Huawei Mate X7, katlanabilir telefonların hâlâ özel bir kullanıcı kitlesine hitap eden cihazlar olarak görüldüğü bir dönemde, bu algıyı doğrudan hedef alan bir ana telefon olma iddiasıyla sahneye çıkıyor. Huawei’nin 2019’dan bu yana adım adım geliştirdiği katlanabilir form anlayışı, Mate X7 ile birlikte yalnızca daha ince bir gövdeye değil, daha olgun bir kullanıcı deneyimine de evriliyor. Bu model, katlanabilir olmanın getirdiği avantajları günlük kullanımın merkezine yerleştirmeyi amaçlıyor. Kapak ekranından iç ekran oranına, kamera sisteminden pil kapasitesine kadar her detay bu yaklaşım doğrultusunda şekillenmiş. Mate X7’yi farklı kılan nokta ise teknik gösterişten çok, bu teknik gücü hissettirmeden sunabilmesi. Katlanabilir telefonların kırılgan, ödün veren ya da ikinci cihaz olma algısını taşıması artık bu cihaz için geçerli değil. Aksine Mate X7, tek başına yeterli olmayı hedefleyen bir amiral gemisi profili çiziyor. Bu Huawei Mate X7 inceleme yazısında en yeni katlanabilir Huawei telefonunu tam olarak bu bakış açısıyla, yani günlük hayatta gerçekten ana telefon olabilir mi sorusunun cevabını arayarak ele alıyoruz.
Huawei Mate X7 Kampanya Bilgileri
Ön Duyuru Dönemi: 9 Şubat – 15 Şubat
Abone olanlara WiFi Mesh X3 Pro hediye
Ön Satış Dönemi: 16 Şubat – 2 Mart öğlen
10999 TL değerinde indirim kazanmak için 99 TL öde
WATCH GT 6 Pro Kahverengi/Siyah veya WATCH GT 6 Altın ve 66W Şarj Aleti hediye
1 Yıl Ek Garanti hediye
İlk Satış: 2 Mart öğlen
WATCH GT 6 Pro Kahverengi/Siyah veya WATCH GT 6 Altın ve 66W Şarj Aleti ve Wifi Mesh X3 Pro Suite hediye
1 Yıl Ek Garanti hediye
Tasarım
Huawei Mate X7’yi elinize ilk aldığınız anda verdiği his, klasik bir katlanabilir telefondan beklediğiniz o temkinli yaklaşımı daha baştan ortadan kalkacaktır. Gövdenin inceliği ve ağırlık dağılımı, onun bir katlanabilir model olmasına rağmen alıştığımız tarzdaki amiral gemisi telefonlar kadar rahat taşınabildiğini hissettiriyor. Katlanmış hâlde 9,5 mm kalınlık sunan gövde, cebinizde ya da çantanızda fazladan bir yük oluşturmadığı gibi, kullanım sırasında da iki cihaz taşıyormuşsunuz gibi bir his yaratmıyor. Açıldığında 4,5 mm seviyesine inen kalınlık ise Mate X7’nin tablet benzeri kimliğini öne çıkarıyor. Ancak burada önemli olan yalnızca ölçüler değil, bu ölçülerin günlük hayata nasıl yansıdığı ki, Mate X7 rakamların da ötesinde, elde dengeli ve güven veren bir duruş sergiliyor.

Katlanabilir telefonlar söz konusu olduğunda en büyük önyargılardan biri de, bu cihazların kaçınılmaz olarak hassas olduğu düşüncesidir. Huawei, Mate X7 ile bu algıyı bilinçli biçimde hedef alıyor. Kristal Zırh Kunlun Cam, sıradan bir cam çözümünden çok daha fazlasını sunuyor. Huawei’nin verilerine göre 25 kata kadar artırılmış düşme direnci, Mate X7’yi günlük hayatta “dikkatle kullanılması gereken bir cihaz” olmaktan çıkarıyor. Çantaya gelişigüzel attığınızda, masa kenarında kullandığınızda ya da dış mekânda ani su sıçramalarına maruz kaldığında, cihazın verdiği sağlamlık hissi bu iddianın yalnızca kağıt üzerinde kalmadığını gösteriyor. Bu noktada Mate X7, katlanabilir ama kırılgan değil mesajını oldukça net veriyor.
Dayanıklılık tarafındaki bu yaklaşım, IP58 ve IP59 sertifikalarıyla tamamlanıyor. Katlanabilir telefonlarda su ve toz dayanıklılığı uzun süre gri bir alan olarak kalmıştır. Mate X7 ise yüksek basınçlı suya ve sıçramalara karşı sunduğu korumayla bu boşluğu dolduruyor. Günlük hayatta kahve sıçraması, yağmur altında kısa süreli kullanım ya da açık alanda tozlu ortamlarda bulunmak sizin için artık stres yaratan senaryolar olmaktan çıkacaktır. Bu da Mate X7’yi yalnızca özel anlarda kullanılan bir teknoloji oyuncağı değil, gerçekten her gün yanınızda taşıyabileceğiniz bir cihaz hâline getiriyor.

