izinsiz kullanımına karşı koruma sağlanması için müzakerelerini sürdürüyor.
Tüm bunlara ek olarak sinema sektöründe yapay zekâ destekli prodüksiyon teknikleri, maliyetleri düşürme ve yaratıcı esneklik sağlama potansiyeli nedeniyle giderek yaygınlaşıyor. Buna rağmen sanatçı hakları, telif düzenlemeleri ve etik sınırlar konusundaki belirsizlikler devam ediyor. “Killing Satoshi” örneği, bu teknolojilerin yalnızca görsel efekt alanında değil, oyunculuk performansının kendisinde de ne ölçüde etkili olabileceğini göstermesi açısından dikkat çekici bir vaka sunuyor.
Film henüz yapım aşamasında bulunurken, yapay zekâ kullanımının nihai ürüne nasıl yansıyacağı ve sektör standartlarını nasıl etkileyeceği yakından izlenecek. Bunun yanında izleyici tarafında da dijital müdahalelerin şeffaflığı ve sınırları konusunda artan bir hassasiyet söz konusu. Sinema endüstrisi, teknolojik imkânlar ile yaratıcı emeğin korunması arasında denge kurmaya çalışırken, bu tür projeler tartışmaları daha da görünür kılıyor.
Teknoblog, teknoloji gündemini farklı platformlarda düzenli biçimde paylaşıyor. WhatsApp kanalında öne çıkan haberleri anlık olarak aktarıyor, Google Haberler üzerinden güncel içerikleri sunuyor, Instagram ve X hesaplarında dikkat çeken başlıkları özetliyor, YouTube kanalında ise ürün incelemeleri ve detaylı anlatımlarla içeriği tamamlıyor.







