PAYLAŞ

Sosyal medya dünyası 2011’i hareketli geçirdi. Facebook cephesinde eylül ayındaki F8 konferansıyla yeni dönem stratejileri ortaya kondu, bu strateji dahilinde adımları yılın sonuna doğru görmeye başladık. Twitter’ın tasarımı bir kez daha değişti, sitenin yapısında önemli yenilikler getirildi. Foursquare bildirim desteği, listeler, web sitelerine eklenen butonlar gibi ek özellikleri bünyesi altına ekledi. Google, Google+ ile bir kez daha ve bu sefer diğerlerinden biraz daha iddialı biçimde sosyal medya arenasında rekabete girişti.

Ülkemizde ilgi bu dört sosyal ağ üzerine yoğunlaştığı için yazıya yukarıdaki gibi bir giriş yaptık. 2012, bir önceki yıl atılan bu adımların etkilerinin ve sonuçlarının görüleceği bir yıl olacak. Facebook ve Twitter, tasarımlarında ve içerik sunma yapılarında yaptıkları değişikliklerle daha fazla reklam alma ve dolayısıyla daha fazla kâr etme yolunda önemli adımlar attı. 2012 içinde atılan bu adımların şirketlerin kâr hanesine olumlu yansıyıp yansımadığını göreceğiz. Tabii, aynı şekilde bu adımların kullanıcılar üzerindeki etkisini de merakla bekliyor olacağız. Ancak kullanıcılar belli bir süre sonra alışmaya yatkın olduğu için reklamlar pek de göze batmamaya başlayacaktır. Yine de, hem Facebook hem de Twitter reklam ile kullanıcı içeriklerini bir arada sunmanın dengesini yakalamak zorunda.

Facebook’un F8 konferansında açıkladığı yeni sosyal medya stratejisiyle, bu büyük sosyal ağ insanların hayatlarını daha fazla yansıtan bir araç hâline dönüşmeyi hedefliyor. Açıklanan yeniliklerin en önemlisi  olan Zaman Tünelini geçtiğimiz günlerden itibaren kullanmaya başladık. Zaman Tüneli için olumlu olduğu kadar olumsuz tepkiler de dile getirildi. İnsanların geçmişte Facebook’a saldıkları ve bir şekilde unutulan çeşitli paylaşımların veya durum bildirimlerinin yeniden rahatlıkla bulunabilir hâle gelmesi gibi bir durum ortaya çıktı ki, bu bazı kullanıcılar için tehlikeli bir durum. 2012 yılı içinde insanların Zaman Tüneline ne kadar uyum sağladığını göreceğiz. Zaman Tüneli Facebook’tan kaçırtan bir araç mı olacak, yoksa insanlar bunu sevecek mi? Bu 2012’de cevabını bulacak sorulardan bir tanesi olacak.

Twitter da bu ay içinde duyurduğu ve kullanıma sunduğu yeni tasarımıyla birlikte biraz daha Facebook’a benzer hâle geldi. Bununla birlikte kullanıcıların diğer kullanıcılarla etkileşimini ön plana çıkarması açısından yeni tasarım iyi bir işlev görüyor. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi Twitter’ın tasarımında yaptığı değişikliklerin ana nedeni daha fazla reklam almak ve para kazanmak. Yeni tasarımın duyurulmasıyla birlikte bazı markalar için özel sayfalar oluşturulduğuna tanık olmuştuk. Facebook marka sayfaları şu an şirketlerin veya markaların pazarlanmasında önemli bir yer tutuyor. Hatta reklamlarda bile Facebook sayfa adreslerini görüyoruz. Acaba şu anda genellikle şirketlerin müşteri hizmetleri aracı gibi çalışan Twitter, yeni tasarımıyla birlikte sunmaya başladığı özel profil sayfaları aracılığıyla şirketlerin web sitelerine alternatif olan bir statüye yükselebilecek mi? 2012’de bu sorunun cevabını arıyor olacağız.

Wave ve Buzz gibi fiyasko girişimlerle sosyal medyayı deneyen Google, geçmişteki hatalarından ders alarak bir kez daha denemeye girişti ve Google+’yı çıkardı. Google+’nı şu anki gidişatı ve 60 milyon seviyesinde olduğu tahmin edilen kullanıcı sayısı 2012 için umut vadediyor. Zaten 60 milyon tahmininin dile getirildiği analizde 2012 sonu için 400 milyon kullanıcı sayısı tahmininde bulunuluyor. Google+’nın henüz olgunlaşma aşamasında bir platform olduğunu kabul etmek gerek ve 2012’de de gelişmeye, yeni özellikler kazanmaya devam edecek. 2012’de Google+ tarafında en büyük beklentimiz diğer sosyal ağ platformlarıyla bağlantının sağlanması. Yani Twitter veya Facebook üzerinden yapılan paylaşım veya durum güncellemelerinin Google+ üzerinden de otomatik olarak paylaşılması. Tamam, Buzz’da buna izin veren Google söz konusu platformun çöp alanına dönüştüğünü görüp bundan uzak duruyor olabilir, ancak kullanıcılar da bir yerde paylaşımda bulunup daha sonra aynı paylaşımı başka bir platformda yapmak istemiyor. Tek elden kontrol çok önemli ve Google+’nın da diğer platformlara kapı açması ve çift yönlü içerik paylaşımına izin vermesi gerekiyor. 2012’de bunun beklentisi içinde oluyor olacağız.

Foursquare de 2011’de yıldızı parlayan bir başka servis. Bir örnek vermek gerekirse, yılın başında bir futbol karşılaşmasını izlemek için gittiğimiz stadyumda sadece bir elin parmakları kadar yer bildirimi yapıldığını görürken, yılın sonuna geldiğimizde onlarca, belki yüzlerce kişinin stadyumda yer bildirimi yaptığını gördük. Akıllı telefonların sayısı her geçen gün daha da artıyor ve akıllı telefon sahiplerinin cihazlarına yükledikleri ilk uygulamalar arasında Foursquare yer alıyor. 2012 yılında akıllı telefon penetrasyonunun artacağını düşünecek olursak, bunun Foursquare’a daha fazla kullanıcı olarak geri döneceği şeklinde basit bir mantık kurabiliriz.

Yukarıda Foursquare için yaptığımız mobil kulllanıcı sayısının artışına bağlı tahmin aslında diğer platformlar için de geçerli. Belki kullanıcı sayısı açısından her platform için geçerli olmayabilir. Ancak onlar için de içerik açısından bir artışın söz konusu olabileceğini söyleyebiliriz. Mobil ortamdan bahsetmişken Instagram’ı da es geçmemek gerek. iPhone’un en popüler uygulamaları arasında yer alan bu fotoğraf tabanlı sosyal ağ uygulaması, 2012 yılı içinde yapacağı Android açılımıyla kullanıcı kitlesini daha arttıracaktır.

2012 yılında sosyal medya hayatımıza daha fazla yerleşecek, Türkiye veya dünyanın esas gündemini takip etmek için bakılacak birinci başvuru kaynağı buralar olacak. Nabız ölçme konusunda özellikle Twitter büyük bir görev üstlenecek. Zaten Twitter’ın Gündem sıralaması hem dünya hem de Türkiye açısından gerçeği yansıtan sonuçlar sunuyor. Üstelik TV reytinglerinin ölçülmeyecek olduğu 2012’nin ilk haftalarında veya aylarında hangi yayının ne kadar reyting aldığını tahmin etmek için bakılacak yerlerden bir tanesi de Twitter olacaktır.