Katlanabilir menteşe yapısı, Mate X7’nin tasarımındaki en kritik bileşenlerden biri. Huawei’nin burada tercih ettiği yapı, ne fazla sert ne de gevşek bir his sunuyor. Açma ve kapama sırasında hissedilen pürüzsüzlük, uzun vadeli kullanım açısından güven veriyor. Ekranı farklı açılarda sabit tutabilmek, cihazı yalnızca bir telefon değil, aynı zamanda esnek bir çalışma aracı hâline getiriyor. Özellikle masa üzerinde yarı açık konumda kullanım, video izleme ya da görüntülü görüşmeler sırasında pratiklik sağlıyor. Menteşenin sessiz ve dengeli çalışması, Mate X7’nin üst düzey telefon algısını destekleyen detaylardan biri olarak öne çıkıyor.
Tasarımın bir diğer önemli parçası ise kapak ekranının oranı ve kullanım şekli. Huawei burada geleneksel akıllı telefon formuna daha yakın bir yaklaşım benimsemiş. Bu tercih, kapak ekranını ikincil bir alan olmaktan çıkarıyor. Mesajlara cevap vermek, haritalara bakmak ya da kısa süreli işlemleri yapmak için telefonu açma ihtiyacınız büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Günlük kullanımda bu detay, fark edilenden çok daha fazla konfor sağlıyor.

Renk seçeneklerine baktığımızda Nebula Kırmızısı ve Siyah renklerini görüyoruz. Bu seçenekler telefonun iş dünyasında ve sosyal ortamlarda rahatlıkla kullanılabilmesini sağlayacaktır. Huawei Türkiye bize siyah renkli versiyonu gönderdi. Bu renk seçeneği ofiste, bir toplantıda ya da şık bir akşam yemeğinde Mate X7, dikkat çekmeye çalışmadan varlığını hissettiren bir tasarım dili sunuyor. Bu noktada katlanabilir form, bir gösteriş unsurundan çok, işlevsel bir prestij öğesine dönüşüyor.
Son olarak tek elle kullanım ve ergonomi detaylarına da değinelim. Mate X7, katlanmış hâlde tek elle rahatlıkla kullanılabiliyor. Açma ve kapama hareketi doğal ve hızlı. Sağ kenardaki güç tuşuna entegre parmak izi okuyucu, ince yapısına rağmen hızlı ve isabetli çalışıyor. Tuşun gövdeyle bütünleşik yapısı, tasarımı bozmadığı gibi kullanım sırasında da güvenli bir his sunuyor. Bununla birlikte el yordamıyla bulmak biraz zor, alışma süreci gerektiriyor. Belki biraz daha aşağıya konumlandırılsa, daha iyi olabilirdi.
Ekran ve Ses
Huawei Mate X7’nin kapak ekranı, 2444 x 1080 çözünürlük ve geleneksel akıllı telefonlara yakın görüntü oranıyla günlük kullanımda şaşırtıcı derecede pratik bir alan sunuyor. Böylelikle yalnızca bildirimlere göz atılan bir panel olmanın ötesine geçiyor. Mesajlaşma, sosyal medya, navigasyon ve kısa süreli işlerin büyük bölümü burada rahatlıkla halledebiliyorsunuz. Üstelik yüksek parlaklık seviyesi sayesinde doğrudan güneş ışığı altında bile okunabilirlik korunuyor. Kapak ekranı, Mate X7’nin telefonu açmadan da telefon gibi kullanılabilen bir cihaz olduğunu net biçimde hissettiriyor.

