Ellere var da bize niye yok?
Radikal Gazetesi bilişim ve teknoloji yazarı Serdar Kuzuloğlu, geçtiğimiz hafta İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen Dünya Mobil Kongresi’ndeki izlenimlerini yazmış. Yazar 3G ile ilgili yaşananları vurgularken, bizim de şikayetimizi dile getiriyor.
Ellere var da bize niye yok?
M. Serdar Kuzuloğlu
Geçen senenin ilk yazılarından birinde Raymond Kurzweil’den bahsetmiştim. Kendisi ilgiyle takip ettiğim, her konferansını dinlemeye/izlemeye çalıştığım fikir önderlerinden biri. Manevi Makinalar Çağı (Age of Spitual Machines) olarak çevirebileceğimiz kitabın da yazarı. Bunca fuzuli çeviri kitap raflarda yerini alırken hâlâ hiçbir yayıncının bu kitapla ilgilenmemiş olması bana hep şaşırtıcı gelmiştir; ayrı mesele.
Aslen bir mucit ve gelecekbilimci olan ve Amerika tarafından geleceği şekillendirecek 18 düşünürden biri olarak tanımlanan Kurzweil, geçtiğimiz hafta yukarıda bahsettiğim kitabın anafikirlerinden birine yönelik kesin bir iddiada bulundu: 2029 yılında makinaların yapay zekâ yeteneği insan zekâsını geçecek! Neyse ki Kurzweil’in teorilerinde makinalar ayaklanıp insanlığı yok etme yerine insanlarla birleşerek daha güçlü, akıllı, sağlıklı ve uzun ömürlü bir nesli yaratıyor. Örneğin damarlarımızda ya da beynimizde ‘yaşayan’ nano robotlar bizi daha akıllı ve dirençli hale getiriyor. Teknoloji dünyasının birçok terim ve kavramının da yaratıcısının teorileri ilginizi çektiyse getir.net/sfv adresine göz gezdirmeyi ihmal etmeyin.
Raymond’ın açıklamalarını geçen hafta İspanya’nın eğlence başkenti Barselona’da düzenlenen Mobile World Congress (MWC) etkinliğinde takip ettiğim sunumların arasında okudum. Dolayısyla dünyanın en kitlesel teknolojik cihazı haline gelen cep telefonlarının bu süreçte nasıl rol oynayacağını düşündüm.
MWC’yi düzenleyen GSM Birliği’nin kökeni 1987 yılına dayanıyor. Bugün dünyanın 217 ülke ve bölgesinden 700′ü aşkın mobil operatörü bünyesinde toplayan en büyük organizasyon durumunda. 3 milyar 270 milyonu geçen hat sayısıyla bugün kabaca dünya nüfusunun yarısı cep telefonu kullanıyor. Bu oran televizyonda üçte birine anca yaklaşıyor. İşin ilginci, sabit telefonlarda televizyon kadar bile yaygınlaşma yok. Yani cep telefonu, telefon kavramından bile öte bir yere oturmuş durumda. Avrupa hanelerinin yüzde 18′inde artık sabit hat bile yok.
Üstelik cep telefonları iletişim dışındaki birçok sektör için de belirleyici artık. Örneğin dünyada müzik albümü satışları yüzde 10 düştü. Kaybı misliyle kapatansa cep telefonları oldu. Albüme para vermekten çekinenler aynı şarkıları telefonlarına melodi olarak yüklemek için misliyle bedel ödemekten çekinmedi.
Onlara artık ‘dördüncü ekran’ deniyor. Sinema perdeleri, televizyon ekranları ve bilgisayar monitörlerinden sonra artık telefon ekranlarına ‘bakıyoruz’. Telefonu elinde tutanların sayısı yakında kulağına tutanların sayısını geçecek. Sektör tahminlerine göre 2012′de 246 milyon kişi telefonundan TV izleyecek. Sizce TV yayıncıları bunun farkında mı? Göreceğiz…
1290 firmanın katıldığı MWC’de bu sene cep telefonları üstünden çocuk pornografisini engelleme, uluslararası dolaşım bedellerinin düzenlenmesi, daha ucuz telefonların üretilmesi ve aynı zamanda daha gelişmiş altyapıların kurulması için çalışmalar yapıldı. Yüzlerce çözüm, binlerce içerik ve bir o kadar da telefon sergilendi.
Bütün bunları dinlerken bir yandan da orada bulunan diğer habercilerle mobil dünyanın Türkiye’deki öncüleriyle sohbet etme fırsatı yakaladık. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Turkcell, Avea ve Türk Telekom’un neredeyse bütün yönetim kurulu ve (elbette) GSM Birliği yönetimindeki tek Türk temsilcimiz Turkcell eski Genel Müdürü Muzaffer Akpınar da oradaydı.
Karşılaştığım herkese etkinlik boyunca kimsenin dilinden düşürmediği LTE olarak kısaltılan Long Term Evolution (Uzun Dönemli Evrim) kavramını sordum. Daha doğrusu bizim içine düştüğümüz zavallı durumu. Herkesin bolca bahanesi, uzun hikâyeleri ve sonuca hayrı olmayan fikirleri vardı.
Etkinliğin bombasını patlatmak Vodafone’un İcra Kurulu Başkanı Arun Sarin’e kaldı. MWC’deki basın toplantısında ‘Türkiye’de neden 3G ihalesine girmedikleri’ sorusunu geçiştirmek isterken “Hükümet henüz zamanı gelmediğini söylediği için girmedik” şeklinde tarihi bir açıklamayı ağzından kaçırdı (ses kaydıyla sabittir). Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım aynı günün akşamındaki basın yemeğinde buna cevaben reklamlarına atfen “Olur mu öyle şey, onlar ânı yaşıyor” diye bir cevap verdi. Muhtemelen aynı telkin Avea’ya da ulaşmıştır. Yoksa ihale şartnamesini ilk alan firma olarak övünürken ihaleye girmemesi açıklanabilir mi? Turkcell’in tek başına girdiği için geri çevrilen 3G hizmet girişiminin perde arkası da böyle aralanmış oldu. Şimdi düşünün böyle bir skandal Fransa’da, Britanya’da ya da İsveç’te ortaya çıksa ne olurdu? Teknolojiyi takip etmek, gittiği yönü görmek, o yöne yatırım yapmayı, rekabet etmeyi istemek nelerin kurbanı oluyor görelim işte hep birlikte.
Görelim, görelim ama bu kadar zaman kaybettirmesin bize ne olur. Bakın ömür geldi, geçiyor; her gün hayattan gidiyor…
Kaynak: Radikal
İlgili haber yoktur.


Yorum Alanı