Yeni bir buz dönemi mi başlıyor?
Dünyadaki ısı artışında güneşte meydana gelen manyetik fırtınaların da payının olduğunu düşünen bilim insanlarına göre, güneş yeni bir sessizlik evresine girmek üzere.
Tarihte küçük buz devri diye adlandırılan çeşitli dönemler yaşandı. 17. yüzyılın ikinci yarısında kuzey yarı küreyi etkisi altına alan soğuk yaşamı büyük ölçüde değiştirmişti. Fransız ordusu, donan nehirlerin üzerinde yürüyerek Hollandayı kuşatmıştı. İzlandada nüfusun yarısı soğuktan donarak ölmüştü.
Bu, tarihte ilk değildi: ondan bir kaç yüz yıl önce 1420 ile 1570 arasında yine benzer bir buz devri yaşanmış, Greenlanddaki Viking kolonilerinin üzerinde yaşadığı verimli topraklar devasa buzul kütlelerine dönüşmüştü.İşin ilginci bu iki mini buz devrinde de güneşin rolünün olması. Güneşin içinde süregelen faaliyetler ile dünyada yaşanan iklim değişiklikleri arasında ciddi bir bağlantı bulunuyor.Teleskobun icat edildiği 1610 yılından bu yana, başta Galileo olmak üzere bilim adamları, Güneş lekelerini dikkatle inceliyor. Güneş lekeleri, yıldız hakkında tutulmuş en eski astronomi kaynağı olma niteliği taşıyor. Güneş fırtınalarıyla beraber çoğalan güneş lekeleri bir salınımını 11 senede tamamlıyor.
Tarihte küçük buz devri diye adlandırılan çeşitli dönemler yaşandı. 17. yüzyılın ikinci yarısında kuzey yarı küreyi etkisi altına alan soğuk yaşamı büyük ölçüde değiştirmişti. Fransız ordusu, donan nehirlerin üzerinde yürüyerek Hollandayı kuşatmıştı. İzlandada nüfusun yarısı soğuktan donarak ölmüştü.Bu, tarihte ilk değildi: ondan bir kaç yüz yıl önce 1420 ile 1570 arasında yine benzer bir buz devri yaşanmış, Greenlanddaki Viking kolonilerinin üzerinde yaşadığı verimli topraklar devasa buzul kütlelerine dönüşmüştü.İşin ilginci bu iki mini buz devrinde de güneşin rolünün olması. Güneşin içinde süregelen faaliyetler ile dünyada yaşanan iklim değişiklikleri arasında ciddi bir bağlantı bulunuyor.Teleskobun icat edildiği 1610 yılından bu yana, başta Galileo olmak üzere bilim adamları, Güneş lekelerini dikkatle inceliyor. Güneş lekeleri, yıldız hakkında tutulmuş en eski astronomi kaynağı olma niteliği taşıyor. Güneş fırtınalarıyla beraber çoğalan güneş lekeleri bir salınımını 11 senede tamamlıyor.Güneş lekelerindeki değişimler, yıldızın geçtiği evrelerin kaydedilmesine olanak veriyor. Örneğin, 1645 ve 1715te lekelerin azaldığı kaydedilmiş ve buna gözlemi gerçekleştiren astronomdan esinlenilerek Maunder Minimum adı verilmişti.
Güneş Lekelerinin azaldığı zamanlarda Dünyanın da ısısının düştüğü düşünülüyor. Yeryüzündeki ağaçlarda yapılan halka analizlerinden, ağaçların kimi periyotlar içerisinde daha yavaş büyüdüğü tespit edildi. Bu periyotlarda Dünyanın daha serin olduğu ve bunun da Güneşteki patlamaların görece az olduğu zamanlara rastladığı düşünülüyor.
Bilim dünyasına göre, Güneş uzunca bir zamandan beri son bin yılın en aktif durumunda.. Son 60 yıl içerisinde Güneş lekeleri sayısındaki artışa paralel olarak, Dünya ısısında bir yükselme gözleniyor. Ancak yeni bulgulardan yola çıkan astronotlara göre güneş yeniden bir sessizlik evresine girmeye hazırlanıyor.
Küresel ısınmanın hızla ilerlediğini ve dünyaya geri dönüşü mümkün olmayan çevre felaketlerine ve zararlara yol açacağını ısrarla söyleyen iklim bilimcilerin yanısıra, bu yeni gelişme ne kadar sevindirici?
Donuk ve sakin bir güneş, ve bunu sonucu ortaya çıkacak soğuk, belki de dünyanın tam da ihtiyacı olduğu bir nefes alma dönemi…
Popüler bilim dergisi New Scientist geçtiğimiz haftalarla bu konuyu kapağına taşıdı. Londrada Imperial Collegeden atmosfer fizikçisi Joanna Haighe göre “bu yeni gelişme küresel ısınmayı bir süreliğine bile olsa durdurabilir”.