İç ekrana geçtiğimizde ise deneyimin bambaşka bir noktaya taşındığını görüyoruz. Yaklaşık 8 inçlik geniş ekran alanı, yalnızca büyük değil, aynı zamanda doğru oranlanmış bir çalışma yüzeyi sunuyor. İki uygulamayı yan yana kullanmak için yeterli alan bulunuyor ve bu alan hiçbir zaman sıkışık hissettirmiyor. Özellikle belge okuma, e-posta yazma ve tarayıcı kullanımı gibi senaryolarda bu genişlik ciddi bir verimlilik artışı sağlıyor. İç ekranın çözünürlüğü ve piksel yoğunluğu, metinlerin ve grafiklerin netliğini koruyor. Bu noktada Mate X7, telefon ile tablet arasındaki çizgiyi başarılı biçimde bulanık hâle getiriyor.
İç ekranın görüntü oranı, video tarafında da önemli bir avantaj sunuyor. 16:9 formatındaki videolar, ekranın büyük bir bölümünü doldurabiliyor. Cihazı yatay ya da dikey yönde tuttuğunuzda izleme deneyimi doğal kalıyor. Siyah bantlar minimum seviyede tutuluyor ve görüntü, ekranın merkezinde dengeli biçimde konumlanıyor. Bu durum, uzun süreli video izlemelerde fark edilir bir konfor sağlıyor. Katlanabilir formun getirdiği esneklik, burada gerçekten anlam kazanıyor.

Katlanabilir ekranlarda en çok merak edilen konulardan biri olan kat izi meselesi, Mate X7’de büyük ölçüde çözülmüş durumda. Ekranın ortasındaki katlanma bölümü derin değil ve ışık altında dahi dikkat dağıtıcı bir görüntü oluşturmuyor. Günlük kullanımda, özellikle parlak içeriklerde ve video izlerken bu iz çoğu zaman gözden kayboluyor. Parmağınızla dokunduğunuzda hissettiğiniz seviye farkı da minimum düzeyde tutulmuş. Bu da Mate X7’nin ekranını, alışılmış bir tablet ekranına oldukça yakın bir deneyim hâline getiriyor. Katlanabilir olmanın getirdiği ödün, burada mümkün olan en düşük seviyeye indiriliyor.
Parlaklık ve yenileme hızı tarafında da Mate X7 güçlü bir tablo çiziyor. Hem kapak ekranı hem de iç ekran, LTPO teknolojisi sayesinde 1 ila 120 Hz arasında uyarlanabilir yenileme hızı sunuyor. Bu, hem akıcılığı hem de pil verimliliğini olumlu yönde etkiliyor. Kaydırmalar son derece pürüzsüz, animasyonlar doğal ve göz yormayan bir akışa sahip. Yüksek parlaklık değerleri, HDR içeriklerde etkisini net biçimde hissettiriyor. Özellikle dış mekânda yapılan kullanımlarda ekranın performansı güven veriyor. Bununla birlikte amiral gemisi telefonlarda sıklıkla gördüğümüz, duvar kağıdının da saat ve bildirimler gibi içeriklerle karartılarak gösterildiği sürekli açık ekran deneyimi destekleniyor.

Netflix, YouTube ve benzeri platformlarda HDR desteğinin sorunsuz çalıştığını belirtmeliyiz. Hem kapak ekranında hem de iç ekranda HDR içerikler beklenen parlaklık ve kontrast seviyelerine ulaşabiliyor. Bu durum, Mate X7’yi yalnızca büyük ekranlı bir cihaz değil, aynı zamanda ciddi bir içerik tüketim aracı hâline getiriyor. Ekran ve ses tarafında sunulan bu bütünlük, Mate X7’nin katlanabilir olmasının ötesinde, gerçek bir amiral gemisi deneyimi sunduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.
Ses deneyimi de, ekran kalitesini tamamlayan bir diğer önemli unsur. Mate X7’de yer alan stereo hoparlör sistemi, bir amiral gemisinden beklenen netliği ve dengeyi sunuyor. Ses seviyesi yüksek olmasına rağmen bozulma yaşanmıyor. Diyaloglar net, arka plan sesleri ayrışmış ve baslar kontrollü biçimde sunuluyor. Video izlerken ya da oyun oynarken sesin ekranla uyumu başarılı. Bu da cihazın multimedya deneyimini tek başına yeterli hâle getiriyor.
Performans ve Pil
Huawei Mate X7, performans tarafında iddialı olmayı işlemci gücünden daha çok, bu gücü günlük hayata nasıl yansıttığıyla ortaya koyuyor. Günlük kullanım senaryolarında sistemin akıcılığı dikkat değer biçimde yüksek. Uygulamalar arası geçişler hızlı, arka planda çok sayıda uygulama açıkken bile gecikme hissi oluşmuyor. Özellikle katlanabilir formun sunduğu geniş iç ekran, performans algısını doğrudan yukarı taşıyor. Aynı anda birden fazla uygulama çalışırken bile cihazın nefes almakta zorlandığını hissetmiyorsunuz. Bu noktada Mate X7, yalnızca güçlü değil, aynı zamanda dengeli bir performans karakteri çiziyor.

