Bozcaada, Gökçeada, Edremit ve Saros açıkları için yürütülen çalışmalar, 3,5 ila 4,5 gigavat arasında deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyeline işaret ediyor. Bu aralığı Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği'nin (TÜREB) deniz üstü rüzgârdan sorumlu başkan yardımcısı Ufuk Yaman açıkladı. Dört alanın toplamına ilişkin bir teknik değerlendirmeden söz ediliyor; bugün işletmede olan bir santral kapasitesinden değil.
Yaman'ın WindEnergy Hamburg'daki açıklamalarını aktaran Anadolu Ajansı'na göre yirmiden fazla saha, olası üretim maliyeti ve izin süreçlerinin yönetilebilirliği bakımından incelendi. Kuzey Ege'deki dört bölge bu değerlendirmenin ardından öne çıktı. Her sahanın koşulları farklı olduğu için toplam potansiyelin tek bir projeye ya da eşit büyüklükte dört projeye dönüşeceği sonucu çıkarılamıyor.
Türkiye'de deniz üstü rüzgâra yönelik ilk saha çalışmaları Marmara Denizi'nde başladı. Burada rüzgâr ve deniz koşullarına ilişkin ölçümlerin yanı sıra deniz tabanı, çevresel ve sosyal etkiler de değerlendiriliyor. Yaman, deniz tabanı verileri tamamlandıktan sonra sahaların birim elektrik üretim maliyetinin daha sağlıklı hesaplanabileceğini belirtiyor. Bu nedenle potansiyel rakamı, yatırım kararı için gereken bütün soruların yanıtlandığı anlamına gelmiyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Pixel Watch 3, 4 ve 5 için sağlık eğilimleri Google Health’e geliyor

Nscale, yapay zekâ veri merkezleri için 3,36 milyar dolar finansman açıkladı

ABB, yapay zekâ veri merkezleri için doğru akım altyapısı tanıttı

Ema, kurumsal yapay zekâ çalışanları için 77 milyon dolar yatırım aldı

Hubble Network, Bluetooth cihazlarını uydulara bağlamak için 200 milyon dolar aldı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarını deniz üstü rüzgâr için belirlenen alanlar arasında sayıyor. Bakanlığın Ağustos 2026 açıklamasında ilk deniz üstü Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmasının 2027'nin ilk çeyreğinde yapılmasının hedeflendiği duyurulmuştu. Takvim ve nihai koşulların resmî ilanlarla netleşmesi gerekiyor.
Potansiyelden üretime geçiş için hangi adımlar var?
Önce ölçümlerin ve fizibilite çalışmalarının tamamlanması, ardından izinler, şebeke bağlantısı ve yarışma koşullarının belirlenmesi gerekiyor. Deniz üzerindeki kurulumlar, karadaki rüzgâr santrallerinden farklı olarak liman kapasitesi, kablo güzergâhı ve deniz ekosistemi bakımından ek planlama istiyor. Bu başlıklar maliyet hesabını da doğrudan etkiliyor.
Günün Öne Çıkan Fırsatları

REKLAM — Bu içerikte satış ortaklığı bağlantıları bulunmaktadır. Bu bağlantılar üzerinden yapılan alışverişlerden Teknoblog komisyon kazanabilir.
Bunun yanında dört bölgenin aynı anda yatırıma açılması zorunlu değil. Sahalardan birinin ekonomik ve teknik bakımdan daha uygun bulunması, önce o bölgeye odaklanılmasına yol açabilir. Sahanın rüzgâr gücü yüksek olsa bile iletim altyapısı veya çevresel koşullar projeyi geciktirebilir. Okurlar için en önemli ayrım burada: 4,5 gigavat üst sınırına yakın bir potansiyel tahmini, bağlanmış üretim kapasitesi ya da kesinleşmiş ihale miktarı değil.
Bakanlık, 2035'e kadar deniz üstü rüzgârda 5 gigavat kurulu güç hedefliyor. Kuzey Ege için hesaplanan aralık bu hedefin neden gündemde olduğunu gösterse de iki sayıyı doğrudan gerçekleşmiş kapasite gibi toplamak doğru olmaz. Önümüzdeki aşamada yarışma ilanı, saha ölçümlerinin sonuçları ve bağlantı koşulları, projelerin ne kadarının hayata geçebileceğini gösterecek.