Geçtiğimiz yüzyılda küresel ısı ortalama 0.6 derece arttı. Bu artışın tümünde sorumluluğun insanoğlunda olduğu sanılıyordu. Ancak araştırmalar sonucunda güneşin de bunda belirli ölçülerde payının olduğu ortaya çıktı. Şüphesiz küresel ısınmayı yalnızca güneşte meydana gelen manyetik aktivitelerle açıklamak son derece yanıltıcı olur.
Güneş lekeleri ile yeryüzündeki ısı değişikliği arasındaki bağlantıyı araştıran Max-Planck-Institutden Dr. Sami Solanki, Grönlandda buz kalıplarındaki berilyum izotoplarını inceledi.
Kozmik ışınların meydana getirdiği izotoplar, bir elementin aynı kimyasal özelliklerine sahip fakat atom ağırlıkları farklı atomlarından biridir.
Kozmik ışınlar, Güneş rüzgarı adı verilen yıldızın yüzeyinden uzaya yayılan yüklü parçacıklardan geçerek nitelik değiştiriyorlar. Güneş rüzgarlarının şiddeti ise, yıldızdaki patlamalara paralel olarak değişiyor.
Bilim adamları, Grönlandda buzullardaki berilyum elementinden kozmik ışınların etkisini ve bunun üzerinden de geçmiş yüzyıllarda Güneşteki fırtınaların şiddetini yaklaşık olarak hesap edebiliyorlar.
Dr. Solanki, Güneş lekelerinin şiddetinin yıllar içerisinde farklılık gösterebileceğini, ancak son 60 yıldır geçmiş bin yılın en şiddetli seviyesinde ulaştığını ifade etti. Buna göre, Güneş lekeleri son bir kaç yüzyılda artıyordu ancak, son 60 yılda görülmemiş bir artış kaydedildi. Dünya da bunun sonucunda ısındı.
Bazı çevreler ısınmanın Güneş lekelerinde kaynaklandığını, yakıt kaynakların yakılmasının etkisinin görece etkisiz kaldığını savunuyorlar. Ancak, Dr. Solankinin analizlerine göre, Güneş fırtınalarının şiddeti 20 yılda sabit kaldı, Dünyanın ısısı ise artmaya devam etti.
1940 yılından bu yana artan güneş lekelerine rağmen, dünya bugün olduğundan çok daha soğuk olmalıydı. O halde 1970 yılından bu yana gelişen küresel ısınmadan güneşi sorumlu tutamayız diyor Solanki.
Bu yeni gelişmeler küresel ısınmanın tek sorumlusunun güneş olduğunu göstermiyor. Sera etkisi yaratan yaratan karbondioksit salınımının sanayileşme sürecinde bilinçsizce arttırılması ve ozon tabakasındaki deliğin her geçen gün birez daha büyümesinde insanın payı asla göz ardı edilmemeli. Yaşanabilecek olası bir mini buz devri ise küresel ısınma karşısında olsa olsa küçük bir soluk olacak. Önlem alınmaması halinde feci çevre felaketleri kapıda.
Kozmik ışınlardan bulutlara: Dünyaya periyodik olarak egemen olan buzul çağının sorumlusunun atmosfere yağan kozmik ışınlar olabileceği ileri sürüldü. Kozmik ışınlar, uzaydan gelen yüksek enerjili proton ve öteki bazı parçacıklar. Kozmik ışınlar bulut oluşumunu etkileyerek iklim değişimine yol açıyorlar.
Bu görüş, buzul çağlarının dünyaya düşen güneş ışınlarının, gezegenimizin yörüngesinde meydana gelen döngüsel değişimlere bağlı olarak farklılık göstermesinden kaynaklandığı yolundaki klasik modelden çok farklı.
Kozmik ışınlarla iklim değişimi arrasındaki ilişkinin varlığı ilk kez Danimarkalı uzay araştırmacıları Henrik Svensmark ve Eigil Friss Christense tarafından ortaya atıldı.
İki araştırmacı yüksek düzeyde kozmik ışın akışının atmosferdeki molekülleri iyonlaştırarak bulut oluşumunu, bunun sonucu olarak ta soğuk iklimi tetiklediğini öne sürmüşlerdi.
Danimarkalı bilimciler kozmik ışın akışındaki değişimleri de güneş rüzgarının, yani Güneşten kopup gelen yüklü parçacık sağanağının şiddetindeki değişimlere bağlamışlardı.
Kaynak: Hürriyet
İlgili Haberler
- Elektrikte kablo dönemi kapanıyor...
- Dünyanın su sorunu İsveçte masaya yatırılıyor...
- Felaket erken geldi...
- Küresel ısınma, nemin de artışına yol açıyor...
- ABden iklim değişikliği için yeni strateji...
- Memelilerin 2.5 milyon yılı kaldı...
- Çevreci yolcu uçağı tasarlandı...
- Küresel ısınmaya küresel konferans...
- Küresel ısınma hızlanıyor...
- Bluetooth kulaklıkta stereo dönemi başladı...