İç ekranın sunduğu geniş çalışma alanı, performansı yalnızca sayısal bir değer olmaktan çıkarıyor. İki uygulamayı yan yana kullanırken, sürükle-bırak tabanlı çoklu görev özellikleriyle birlikte cihaz adeta kompakt bir bilgisayar gibi davranıyor. Fotoğraf düzenleme, video kırpma veya büyük belgeler üzerinde çalışma gibi işlemler sorunsuz biçimde gerçekleştirilebiliyorsunuz. Huawei’nin tabletlerinden tanıdığımız yeni nesil çoklu görev yaklaşımı, Mate X7’de kullanılıyor ve bir telefon için daha da anlam kazanıyor.
Performansın sürdürülebilirliği söz konusu olduğunda soğutma sistemi kritik bir rol oynuyor. Huawei, Mate X7’de Süper Soğuk Ultra Büyük VC ve grafen tabanlı ısı dağıtım çözümüne yer veriyor. Yaklaşık 3500 mm² büyüklüğündeki ultra büyük buhar odası, önceki nesillere kıyasla yüzde 18 daha geniş bir alan sunuyor. Isı iletim kapasitesi ise 2000 W/m² seviyesine kadar çıkabiliyor. Bu yapı sayesinde uzun süreli yük altında bile cihazın sıcaklığı kontrol altında tutuluyor. Özellikle video düzenleme ve çoklu görev senaryolarında bu fark net biçimde hissediliyor.

