Siyaset Serbestleşmeye Önem Vermeli
CeBIT Bilişim Eurasia kapsamında düzenlenen ve 2010 yılında Türkiyenin bilgi toplumuna dönüşmesini amaçlayan strateji raporu, bir yıl sonra hangi noktaya geldi? Türkiyede stratejik önceliğe sahip 7 konuda hangi gelişim noktaları kaydedildi? gibi soruların tartışıldığı Bilgi Toplumu Stratejisi Forumuna katılan TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, strateji raporunda yer alan Rekabetçi, Yaygın ve Ucuz İletişim Altyapı ve Hizmetleri konusunda bir konuşma yaptı.
Arıak şunları söyledi: Türkiyede serbestleşme ve özelleşme, ilk defa 1994 yılında çıkarılan 4000 sayılı kanun ile mevzuatımıza girdi. 2000 yılında, serbestleşme ve Telekomünikasyon Kurumunun kuruluş kanunu çıkarıldı. 2001 yılında, Telekomünikasyon Kurumu kuruldu. 2002de ilk lisanslar verilmeye başlandı. Son derece eskiye dayanan bir serbestleşme tarihçemiz olmasına ve tüm serbestleşme çalışmalarına rağmen, yeni işletmecilerin pazar payı %2 civarında. Bu oran, AB ülkelerinde %50. Bu durumun, siyasi irade eksikliğinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Siyasetin artık serbestleşmeye daha fazla önem vermesini bekliyoruz.
Sabit Telefon Hizmetlerinde Rekabet Yok
Dünya örneklerine baktığımızda ülkelerin serbestleşme için kullandığı iki ana yöntem olduğunu görüyoruz. Bunlardan birincisi, altyapıya dayalı rekabetin oluşturulması; ikincisi ise hizmete dayalı rekabetin oluşturulmasıdır.
Birinci yöntemin uygulanamamasının bir sonucu olarak, ülkemizdeki serbestleşme için sadece ikinci yöntem uygulanmaya çalışılmıştır. Türk Telekomun kullanım hakkına sahip olduğu sabit telefon şebekesini, yeni işletmecilere kullandırmama yolunu seçmiş olması da bugün yaşadığımız olumsuz ortamın doğmasına sebep olmuştur.
Sabit Telefon Hizmetlerinin rekabete açılması için çok önemli olan Şehiriçi Telefon Hizmeti Lisansları İçin Yönetmelik yayımlandı; ama bu, yeterli değil. Lisans bedelinin tespit edilmesi için Bakanlar Kurulunun karar alması gerekiyor.
Şehiriçi Telefon Hizmeti Lisans Verme sürecinin birkaç aya kadar sonuçlanmasını, lisans alan işletmecilerin iş yapabilmesi için gerekli ortamın sağlanmasının yıl sonuna kadar tamamlanmasını, yeni işletmecilerin yatırımlarını tamamlayarak hizmet vermeye başlamalarının da 2008 yılı içinde gerçekleşmesini umuyorum.
Bugün, şehiriçi telefon görüşme lisansları verilmemiştir. Pazarın %64ü rekabete kapalıdır.
HesaplıHatt ve YazlıkHatt abonelerinin, Türk Telekomun rakibi olan Uzak Mesafe Telefon işletmecilerinin hizmetlerinden yararlanmaları engellenmektedir. Abonelerin %50si rekabete kapalıdır.
Sabit telefon görüşme gelirlerinden elde edilen pazarın toplamının yaklaşık %75i rekabete kapalıdır.
Rekabete açık gibi görünen %25lik bölüm ise Fiyat Sıkıştırması denilen yöntemle kapalı tutulmaya çalışılmaktadır.
Tüm bu nedenler sonucunda birçok alanda yüzlerce işletmeci lisans almışken, sadece çok küçük bir bölümü faaliyet gösterebilmiştir. Uzak Mesafe Telefon İşletmeciliği alanında 45 firma lisans almışsa da faaliyet gösterebilenlerin sayısı 10-15 civarında kalmıştır.
