Apple, son yıllarda dijital servisler alanında ciddi atılımlar yapmasına rağmen, Fitness+ hizmeti bu gelişimin gerisinde kalmış durumda. 2020’de başlatılan bu egzersiz odaklı platform, sabit fiyat yapısını korusa da içerik ve özellik bakımından genişletilmedi. Bu nedenle hem kullanıcı bağlılığı düşük kaldı hem de gelir beklentileri karşılanamadı. Şirket, şimdi bu durumu değiştirmek için kapsamlı bir yeniden yapılandırma sürecine adım attı.
Fitness+ platformunda yaşanan temel sorunlardan biri, kullanıcıların hizmete abone olduktan sonra kısa sürede ayrılması. Bu durum, hizmetin yeterince kişiselleştirilmemiş içerik sunduğuna işaret ediyor. Tüm bunların yanında, rakip platformların daha interaktif ve gelişmiş deneyimler sunması, Apple’ı bu alanda dezavantajlı bir konuma sürüklüyor. Buna rağmen Apple, Fitness+’ı tamamen devre dışı bırakmak yerine, platformu yeniden şekillendirmeyi tercih ediyor. Bu yaklaşım, hem mevcut kullanıcı kitlesini koruma isteğinden hem de şirketin sağlık odaklı vizyonuyla çelişmemek istemesinden kaynaklanıyor.
Apple, Fitness+ hizmetini daha etkin bir yönetime devrediyor
Apple içinde yapılan yeni organizasyon değişikliği, Fitness+’a doğrudan etki edecek türden. Şirketin Sağlık Departmanı Başkan Yardımcısı Sumbul Desai, artık Fitness+’ın da sorumluluğunu üstlenmiş durumda. Bunun yanı sıra, tüm sağlık servisleri artık doğrudan Apple Hizmetler Kıdemli Başkan Yardımcısı Eddy Cue’ya bağlı olacak. Jeff Williams’ın emekliliği sonrası oluşan yeni yapı, Fitness+ üzerinde daha yüksek performans beklentilerini beraberinde getiriyor. Şirket bu hamleyle, hizmetin daha verimli yönetilmesini ve sonuç odaklı ilerlemesini sağlamayı amaçlıyor.
Apple’ın Fitness+’ı sürdürme kararlılığı, sadece stratejik değil, aynı zamanda pratik nedenlere de dayanıyor. İçerikler şirket içinde üretildiği için operasyonel maliyet düşük kalıyor. Üstelik bu yapı sayesinde Apple, içerik kontrolünü tamamen elinde tutabiliyor. Buna ek olarak, Fitness+’ın küçük ama sadık bir kullanıcı kitlesine sahip olması da platformun tamamen iptal edilmesini engelliyor. Yine de, şirketin hedeflediği ölçekte bir büyümenin sağlanamadığı ortada.
Fitness+’ın daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi için Apple, donanım ve yazılım tarafında yeni entegrasyonlara yönelmiş durumda. iPhone kullanıcılarının artık Apple Watch olmadan da antrenman yapabilmesi bu sürecin bir parçası. Bu sayede platform, daha erişilebilir bir hâle geliyor. Yine de bu değişiklik, kullanıcıların uzun vadeli bağlılığını sağlamada tek başına yeterli olmuyor. Tüm bu gelişmeler, daha güçlü içerik ve etkileşim ihtiyaçlarını gözler önüne seriyor.
Yeni AirPods Pro 3 ve Powerbeats Pro 2 modellerine eklenen kalp atış hızı sensörleri, Fitness+ deneyimini donanımsal açıdan zenginleştiriyor. Bu cihazlar, antrenman verilerini doğrudan Fitness+’a aktarıp daha kişisel analizler sunabiliyor. Apple Watch’ta devreye alınan “Workout Buddy” özelliği ise Apple Intelligence teknolojisiyle çalışıyor. Kullanıcıya anlık motivasyon sağlamak üzere Fitness+ eğitmenlerinin ses verileriyle uyumlu hâle getirilen bu özellik, platformun dinamikliğini artırma potansiyeline sahip. Fakat beklentilerin hâlâ tam anlamıyla karşılandığını söylemek zor.
Platformun yalnızca cihaz entegrasyonuyla değil, içerik üretimiyle de yenilenmesi gerektiği açıkça görülüyor. Kullanıcıların talep ettiği çeşitlilik ve derinlik, hâlihazırda sunulan içeriklerde yeterince bulunmuyor. Apple’ın içerik stratejisini yeniden ele alması ve farklı spor dallarına hitap eden programlar geliştirmesi gerekiyor. Bu sayede hem kullanıcı deneyimi iyileşebilir hem de abonelik süresi uzatılabilir. Aksi takdirde, yüksek iptal oranları devam edecektir.
Fitness+ hâlâ Apple One Premier paketine dâhil olarak sunuluyor ve bu sayede çok sayıda kullanıcıya ulaşma potansiyeline sahip. Bunun yanında, yeni Apple cihazları alan kullanıcılara üç aylık ücretsiz deneme sunulması da dikkat çekici bir detay. Ancak bu tür promosyonlar, kullanıcıyı platformda kalıcı kılmakta yeterince etkili olmuyor. Deneme süresi sonunda kullanıcıların büyük bölümü hizmetten ayrılıyor. Bu da yapısal sorunların devam ettiğini gösteriyor.
Teknoblog, teknoloji gündemini farklı platformlarda düzenli biçimde paylaşıyor. WhatsApp kanalında öne çıkan haberleri anlık olarak aktarıyor, Google Haberler üzerinden güncel içerikleri sunuyor, Instagram ve X hesaplarında dikkat çeken başlıkları özetliyor, YouTube kanalında ise ürün incelemeleri ve detaylı anlatımlarla içeriği tamamlıyor.