Pil tarafına geçtiğimizde Mate X7’nin en güçlü kozlarından birinin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu telefonda yer alan 5300 mAh kapasiteli pil, katlanabilir telefonlar arasında dikkat çekici bir seviyede konumlanıyor. Galaxy Z Fold 7’nin pil kapasitesiyle karşılaştırdığımızda, Mate X7 yaklaşık yüzde 20’ye varan bir avantaj sunuyor. Bu fark, kağıt üzerinde olduğu kadar günlük kullanımda da hissediliyor. Yoğun kullanım senaryolarında bile günü rahatlıkla tamamlamak mümkün oluyor. Normal yoğunluklu kullanımlarımızda genellikle 24 saatlik bir bekleme + kullanım süresine ulaştık. Katlanabilir telefonlarda sıkça dile getirilen pil kaygısı, Mate X7’de büyük ölçüde ortadan kalkıyor.
5300 mAh’lik pil kapasitesi, hızlı şarj teknolojileriyle desteklendiğinde tablo daha da güçleniyor. Mate X7, 66W kablolu hızlı şarj desteği sunuyor ve bu sayede kısa sürede yüksek doluluk seviyelerine ulaşabiliyor. Yaklaşık yarım saatlik bir şarjla pil seviyesinin anlamlı ölçüde yükselmesi mümkün. Bir saat civarında ise pili tamamen doldurmak mümkün. Bu güçten tam anlamıyla yararlanmak için destekleyen bir güç adaptörüne ihtiyaç var. Kutudan güç adaptörü çıkmıyor. Bununla birlikte, yine destekleyen aksesuarlarla 50W kablosuz şarj desteği de sunuluyor ki bu, katlanabilir bir telefon için hâlâ nadir görülen bir özellik. Günlük kullanımda kabloya bağlı kalmadan şarj edebilmek ciddi bir rahatlık sağlıyor.
Kablosuz bağlantı tarafında Huawei Mate X7, Wi-Fi 7 desteğine sahip ve bunu görmek memnun edici. Çift SIM ve eSIM desteğinin de bulunduğunu belirtmeden geçmeyelim.
Yazılım
Huawei Mate X7, kutudan EMUI 15 ile yüklü olarak çıkıyor ve yazılım deneyiminin tonu daha ilk dakikadan itibaren net biçimde hissediliyor. EMUI 15, önceki sürümlere kıyasla daha sade, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir yapı sunuyor. Menü geçişleri akıcı, animasyonlar abartıdan uzak ve sistem genelinde tutarlı bir görsel dil korunuyor. Günlük kullanımda arayüzle mücadele etmek zorunda kalmıyorsunuz. Tam tersine yazılım, geri planda çalışarak işi size bırakıyor. Mate X7’nin yazılım tarafındaki en büyük artısı da tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Uygulama deneyimine baktığımızda Huawei AppGallery, yalnızca alternatif bir mağaza gibi konumlanmıyor, ana merkez görevini üstleniyor. Günlük hayatta ihtiyaç duyacağınız uygulamaların çok büyük bir bölümü AppGallery üzerinden doğrudan erişilebilir durumda. Bununla birlikte Google Play Store’u AppGallery üzerinden yüklemeniz de mümkün. Bu adımı tamamladıktan sonra uygulama ve oyun tarafında pratikte herhangi bir kısıtlama kalmıyor. YouTube, Gmail, Google Haritalar gibi Google uygulamalarını sorunsuz biçimde kullandım ve stabilite konusunda bir problemle karşılaşmadım.
Google uygulamalarının çalışması, Mate X7’nin yazılım hikâyesinde kritik bir dönüm noktası oluşturuyor. Navigasyon için Google Haritalar’ı açmak, e-posta trafiğini Gmail üzerinden yönetmek ya da Google Drive’daki belgeler üzerinde çalışmak günlük rutinin doğal bir parçası hâline geliyor. Bu uygulamalar, katlanabilir ekranın sunduğu alanı da etkin biçimde kullanabiliyor. Özellikle Drive üzerinden açılan dokümanlarda geniş ekran ciddi bir avantaj sağlıyor. YouTube tarafında ise hem kapak ekranında hem de iç ekranda sorunsuz bir deneyim elde ediliyor. Premium abonesiyseniz, bu özellikleri de Mate X7’de kullanabiliyorsunuz. Ayrıca Google Fotoğraflar üzerinden senkronizasyon da sağlanıyor. Android alışkanlıklarını sürdürmek isteyen kullanıcılar için bu bütünlük son derece önemli.

Mate X7’nin bizim için yazılım tarafındaki dikkat çekici gelişmelerden biri de Android Auto desteği. Daha önceki Huawei telefonlarında yaptığımız denemelerde bu yönde pek olumlu sonuç alamamıştık. Ancak artık Google Play Store üzerinden Android Auto’yu ve gerekli diğer bileşenleri indirerek bu özelliği kullanmanız mümkün olabiliyor. Kurulum süreci karmaşık değil. Telefonda ve araç bilgi ekranında yer alan yönergeleri takip ederek bağlantı kısa sürede tamamlanabiliyor. Navigasyon, müzik ve mesajlaşma gibi temel işlevler araç ekranına sorunsuz biçimde yansıtılıyor.