Kablo TV Şebekesi Kullanılamıyor
Bu arada kablo şebekesinin durumuna dikkat çekmek istiyorum. Kablo şebekesi, Türk Telekomun özelleştirilmesi öncesinde, altyapı rekabetinin sağlanabilmesi için Türksata emaneten verildi. Altın değerindeki kablo şebekesinin ülke ekonomisine kazandırılması, bu şebekenin özelleştirilmesinden elde edilecek gelirin daha fazla düşürülmemesi, tüketici yararının korunması ve rekabet koşullarının iyileştirilmesi için Telekomünikasyon Kurumunun inisiyatif alarak bu duruma bir çözüm bulması, siyasi otoritenin de çözüme destek olması gerekiyor.
ABnin Çok Gerisindeyiz
Avrupa Birliğinin 29 Mart 2007 tarihinde yayımlanan 12. raporunda ABde alternatif işletmecilerin sabit telefon alanında pazar paylarının %28 ile %43 arasında olduğu görülmektedir. Türkiyede ise bu oran sadece %1 seviyesindedir.
Genişbant konusunda ise alternatif işletmecilerin ABde %52 pazar payına sahip oldukları, yine aynı raporda belirtilmektedir. Bizde ise TTNet pazarın %97sine sahiptir. Alternatif işletmecilerin payı sadece %3tür.
OECDnin 12 Nisan 2007 tarihinde yayımlanan 2006 sonu genişbant istatistiklerine göre, Türkiye 30 ülke arasında 29. sırada yer almaktadır. Genişbant erişim teknolojilerine göre, Türkiyede DSL %3,8, kablo, fiber ve diğer tüm erişim yüzdeleri 0 olarak gösterilmiş; nüfusa göre genişbant oranı ise %3,8 olarak belirlenmiştir. Bu konuda OECD ortalamaları şöyledir: DSL %10,5, kablo % 4,9, fiber %1,1, diğer %0,3 ve nüfusa göre genişbant oranı %16,9dır.
Çözüm Önerileri
Serbestleşmenin amacı, sabit ve mobil piyasalarda daha çok işletmecinin faaliyet göstermesinin sağlanarak tam rekabetin tesis edilmesidir. Ancak bu yolla tüketicinin hakları korunabilir; yatırım, istihdam, yerli Ar-Ge artırılabilir. Bunun için öncelikli olarak, siyasi iradenin serbestleşmeyi benimsemesi ve arkasında durması, bunun ardından Telekomünikasyon Kurumunun serbestleşmenin gerçekleşmesi için gerekli önlemleri almada hızlı ve etkin davranması gerektiğini sayabiliriz. Kablo şebekesinin bir an önce özelleştirilmesi de öncelikli konularımızdan biri olmalıdır. Ayrıca WiMAX, MVNO gibi lisansların verilmesi, yerel ağın paylaşıma açılması, veri akış erişiminin uygulanmasının sağlanması, Türk Telekom tarifelerinin maliyet esaslı olarak belirlenmesi, rekabet ihlallerine meydan verilmemesi gibi çok sayıda öncelikli konu da gündemimizde yer almalıdır.
İlgili Haberler
- Şehir içi aloda tekel kalkıyor
- Şehiriçi görüşmelerinde Telekom tekeline karşı Telkoder’den dava
- Telefon rehber hizmetlerinde yeni dönem başlıyor
- Türk Telekom’un şehir içindeki tekeli de bitiyor
- Google denizaltı kablo döşeme işine giriyor
- 3G ihalesi iptal edildi
- Doğan Telekom, İnternet TV’ye giriyor
- Denizaltı fiber optik kablo arızası
- Cep telefonunda görüntülü iletişim dönemi başlıyor
- Borusan Hintlilerin oldu


Yorum Alanı