EMUI 15’in katlanabilir forma özel optimizasyonları, uygulama deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Uygulamalar iç ekrana geçildiğinde ölçekleme problemi yaşamıyor. Bölünmüş ekran kullanımı doğal bir akışla çalışıyor ve uygulamalar bu düzene uyum sağlıyor. Aynı anda iki uygulamayı yan yana kullanırken performans düşüşü hissedilmiyor. Pencereler arasında geçiş yapmak hızlı ve sezgisel. İç ekranda açık olan bir uygulamayı veya videoyu, cihazı kapattığınızda kapak ekranından devam ettirebilirsiniz.
“Tek cihazla ofis kurmak” senaryosu da, EMUI 15’in gücünü en net biçimde gösteren kullanım alanlarından biri. Bir mouse ve klavye bağladıktan sonra Mate X7’yi bir iş istasyonu gibi kullanabilirsiniz. Google Drive’dan bir dosya açıp, aynı anda YouTube üzerinden bir video oynatmanız mümkün. Bölünmüş ekran kullanımı sırasında da sistemin akıcılığı bozulmuyor. Finans ve ekonomi içeriklerini takip ederken, bir yandan borsa uygulamalarını açık tutmak günlük kullanımda ciddi bir verimlilik sağlıyor. Bu noktada Mate X7, telefon ve tablet arasında kalmış bir cihaz gibi değil, ikisinin güçlü yönlerini birleştiren bir araç gibi davranıyor.
EMUI 15’in genel kararlılığı, uzun süreli kullanımda kendini daha net hissettiriyor. Uygulama çökmeleri, rastgele yavaşlamalar ya da arka plan yönetimi sorunlarıyla karşılaşılmıyor. Sistem, yoğun kullanımda bile tutarlı davranıyor. Bu da Mate X7’nin yazılım deneyimini yalnızca ilk günlerde değil, uzun vadede de güvenilir kılıyor. Huawei’nin burada vardığı nokta oldukça net. Mate X7, yazılımıyla kullanıcıyı ikna etmeye çalışmıyor, günlük hayatta sessizce işini yapıyor.
Kamera
Huawei Mate X7’nin kamera sistemi, katlanabilir telefonlarda genel olarak gördüğümüz kamera çizgisinin çok ötesine geçiyor. Doğrudan üst seviye amiral gemileriyle aynı cümlede anılabilir hâle getiriyor. Huawei burada klasik megapiksel yarışına girmiyor. Bunun yerine, XMAGE görüntüleme sistemi üzerinden fotoğrafın duygusuna, tonuna ve sahneye ne kadar sadık kaldığına odaklanıyor. Mate X7’de kullanılan True-to-Colour sensör, bir önceki nesil Mate X6’ya kıyasla renk doğruluğunu yüzde 43 oranında artırıyor. Bu farkı sadece yalnızca ölçüm sonuçlarında değil, çektiğiniz kareye baktığınız anda da hissedebilirsiniz. Gerçek hayatta gördüğünüz renk ile ekranda gördüğünüz renk arasındaki mesafe ciddi biçimde kapanıyor. Kamera burada bir kayıt cihazı gibi değil, gördüğünü yorumlamadan aktaran bir göz gibi çalışıyor.

Ana kamera tarafında Mate X7 fazlasıyla güçlü bir donanıma sahip. 50 megapiksellik ana kamera, 1/1.28 inç sensör boyutu ve f/1.5 ile f/4.0 arasında değişen ayarlanabilir diyafram açıklığı sunuyor. Bu yapı, farklı ışık koşullarında kameranın kendini sahneye göre ayarlayabilmesini sağlıyor. Gündüz çekimlerinde keskinlik yüksek, detay seviyesi tatmin edici. Düşük ışıkta ise diyafram açıklığının avantajı net biçimde hissediliyor. Optik görüntü sabitleme ve PDAF desteği sayesinde hem fotoğraflar hem de videolar daha stabil bir karakter sergiliyor. Işık koşulları ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, kamera kontrolü elden bırakmıyor.

Karışık ve neon ışık koşulları, akıllı telefon kameralarının en çok zorlandığı senaryolar arasında yer alır. Mate X7, bu noktada XMAGE ve True-to-Colour yaklaşımının gücünü açık biçimde gösteriyor. Neon tabelaların olduğu bir sokakta, konser alanında ya da sıcak ve soğuk ışığın aynı karede bulunduğu iç mekânlarda çekim yaptığınızda, renkler bozulmadan korunuyor, saçılma ise düşük seviyede. Kırmızılar patlamıyor, maviler yapaylaşmıyor, ten tonları sahnenin ışığına teslim olmuyor. Özellikle gece modunda çektiğimiz şehir manzaralarında ve sokak lambası altındaki sahnelerde, kontrast dengesi başarılı biçimde korunuyor.
Telefoto kamera, Mate X7’nin kamera sistemindeki en etkileyici bileşenlerden biri. Katlanabilir telefonlarda bu tarz bir yapıyı pek gördüğümüz söylenemez. 50 megapiksellik periskop telefoto kamera, 81 mm odak uzaklığı, 3,5x optik zoom ve OIS desteğiyle geliyor. Bu lens yalnızca uzak sahneleri yakınlaştırmak için değil, kompozisyonu yeniden düşünmek için de ciddi bir alan açıyor. Portre çekimlerinde arka plan ayrımı doğal, geçişler yumuşak ve detaylar korunuyor. Aynı zamanda bu lens, telefoto makro çekimlerde de aktif biçimde kullanılıyor. Bu sayede konuya çok yaklaşmadan, güvenli bir mesafeden detay yakalamak mümkün oluyor.






















“Makro evren” olarak adlandırabileceğimiz kullanım alanında Mate X7 gerçekten fark yaratıyor. Çiçek yaprakları, böcekler ya da küçük objeler, 3,5x telefoto makro ile hem estetik hem de teknik olarak güçlü biçimde yakalanabiliyor. Işık kontrolü başarılı, alan derinliği doğal ve detay seviyesi yüksek. Galaxy Z Fold 7 yaptığımız karşılaştırmalı çekimlerde, Mate X7’nin sıradan telefonların göremediği mikro detayları ortaya çıkardığını gözlemledik.
Yakınlaştırma tarafında ise Mate X7’nin sunduğu esneklik, periskop telefoto lensin varlığı sayesinde katlanabilir bir telefon için oldukça dikkat çekici. 100 kata kadar dijital yakınlaştırma desteği mevcut. Elbette bu seviyelerde dijital yakınlaştırmanın sınırları hissediliyor, ancak 10x seviyesine kadar görüntü kalitesi oldukça tutarlı. Şehir manzaraları, uzaktaki tabelalar ya da mimari detaylar bu aralıkta rahatlıkla kullanılabiliyor. Özellikle ışık saçılmalarının kontrol altında tutulması, zoom performansını rakiplerinden ayıran önemli bir detay hâline geliyor.






Ultra geniş açı kamera tarafında ise 40 megapiksellik, 13 mm odak uzaklığına ve 120 derece görüş açısına sahip bir lens yer alıyor. Manzara çekimlerinde, mimari fotoğraflarda ve kalabalık sahnelerde bu lens ciddi bir esneklik sağlıyor. Kenarlarda bozulma minimum seviyede tutulmuş. Renkler ana kamerayla uyumlu, ton farkı rahatsız edici bir seviyeye ulaşmıyor. Bu da farklı lensler arasında geçiş yaparken görüntü karakterinin korunmasını sağlıyor. Kamera sistemi burada bütünlüklü bir yapı sunuyor.
Video tarafında Mate X7, fotoğraf performansını destekleyen güçlü bir tablo çiziyor. 4K ve 1080p video kayıt seçeneklerinin yanında HDR Vivid desteği bulunuyor. Ultra HDR video performansı sayesinde, parlak alanlarda patlama yaşanmıyor, gölgelerde detay kaybı oluşmuyor. Güneşin doğrudan karşıdan geldiği sahnelerde bile, gökyüzü detayları ile yüz detayları aynı karede korunabiliyor. Gyro-EIS ve OIS desteği, elde çekilen videolarda ciddi bir stabilite sağlıyor. Stereo ses kaydı ise net, dengeli ve çevresel sesi doğal biçimde aktarıyor.
Katlanabilir form, Mate X7’nin kamera deneyimini yalnızca teknik olarak değil, kullanım açısından da zenginleştiriyor. Çift ekranlı eş zamanlı görüntüleme sayesinde, çektiğiniz fotoğrafı karşınızdaki kişiye anında gösterebiliyorsunuz. Arka kameralarla selfie çekmek mümkün hâle geliyor ve bu selfie’ler, ön kameraya kıyasla çok daha yüksek kalite sunuyor. Telefonu yarıya kadar katlayarak bel hizasında ya da aşağıdan çekim yapmak da oldukça pratik. Özellikle vlog çekimlerinde, Mate X7’nin bu yapısı büyük bir güven hissi yaratıyor.

Ön kamera tarafında 8 megapiksellik bir sensör yer alıyor ve kapak ekranında da yine 8 megapiksellik bir kamera bulunuyor. Her iki kamera da HDR destekli ve 4K video kaydı yapabiliyor. Ancak Mate X7’nin asıl gücü, katlanabilir yapısı sayesinde arka kameraları selfie ve video çekimleri için aktif biçimde kullanabilmesi. Bu esneklik, içerik üreticileri için ciddi bir avantaj sağlıyor. Kısacası Mate X7, kamera tarafında katlanabilir telefon için iyi olmayı değil, doğrudan iyi olmayı başarıyor.







Sonuç
Huawei Mate X7 ile geçirdiğimiz birkaç günün sonunda ortaya çıkan tablo fazlasıyla net. Bu cihaz, katlanabilir telefonların hâlâ “erken benimseyen kullanıcı kitlesine” hitap eden, dikkatli kullanılması gereken ürünler olduğu algısını doğrudan hedef alıyor. Tasarımından ekranına, performansından yazılım deneyimine kadar her başlıkta, günlük kullanım odağının bilinçli biçimde öne çıkarıldığını görmek mümkün. Mate X7, kağıt üstünde sunduğu özelliklerle teknik olarak güçlü olmakla yetinmiyor, bu gücü sahibine hissettirmeden sunmayı başarıyor. Katlanabilir yapısı, burada bir vitrin unsuru değil, işlevsel bir avantaj.
Kamera tarafında ortaya konan XMAGE ve True-to-Colour yaklaşımı, Mate X7’nin amiral gemisi telefon olma iddiasını güçlü biçimde destekliyor. Renk doğruluğu, ışık kontrolü ve detay seviyesi, katlanabilir bir telefon için değil, genel amiral gemisi liginde değerlendirilebilecek bir noktaya ulaşmış durumda. Fotoğraf ve video deneyimi, yalnızca teknik başarılarla değil, sahnenin ruhunu koruyabilmesiyle öne çıkıyor. Bu da Mate X7’yi anıları kaydetmekle sınırlı kalmayan, gördüğünü doğru biçimde aktaran bir kamera cihazına dönüştürüyor. Özellikle karşılaştırmalı çekimlerimizde bu farkın net biçimde hissedilmesi, cihazın konumunu daha da sağlamlaştırıyor.
Performans, pil ve yazılım tarafında ise Mate X7’nin ana telefon iddiası gerçek anlamda ete kemiğe bürünüyor. 5300 mAh pil kapasitesi, hızlı ve kablosuz şarj seçenekleriyle desteklenirken, soğutma altyapısı uzun süreli kullanımlarda güven veriyor. EMUI 15 ve uygulama deneyimi, katlanabilir ekranın sunduğu alanı gerçekten işe yarar hâle getiriyor. Google uygulamalarının sorunsuz çalışması ve Android Auto desteği, günlük yaşamla kurulan bağı daha da güçlendiriyor. Bu noktada Mate X7, “yan telefon” değil, tüm gün yanınızda olan ana cihaz olmayı başarıyor.
Sonuç olarak HUAWEI Mate X7, katlanabilir telefonların yalnızca yenilikçi değil, her gün güvenle kullanılan, güçlü ve prestijli ana cihazlar olabileceğini net biçimde kanıtlıyor. Bu cihaz, katlanabilir formu bir risk unsuru olmaktan çıkarıp, bir avantaja dönüştürüyor. İş dünyasında, günlük yaşamda ve içerik üretiminde aynı güvenle kullanılabiliyor. Mate X7, dikkat çekmek için değil, kullanılmak için tasarlanmış bir katlanabilir telefon profili çiziyor. Bu da onu yalnızca bugünün değil, katlanabilir telefonların geleceğinin de önemli bir temsilcisi hâline getiriyor.
BİLGİLENDİRME 1
İnceleme makalesinde yer alan ürün Huawei Türkiye tarafından ücretsiz olarak temin edilmiştir. Makalede, Huawei Türkiye katkılarıyla sunulan ücretli sponsorluk ve ürün desteği yer almaktadır.
BİLGİLENDİRME 2
Teknoblog’un satış ortaklıkları vardır. Bunlar, editoryal içeriği etkilemez, ancak Teknoblog, satış ortaklığı bağlantıları üzerinden satın alınan ürünler için komisyon kazanabilir.
Teknoblog, teknoloji gündemini farklı platformlarda düzenli biçimde paylaşıyor. WhatsApp kanalında öne çıkan haberleri anlık olarak aktarıyor, Google Haberler üzerinden güncel içerikleri sunuyor, Instagram ve X hesaplarında dikkat çeken başlıkları özetliyor, YouTube kanalında ise ürün incelemeleri ve detaylı anlatımlarla içeriği tamamlıyor.
















































































